ATATÜRK VE LAİKLİK

Atatürk ‘’Her türlü düşünceye ve inanışa saygılıyız.’’ diyerek laiklik ilkesini hayata geçirmiştir. Laiklik denilince akla gelen şeyin din ve dini inanıştan uzaklaştırma gibi algılanıyor olması laikliği doğru anlayamadığımızın göstergesidir. Atatürk’ün bizlere bıraktığı laiklik her şeyden önce dine ve dini inanışa saygıdır. Atatürk’ün bizlere anlatmak istediği laiklik dini inanç özgürlüğü ve buna saygının ta kendisidir. Atatürk daha 7 yaşında Kuran’ı hatmetmiştir. 8 yaşında Kuran’ın tamamını ezbere okumuştur. Çocukluk yıllarında Selanik’te Mevlevi-Bektaşi Tekkelerine giderek ayinlere katılmıştır. Çanakkale Savaşı yıllarında yakın dostlarına Allah’ın inayeti sayesinde bu savaşı kazanacaklarını belirtmiştir. Kurtuluş Savaşı yıllarında minbere çıkıp ‘’Allah birdir, şanı büyüktür.’’ Diye başlayan ve Hz Muhammed’den övgüyle söz eden bir hutbe vermiştir. TBMM’yi tekbir ve dualarla açtırmıştır. Cumhuriyet Döneminde Topkapı Sarayında Kuran okutma geleneğini sürdürmüştür. Özel hafızı olan Hafız Yaşar’ı Kuran okutup dinlemiştir. Atatürk Cumhuriyeti ilan ettikten sonra 1930’lu yıllarda Ramazan Ayların da dönemin tanınmış hafızlarını köşke çağırarak okutup dinlemiştir.  Atatürk döneminde okullarda din eğitimi devam etmiştir. Bu derslerde çocuklara ‘’Cumhuriyet Çocuğunun Din Dersleri’’ adlı kitap okutulmuştur. Kurtuluş Savaşı yıllarında Yunanlılar tarafından yakılıp yıkılan yüzlerce camiyi onartıp yeniden yaptırmıştır. Atatürk İslam dünyası ile de yakından ilgilenmiştir. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra İran, Irak ve Afganistan gibi Müslüman ülkelerle Sadabat Paktı’nı kurarak Müslüman ülkelerle birlikte hareket etmiştir. 1937 yılında Filistin’e yönelik bir Siyonist-Haçlı saldırısı olacağını haber alır almaz ‘’Filistin’e el sürülemez’’ diye bir bildiri yayınlayarak Müslüman Filistinlilerin yanında olmuştur. Tarih kitaplarında İslam Tarihi bölümünün yazımına bizzat katkıda bulunarak bu kitaplarda Hz Muhammed’in savaşlarını anlatan haritaları bizzat kendisi çizmiştir. Din işlerinin yürütülmesi için Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurmuştur. Kuran’ı Kerim’i konunun uzmanlarına tercüme ettirmiştir. Müslüman Türk halkının anlayarak, hissederek Tanrı’ya daha kalbi bir şekilde ve aracılara ihtiyaç duymadan yönelebilmesi için Türkçe Kuran, Türkçe hutbe ve Türkçe ezan okutmuştur. Bu iş için İstanbul’un 9 hafızını özel olarak hazırlatmıştır. Türk Devleti’nin temeline aklı ve bilimi yerleştirmiştir. Din-bilim çelişkisi içinde savrulup gitmemiş İslam Dininin akla ve bilime engel olmadığını aksine din ve bilimin birbirinden ayrılamaz bir bütün olduğunu ortaya koymuştur. İslam dininin gereği zannedilen İslam dini ile hiçbir ilgisi olmayan tekke ve zaviyeler, saltanatlık, halifelik gibi kavram ve objeleri kaldırmıştır. Atatürk laiklik ilkesiyle aslında din özgürlüğünü garanti altına alarak hurafelerin ve yanlış inanışların önüne geçmeye çalışmıştır. Bilimi ve ilimi akıl ile harmanlamıştır. Bir meşale tutarak aydınlığa neden olmuştur. Atatürk’ü ve Laikliği doğru anlamak temennisi ile…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Gülay dalkılıç
Gülay dalkılıç - 3 hafta Önce

Çok güzel anlatmışsınız hocam azınıza sağlık