Türkiye’nin en başarılı ilk 10 ultra maraton koşucusundan birisi olan ve Denizli’nin bu daldaki tek sporcusu özelliği de taşıyan İbrahim Efilti, yurt içi ve yurt dışında koştuğu çok sayıda ultra maratonun ardından hedefine dünyada bir ilk olmayı aldı. Dünyada bir yılda 4 kıtada 7 ultra maratonda 2 bin kilometre koşan tek sporcu olmayı hedefleyen Efilti, yarışlar için kendine ve vücuduna güveniyor. ‘İstedikten sonra başaramayacağım hiçbir şey yok’ diyen Efilti, destek bekliyor.
42 kilometrenin üstündeki yarışlara ultra maraton deniliyor. Dünyada çok yaygın olan bu spor Türkiye’de de son yıllarda artmaya başladı. Kapadokya, İznik ve Likya gibi parkurlarda düzenlenen ultra maratonlara Antalya’nın Manavgat ilçesi de dahil olmaya çalışıyor. 250’ye yakın ultra sporcunun yer aldığı Türkiye’de tek Denizlili sporcu ise İbrahim Efilti. Evli ve iki çocuk babası olan 44 yaşındaki Efilti, ailesini geçindirmek için vardiyalı bir şekilde Pamukkale Üniversitesi’nde güvenlik görevlisi olarak çalışıyor. Efilti, ailesini geçindirmenin yanında son yıllarda Denizli’de de ultra maraton organizasyonu düzenlemek için çabalıyor. Son olarak arkadaşları ile PAUM Derneği’ni kuran Efilti, dernek olarak yarışlara katılarak tecrübe ediniyor. Geçen yıllarda NİKADOS ile Pamukkale’den Bozdağ’a 100 kilometrelik parkurda koşan Efilti, amacını uluslararası anlamda Denizli’de bir organizasyon düzenlemek olarak açıkladı. Bunun için sponsor desteğine ihtiyacı olduğunu belirten Efilti ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. İşte o keyifli sohbet;
Birçok kez Uluslararası Ultra maraton koştunuz. (60 km, 80 km, 100 km, 120 km, 130 km, 140 km, 240 km,260 km) Sıradan bir insanken nasıl oldu da bedeniniz böylesi zorlu aktivitelere direnç göstermeye başladı? Bedeninizi nasıl eğittiniz?
Kamuda çalışan memur olarak 3 çocuğum okuyor, geçinebilmek için ek işlerde yıllardır çalıştım, hamballık yaptım, Tuğla-Çimento-Kömür tek başıma çok kamyon-tır yükleri boşalttım, açıkçası bir yandan da bu çalışma ağırlık sporu, vücudum kas yaptı, dayanıklılığım arttı, kendimi baya geliştirdim, çok yoruldum, saatlerce geceleri çalıştığım zamanlar oldu tabiki, beden yoruluyor fakat beyin gücü artıyor bunu fark ettim. Her sabah saat 06’da uyanırım, derler ya erken kalkan yol alır mantığı ile çalışıyorum.
Kapodokya'da (260 km) Tuz Gölünde çöl sıcağı derecesinde, Likya Yolu Ultra Trail Dağ bölgelerinde 240 km ve yüksek irtifada ULTRA TRAİL DU MONT BLANC-TDS (120 Km) İtalya-İsviçre-Fransa'da en prestij ve hem de normal yerlerde koşular yaptınız. Bunlara hazırlanırken nasıl farklılıkları gözetiyor, çalışmalarınızda nasıl değişiklikler yapıyorsunuz?
Tabi ki benim için çok zorlu bir süreç oldu;(40 yaşına kadar sigara içtim bıraktım) yol çizdim kendime hem de upuzun koşmak koşmak koşmak. İş, aile, spor, antrenman derken, ek iş çalışma haricinde pek sağlam antrenman yaptım denilemez, ilk başta beyinde başladım kabullendim başarabilirim diye, fakat çoğu katıldığım Ultra Trail koşularına antrenman olarak koşmaya başladım. Sıralamayı pek önemsemedim, bu benim için çok önemli, sağlıklı bir şekilde finişe ulaşmam, Uluslararası puan alıp diğer yarışmalara katılabilmem gerekiyordu ve başarıya adım adım ulaştım, kendi kendime başa çıkmayı kol kanat olmayı öğrendim, yeterlilik gerektiren bir koşu, bir sınav, kendinle başa çıkma mücadelesi, bir yudum suyun, patikalardan geçerken bir çocuğun gülümsemesi, ne kadar mutlu huzurlu ettiğini daha iyi anlıyorsun bir aile gibi bakış açısı farklı boyuta ulaşıyor diyebilirim.
En çok zorlandığın Ultra Maraton koşusu hangisi? Nasıl mücadele ettin ve başardın?
