Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanı Prof. Dr. Mustafa Saçar,  varis hastalığının oluşmasını ve ilerlemesini önlemek için dikkat edilmesi gerekenleri açıkladı. Saçar, “Varisler derecelerine göre tedavi edilir. Varisi önlemek için aktif yaşam tarzı sergilemek gerekir” dedi.

Denizli Haber -  Özel Denizli Cerrahi Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanı Prof. Dr. Mustafa Saçar,  birçok vatandaşın merak ettiği varis hastalığı hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Son günlerde varis şikayetlerinin arttığı varis hastalığının tanı ve tedavi yöntemlerini hakkında ipuçları veren Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanı Prof. Dr. Mustafa Saçar, “Varis, bacaklardaki kirli kanı taşıyan toplardamarların, bu kirli kanı kalbe taşıyamamasından dolayı ortaya çıkar. Toplardamarlar, kirli kanı bacak kas pompasıyla ve derin nefes alıp verirken kullandığımız diyaframın etkisiyle birlikte göğüs içindeki negatif basınç sayesinde bacaktaki kanı yukarıya taşır. Sistemlerden bir tanesinde arıza olduğu zaman toplardamar yetmezliğinin bir türü olan varisler ortaya çıkar. Varisler, oluşum mekanizmasına göre farklı belirtiler gösterir. Hafif düzeydeki varislerde sadece hafif derecede ağrılar, kramplar, kaşınmalar olurken, ileri düzeydeki ciddi varislerde iyileşmeyen yaralar ve tekrarlayan cilt enfeksiyonları ortaya çıkabilir “ dedi.

Tedavi edilmeyen kalp hastalıkları ölümle sonuçlanabiliyor Tedavi edilmeyen kalp hastalıkları ölümle sonuçlanabiliyor

“Varis birkaç yöntemle tespit edilebilir”

Varisin oluş mekanizmasına göre farklı çeşitleri olduğunu belirten Prof. Dr. Mustafa Saçar, “Varis birkaç yöntemle tespit edilebilir. Öncelikle hastaları fiziki muayenesini yapıyoruz ancak gözle görülmeyen içteki damarların tespiti için doppler ultrason dediğimiz günümüzde altın standart olan görüntüleme yöntemini kullanmaktayız. Doppler ultrason görüntüleme yöntemi ile toplardamarlardaki kapakçıkların kaçak düzeyini, toplardamarların çaplarını ölçebiliyoruz ve bu sayede hangi tür tedavi uygulayacağımıza karar verebiliyoruz. Varisin oluş mekanizmasına göre farklı türleri vardır. Vücudumuzda toplardamarlar derinde, yüzeyde ve bu iki sistem arasında köprü damarlar dediğimiz toplardamarlardan oluşmaktadır.  Varisler bu damarlardan hangisinde meydana gelirse ona göre belirti verir. Varisler, ince kılcal damarlarda, orta çaplı retiküler damarlarda ve daha geniş variköz damarlarda ortaya çıkabilir” diye konuştu.

Önemli bir hasta grubu da hamilelerdir. Hamilelerde bebek büyüdükçe toplardamarlara yük artacağı için hamilelik sürecinin son dönemlerinde kalp damar doktorları tarafından değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Saçar, “Varisler derecelerine göre tedavi edilir. Hafif düzeydeki varislerde ilaç tedavisi, kompresyon tedavisi dediğimiz çorap veya bandajlama sistemi uyguluyoruz. Ancak ileri düzeydeki varislerde bunları uygulamamız yeterli olmuyor. Gelişen teknoloji ile birlikte günümüzde artık kapalı yöntemler ile birlikte cerrahi işlemler, girişimsel işlemler yapılmakta. Hastaları aynı gün hastanede yatmalarına gerek kalmadan taburcu edebildiğimiz yöntemler var.

Varis zamanında müdahale edilmezse çeşitli komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Varis oluşumunu önlemek için aktif yaşam tarzı sergilemek gerekir. Özellikle kilo vermek çok önemli ve fit vücuda sahip olması daha iyi olur. Bacak kasları da çok önemli olup bu damarlara daha rahat kanı pompalar, sigara bırakılması da çok önemli. Hamilelerde bebek büyüdükçe toplardamarla yük artacağı için hamilelik sürecinin son dönemlerinde kalp damar doktorları tarafından değerlendirilmeli. Mümkünse de uygun varis çoraplarıyla hamilelik tamamlanmalı” ifadelerini kullandı.