BURUK VEDALAR!..

Abone Ol

Ne yazık ki hayatta, kavuşmalar kadar vedalarda var.  Bu hayatımızın bir gerçeği ve biz bununla birlikte yaşamasını öğrenmek zorundayız. Tabii ki bu vedalar hiç de kolay olamıyor…

Kavuşmalar ne kadar coşkulu, heyecanlı ise, vedalar da bir o kadar buruk ve iç acıtıcı.

Belki dönüşü olan vedalarda, tekrar kavuşabilmenin getirdiği bir umut olduğundan bu burukluk o kadar da iç acıtıcı yaşanmayabiliyor. Fakat eğer bu vedanın tekrar kavuşması yok ise, işte o zamanki VEDA çok daha farklı olmakta…

İşte bu tarz vedalar, içerisinde o kadar çok şey barındırır ki, bunlar nasıl anlatılır bilinmez. Belki biraz HÜZÜN, belki biraz ACI, belki de birçok yaşanmışlıkların dışında, bir o kadar da geride kalan YAŞANMAMIŞLIKLAR.

Bu yıl yakın çevremde bu vedalardan bir kaçına ben de şahit oldum. Öncelikle 3,5 ay kadar önce yaşanan bir vedadan bahsetmek istiyorum. Beni derinden etkileyen vedalardan bir tanesi idi bu zamansız veda.

Daha minicik bir bebekti veda ettiğimiz, henüz 2,5 veya 3 aylık ya var ya da yok. Annesinin ilk bebeği olan, oğluşundan sonra, özlemle beklediği kızı idi o. Evet kız bebek, belki de her annenin içten içe arzu ettiği ve özlemini duyduğu kız, nihayet kavuştuğu kızı idi o…

Saçlarını tarayarak okula yollayacak, kimi gün atkuyruğu kimi gün ise örgüler yapacak, süslü süslü tokalar takacak, kızı idi o kız bebeği. Hele bir de büyüdüğünde, kime benzeyecek acaba, tıpkı annesinin genç kızlığı diyecek mi? yakınları. En zevklisi de belki anne kız alışverişe çıkmak olacaktı, sanki çok yakın iki arkadaş gibi. Birbirlerine fikir danışarak yapılacak alışverişler, bazen tartışacaklardı belki de. Çünkü gençliğin doyumsuzluğu ile her gördüğünü almak isteyecek, ve tartışacaklardı belki.

Mutfakta anne kız bir başka olacak, ilk kekini annesi ile yapacak, kabaracak yada kabarmayacak, içi pişecek yada çiğ kalacak, belki de ilk keki hiç bir şeye benzemeyecek ama, babası için dünyanın en lezzetli keki olacaktı. Kızının ilk aşkı olacaktı babası, zaman zaman belki annesinden bile kıskanacaktı babasını. Ama olsun, büyüdüğü zaman her zaman annesinin en büyük destekçisi ve yakını, sırdaşı olacaktı…

Belki de en acısı, onu kaybettikleri tarihti. Tarih farklı olsa daha mı az acıtırdı acaba? 23 NİSAN her çocuk için çok özel olan, ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI, bir anne nasıl dayanabilirdi böylesine bir acıya, hele böyle özel bir kutlama, bir bayram gününde böyle bir acıyı yaşıyor olmak, dayanılır gibi değildi. Belki de oğlunu bayrama hazırlamak zorunda kalacak, içi kan ağlarken diğer yavrusunu üzmemek adına bu acıyı içinde yaşamaya çalışacak...

Aslında şu anda, yazımın tam da ortasına, bir ateş gibi düştü bu haber, bir şehit haberi, yine ocaklara kor ateşler düştü, yine ateş düştüğü yerleri yaktı geçti. Acının böylesi nasıl tarif edilir bilinmez ama, gencecik bir fidan, sırım gibi bir delikanlı, üstelik en tehlikeli bölgelerden birinde, (Şırnak’ta)  belki de acıya acı katan, bir de askerliğini bitirip tezkere aldıktan sonra, böylesine insanlık dışı bir saldırı ile veda etmiş olması, böyle bir yazı yazarken gelen bu habere değinmeden geçmek olmazdı, olamazdı...