24-30 Eylül 2012 Likya Yolu Ultra Maratonu; 6 Etap'tan oluşan 240 km dağ koşusu. İlk Ultra Trail dağ koşusu 6 Etapta koştum, kendime hedef belirledim, Çaylak Ultra Maratoncu olarak kiminle arazide aynı performansta koşabilirim diye ‘Sırt Çantamdaki Dünyam’ başladı. Tam tamına 14 kilometre Dağ Çantası ile start aldım. Bakiye Duran Ultra Maratoncu Yurt içi-Yurt dışı Uluslararası çok organizasyonlara katılmış dünya 2.si olmuş, İstanbul Çekmeköy Belediyesi işbirliği ile Çekmeköy-Taşdelen Ormanlarında yarışlar düzenleyen ve Halen Haliç Üniversitesi de Öğretim görevlisi olan; birebir adımlarıyla, sözleriyle, insanlığıyla, ablalığı, öğretmenliği ile öyle bir insanla patika parkurda koşarken karşılaştım, 6 etap 7 gün boyunca kılavuzluk yaptı, çok minnettarım. Sayesinde 240 km finişi görebildim.
Bu koşular arasında sizi en çok zorlayan, “Buraya kadarmış” dedirten oldu mu? Zorlandığınız zamanlarda nasıl bir bilinç ortaya koyuyor ve nasıl bedeninizin istediğiniz şekilde hareket etmesini sağlıyorsunuz?
Likya Yolu Ultra Maratonu tabi ki de; Çok eksikliklerle başladım diyebilirim. Ayakkabı seçimi,1 Hafta da dağıldı. 1 haftalık yiyecek seçimi, ağır gıdalar almışım. Çantamın dağ çantası olması, hep geri geri beni asılıyordu. Psikolojimde hiçbir değişiklik olmadan uzun sürelerde koşma yeteneğim var, bu yüzden de hiç yorulmadan saatlerce devam edebiliyorum. İlk birkaç gün yorgun ve acıya duyarlı oluyorsun ama sonra vücudun yavaş yavaş kendini toparlıyor. Dinlenmem gereken yerde inişlerde, düzlüklerde koşup, tırmanışlarda yürüyerek dinlenme yaparak ilerliyorsun.
İnsan bedenini nasıl görüyor ve yorumluyorsunuz? İnsan bedeninin sınırı neler yapmamıza izin verebilir? Siz kendi sınırınızı daha ne kadar geliştirmeyi hedefliyorsunuz?
İnanıyorum ki insan vücudu hareket etmek için tasarlanmış. Eğer onun yapmak için tasarlandığı şeyleri gerçekleştirmek istiyorsak onu eğitmeliyiz. Böylece kilometrelerce koşabilmek ve hiç sakatlanmamak mümkün hale gelir. Bizler doğamız gereği koşmak için yaratılmışız. Günümüzde bir masada ekranın karşısında saatlerce oturmak, düzeltmemiz gereken bir hata. Fiziğe meydan okumanın sonu yok. İnsanın dayanıklılığını zorlama konusunda gidebileceğim kadar gideceğim.
Dünya'da ve Türkiye'de The North Face® Kapadokya Ultra Trail isim sponsoru biri olan The North Face’in sloganı çok iyi açıklıyor aslında: “Asla keşfetmeyi bırakma.” Bu sözü benimsiyorum ben de. Çölleri aşmayı çok isterim; Atacama 250 km, Sahara 250 km, Gobi 250 km, Antartika son çöl buzullar 250 km (2 bin km) aşmayı ilerleyen yıllarda; 4 Desert GRAND SLAM adayı olmaya, ülkemiz adına Denizli'yi temsil etmek isterim.
Gerçekleştirmek istediğiniz bir proje, aklınızda bir fikir var mı?
(PAUM)Pamukkale Ultra Maraton Doğa Kültür Spor Kulübü Derneği olarak; Elbette hayallerimizin gerçeğe dönüşeceği; Yurt içi Yurt Dışı Uluslararası başarılarımı, kazanımları, bilgi birikimlerimi ülkemiz adına yörelerimize aktaralım, bölge potansiyellerini amaçlarımızın doğrultusunda hareket ederek, ilk başta proje ekibi kurmak; Ultra Maraton Koşu, Treking Yürüyüş, Trail Bisiklet. Çok dikkatli özenli branşlaşma çalışması yaparak başaracağımıza inanıyordum, bedenimi dinleyerek emin adımlarla koşmayı devam ederek. Bu konularda fikir ve önerilere her zaman PAUM Yönetimi olarak her zaman açığız.
SPONSORA İHTİYAÇ VAR
PAUM olarak gerçekleştirmek istediğimiz çok sayıda proje var ama bunun için maddi destek çok önemli. Bizim Çameli ve Denizli Bisiklet Festivalleri gibi kaliteli referanslarımız var. Bunun yanında ilk kez kendim tarafından düzenlenen Pamukkale’den Bozdağ’a 100 kilometrelik bir koşu var. Aklımızda çok kaliteli projeler var ama öncelikle sponsor desteğine ihtiyacımız var. Başarılıyız ve başaramayacağımız hiçbir şey yok. Yeter ki bize destek olunsun. Her şey Denizlimiz için. Gökhan KARAISLI