GÜNÜN İÇİNDEN

Dik durmak meselesi: bu hayat bir oyun değil, kıymetli gardaşım!

TAHİR AYGÜN | Pamukkale Haber Köşe

Abone Ol

Şimdilerde herkesin dilinde bir ‘strateji’, bir ‘hamle’ lafı dolanıyor. “Hayat bir oyundur, hamleni yap, kazan ya da kaybet fark etmez, yeniden başlarsın.” diyorlar. Bakıyorsun televizyona, sosyal medyaya; sanki elimizde bir ‘oyun kolu’ var da, düğmeye basınca her şey sıfırlanacak.

Uydurmasyon!

Kusura bakmayın ama ben bu laflara ‘höt’ derim. Hayat, ne bir zart zurt oyunudur ne de el âlemin skor tahtası. Hayat, derinliğine, kıymetine paha biçilemez bir emanettir bize.

Gel gelelim oyunla hayat arasındaki o büyük ayrımcılığa. Bir oyunda kurallar bellidir, canın yanarsa reset tuşuna basarsın. Ama gerçek hayatta o tuş yok, bizim oğlan. Verdiğin kararın, ağzından çıkan incitici bir lafın, kırdığın bir kalbin geri dönüşü var mı? Yok! Geri gelmeyen zamanı ne yapcan?

İşte bu yüzden, hayatı sadece ‘strateji’ kurup ilerlemekten ibaret sanmak, bizi insanlığımızdan uzaklaştırıyor.

Eğri Büğrü Zamanlarda Dik Durmak Elzemdir

Son zamanlarda çevremize bir bakın; dünya eğri büğrü bir hal almış durumda. Doğru olanlar eğiliyor, yanlış olanlar parlatılıp sana ‘doğru’ diye yutturulmaya çalışılıyor. Ortam, resmen bir manipülasyon çemberi…

Birini suçlulukla, korkuyla sindirip istediğini yaptırmak mı dersin, eksik bilgi verip kafasını karıştırmak mı dersin… Adam senin özgüvenini yiyip bitiriyor ki, daha kolay yönetebilsin. Seni kandırıbalar kendi çıkarlarına yontuyor!

Bu durum, insana kendini değersiz, yersiz yurtsuz hissettirir. Yanlış kararlar alırsın, hem maddi hem manevi dibe çökersin.

İşte tam bu noktada, o gürültü patırtının, o eğri büğrü dünyanın tam ortasında, bizim ‘omurgamız’ devreye girer.

Ne mutlu o insana ki, eğri zamanlarda dimdik durmayı başarır! O, rüzgâr ne yöne eserse essin eğilip bükülmeyen, ilkelerinden ve değerlerinden bir milim bile sapmayan adamdır. O adam, çoğunluğun yanlışlarına bakıp “Herkes yapıyor” demez, sadece kendi vicdanının sesini dinler. Garışık zamanlarda bile yolunu kaybetmez.

Üç Kuruşa Kendini Satma Gardaşım!

Dik durmak kolay mı? Zor gari! Eleştiriye göğüs gersin, baskıyı yersin, hatta bazen yalnız kalırsın. Ama bil ki, o doğru bildiğin yolda yürümen, er ya da geç seni aydınlığa çıkaracaktır. Tarih, bu dik duranların destanlarıyla dolu değil mi zaten? Onlar, bize miras bırakılan en büyük kahramanlardır.

Bizim Denizli'de de, o zorlu zamanlarda eğilmeden işini yapan, lafını esirgemeyen, onurlu duruş sergileyen ne yiğitler, ne analarımız var... Bize düşen, bu mirası yaşatmak, gelecek nesillere "İşte böle dik durulur!" diyerek örnek olmaktır.

Unutma! Herkes hata yapar, biz de yaparız. Mühim olan hatandan ders almak, yanlışınla yüzleşmek ve doğruluk yolunda devam etmektir.

Şunu kafana yaz: Üç beş kuruşluk çıkara satma kendini, eğri değil, dimdik yaşa!

Ne mutlu o onurlu duruş sahiplerine. İnşallah, çevremizdeki dik duranların sayısı bereketlenir artar.

Sevgi ve saygılarımla.