Son yazılarımda konunun ana başlığı “Liderlik”… Ancak John C. Maxwell ve bu konuyu ele alan diğer uzmanların anlattıkları ile bizim anladığımız “Liderlik” arasında çok ciddi farklar var. Bana göre bizim “Liderlik” tanımımızda anlam kayması var. “Liderlik” dediğimizde ilk akla gelen “Güç” oluyor. Lideri arkasına gizleneceğimiz bir kişi olarak görüyoruz. Lider, hırsları olan, hatta bu hırsları için “ vurmak, kırmak, ihanet etmek, ezmek dâhilher şeyi yapmayı mubah sayan kişi olarak kabul ediliyor.
Konu hakkında yazarken bazen liderliği, bazen yöneticiliği kullandım. Ancak kullandığım her iki kelime de bir türlü benim içime sinmedi. Çünkü anlatmak istediklerim ile anlaşılanlar tam olarak uyuşmuyor. Bu yüzden yazdıklarımı çok gereksiz görüp, şöyle diyenler olabilir:
- Benim bir Lider ya da yönetici olmak gibi bir hedefim ve amacım yok. Bana göre; ben kendi işimi en doğru şekilde yapayım. Bunun dışında liderliği, yöneticiliği kim yaparsa yapsın. Maaşım da biraz daha iyi olursa fena olmaz.
Ancak benim ve bu konu ile ilgilenenlerin anlatmak istedikleri anlam bu değil…
Peki anlatılmak istenen nedir?
Sosyologların yaptıkları araştırmalara göre en içe dönük bir kişi bile yaşadığı süre içerisinde 10 bin kişiyi etkilemektedir. Bu etki, olumlu veya olumsuz, doğru ya da yanlış olabilir. Mesela anne baba evlatlarını etkiliyor. Yeni yuva kuran çiftler birbirlerini etkiliyor. Öğretmenler öğrencilerini, yazarlar ve şairler okuyanlarını, komutanlar askerlerini, siyasiler vekilliklerini yaptıkları milletleri etkilemektedirler.
Her gün beraber olduğumuz kişiler ile etkileşim içerisindeyiz. Bu açıdan bakıldığında her gün birilerini “kendimize göre olumlu” şekilde etkileyemeye çalışıyoruz. Gün içerisinde anlattıklarımızla, yaptıklarımızla, bazen de susarak bir şeyler anlatmaya gayret ediyoruz. Bunu görmek için kendimize ve etrafımıza dikkatlice bakmamız yeterli. Hatta daha iyi anlamak istiyorsanız, gün çerisinde kimlerle, neler hakkında konuştuğunuza bir bakın. Bu konuşmalarda en azından kendinize, evlatlarınıza daha iyi bir gelecek kurabilmek için gayret içerisinde olduğunuzu göreceksiniz. Nasıl yaparımda “Evladımın daha fazla ders çalışmasını, daha sorumlu biri olmasını sağlayabilirim? Sorusuna cevap arayacaksınız. Sosyal medyada her gün beğenilen bir söz, fotoğraf paylaşılıyor. Bunun amacı da az da olsa insanları etkileyebilmek değil mi?
Burada “Etkilemek” kelimesinde de “anlam kayması” yaşayabiliyoruz. Etkilemeyi “insanları kandırmak” olarak görebiliyoruz. Bu yüzden bu konuda kendisini geliştirmeye çalışan kişileri de “İnsanları kandırmak” için mi kendini geliştiriyorsun? diyerek suçluyoruz.
John C. Maxwell konu ile ilgili başından geçen şu olayı anlatıyor:
“Bir Üniversite rektörü bana okul tarafından verilen liderlik dersine katılan öğrencilerin sayısının çok az olduğunu söylemişti. Neden? Çünkü bu kişilerden çok azı bir lider olduğuna inanıyordu da ondan… Eğer onlar liderliğin sadece insanları etkileme sanatı olduğunu ve gün esnasında herkesin doğal olarak en az dört kişiyi etkilemeye çalıştığını bilseydiler, konuyla ilgili daha fazla şey öğrenmeye can atarlardı. Çünkü insan neyi bilmediğini bilmediği sürece gelişemez.”
Bence yukarıdaki ifadelerde en önemli cümle “insan neyi bilmediğini, bilmediği sürece gelişemez” cümlesidir. Gerçekten neyi bilmediğimizi bilmediğimiz için öğrenmek için herhangi bir gayret içerisine girmiyoruz. Öğrenmemiz ve uygulamamızın önündeki en önemli engellerden birisi de “Liderlik ve Yöneticiliğe” yüklediğimiz yanlış anlamlar. Bu yanlış anlamlar yüzünden bu konuda kendimizi geliştirmekten bilinçli olarak uzak duruyoruz.
İşin açığı ben de bu konuda doğru kelimeyi bulamadım. Sizden bu konuda yardım istiyorum. Eğer toplum olarak birbirimizi olumlu yönde etkileyip geliştireceksek bu konudaki becerilerimizi, tecrübelerimizi artırmamız gerekmektedir.
Anlatmaya çalıştığım tanımın içerisinde;
Bilgi ve yetkinliğe sahip olmak, tecrübeli olmak ve bunları etkili şekilde insanlarla paylaşmak var. Doğru iletişim kurmak var. İnsanlara rehber olmak, yol göstermek var. İnsanlara talimat vermekten çok, yapılması gerekenleri temsil etmek var. Güvenilir olmak var. Kanaat önderliği, Ombudsmanlık, Öğretmenlik, Ahilik, dervişlik hatta peygamber özellikleri var.
Mevlana’nın yaptığı da bu… Mevlana yaşadığı o çok zor koşullarda etrafındaki etkiledi (Anadolu’da kargaşa devam ediyor, Kurdukları obalarını bir “Tapınak Şovalyeler”i yerle bir ediyor, bir “Timur’un Askerleri” yakıp yıkıyorlar). Mevlana’nın çelebileri de Denizli’ye geldi, Denizli’deki insanlara yol gösterdiler. Yunus Emre’yi, Hacı Bektaş Veli’yi, Ahi Sinan’ları, İmam Gazali’leri, Dede Korkutları, Bilge Kaan’ları hep bu zümreden sayabilirsiniz. Şeyh Edebali Osman Gazi’ye, Zembilli Yavuz Sultan Selim’i, Aksemseddin Fatih Sultan Mehmet’i, Ebu Suud Efendi Kanuni Sultan Süleyman’ı etkiledi. Bu isimler ve diğerleri hepsi birden insanlığı etkiledi. Tabii ki bunların yanında Hitler’leri, Mussolini’leri, Firavun’ları, Nemrut’ları da olumsuz örnek olarak sayabilirsiniz.
Yukarıdaki tanımı ne yazıkki bizim yanlış “Liderlik” anlayışımız karşılamıyor. Bu yüzden bunların hepsini kapsayacak bir kelime bulmamız gerekiyor. Bu öyle bir kelime olmalı ki;o kelimeyi duyan birisi “Benim kendimi bu konuda mutlaka geliştirmem gerekiyor”demelii…
Bu kelime için yorum ve önerilerinizi bekliyorum...
Dostlukla…
Not: Öneri vermeye pek alışkın değiliz ama ben yine de umutluyum ve o kelimeyi beraber mutlaka bulacağız.
hayri.un@gmail.com