Jandarma er DOĞAN ACAR, bugün (11 ağustos 2015) ilimiz Denizli’de, insanların sel olduğu bir törenle sonsuzluğa uğurlandı. Sözün bittiği yer denen şey bu olsa gerek…

Belki sevdiği bir kız vardı, yolunu gözleyen, belki de asker dönüşü hemen o kız ile evlenmekti hayali. Boy boy olacaktı belki de çocukları, kendi yaşayamadıklarını yaşatacaktı çocuklarına belki. Yalnızca gencin kendi hayalleri değildi yarım kalan, o ailenin anne ve babasının onunla ilgili kurdukları bütün hayallerdi yaşayamadıkları, hepsi askerlik dönüşüne ertelenmişti belki de…

Bu veda çok daha farklı, sessiz sedasız değil, toplumun hep birlikte dile getirdiği bir HAYKIRIŞ şeklindeki bir veda idi, bütün toplumda yürekleri parçalayan bir VEDA!..

Bundan bir hafta önce gene yakın çevremde bir arkadaşımıza yaptığımız bir vedadan söz etmek istiyorum. Belki diğer vedalara göre biraz daha yaşanmışlık söz konusu bu vedamızda. Fakat her ne kadar yaşanmışlık olursa olsun, bir o kadar da yaşanmamışlık söz konusu, her bir sonda olduğu gibi…

Yusuf Bey, çalışmış çabalamış, çocuklarını büyütmüş ve emekliye de ayrılmıştı belki ama o Mürvet görmek denen şey var ya, henüz daha onu yaşayamamış, oğullarını evlendirememişti. Tabii ki onunda en büyük hayallerindendi oğullarını damat olarak görebilmek, dahası onların evlatlarını, yani torunlarını görebilmek, mutlaka hayallerinin bir yerlerini süslemekte idi.

Aslında son derece hayat dolu, esprili, sağlıklı bir insandı Yusuf Bey. O gün de arkadaşı ile güzel bir gün planlamış, doğa ile baş başa bahçe işleri ile uğraşmak üzere, üç arkadaş yola çıkmış, eşleri onları hazırlayarak, uğurlamışlar, fakat onlar daha hedefledikleri yere ulaşamadan ne yazık ki daha yolda, ani bir kalp krizi, almıştır onu sevdiklerinden…

Zamansız ve beklenmedik vedalar, bu son günlerde çok mu fazla arttı yoksa bana mı öyle geliyor, geçenlerde arkadaşlarımdan birisi “toprağın altındaki tanıdıklarımız son günlerde sanki üstündekinden daha fazla olmaya başladı, yaşlanıyoruz galiba” dedi. O  an kendimi derin bir hüzün içinde hissettim.

Hayatın aslında ne kadar uzun göründüğü önemli değil, gerçek anlamda baktığımızda çok kısa olduğunu görmemek mümkün değil, daha hayata gözlerini açalı birkaç ay olmuş,  Ece Bebek, Canımız Kızımız, Meltem ve Ahmet Kafes çiftinin minik Ecesi. Ve o gencecik fidan, henüz daha yirmi yaşında ya var ya yok, Şehidimiz Doğan Acar. Ve de yirmi yıl birlikte aynı okulda görev yaptığımız arkadaşım, Fatma Deligöz’ün değerli eşi,Hüseyin ve Fuat'ın babaları, Yusuf Deligöz. Her birinin vedası da ayrı ayrı hüzünlü, bir o kadar da buruk ve gerçek anlamda, zamansız vedalardı…

Tabiî ki dayanılır gibi değildi bu acılar, eğer inancımız olmasa. Elden gelen bir şey yoktur,( takdir-i İlahi) emir büyük yerden gelince, boyunlar kıldan incedir, hele ki ŞEHİTLİK mertebesi her kula kısmet olan bir mertebe değildir…

Ateş gerçekten de düştüğü yeri yakmakta, veda ettiğimiz bütün insanlara, ALLAH'TAN Rahmet diliyorum, ALLAH bütün yakınlarını kaybeden ailelere sabırlar ve dayanma gücü versin, hiçbir aileye de sevdikleri ile zamansız vedalar yaşatmasın…

SAĞLIKLI VE SEVDİKLERİNİZLE SEVGİ İLE KALIN, HOŞÇAKALIN.

ZELİYHA ÇINAR