İNANDIĞIMIZ YALANLAR - 1 (STEREOTİP TEHDİDİ)

Abone Ol

Bu yazımda anlatacağım konuya bilim camiasında “stereotip tehdidi” diyorlar. Aslında biz de buna, “Bir şeyi kırk defa söylersen olur” diyoruz.

Konu hakkında çok ciddi araştırmalar yapılmış, hala da yapılmaktadır. Konu özetle şudur:

Bir grup, şehir veya ülke insanları ile ilgili genel bir takım özellikler belirlenir. Bu belirleme sözel ya da yazılı olabilir. Bu özelliklerin bireylerin hepsinde var olduğu kabul edilir. O özellikler anıldığında hemen o grup akla gelir. Mesela “cimrilik” dendiğinde bir şehrin, fıkra denince başka bir şehrin akla gelmesi gibi…

Bizim kafamızda cinsiyetle ilgili de oluşturduğumuz ön yargılarımız vardır. Daha baştan “Kadınlar şunları yapamaz, Kadından yönetici olmaz, Kadın şoför olmaz” gibi oluşturulan kanılarımız vardır. İşin garip tarafı bunları, çoğu zaman kadınlar da kabul eder.

“Stereotip”in olumlu yönleri de vardır. Örneğin “Denizli’liler çalışkandır, eğitime çok önem verirler” dersiniz. Bir çocuk doğduğundan itibaren bu yargılarla büyürse, kendisi ve kendi çocukları için eğitime değer verir ve çalışkan olmaya çalışır. Dolayısıyla bu düşünce onun için itici bir güç olur ve başarısını daha da artırır.

“Stereotip”in tehdit olması da mümkündür. Örneğin “Denizli’liler ticaretle uğraşır, çalışkandırlar. Ancak siyasetle fazla uğraşmazlar, Denizli’den siyasetçi çıkmaz, hatta Başbakan hiç olmaz” dersiniz. İnsanların buna hiç itiraz etmediklerini, kabul ettiklerini görürsünüz. Hatta gelen tekliflere -sanki siyaset ahlaksız kişilerin yaptığı bir işmiş gibi- “bizi siyasete bulaştırmayın” şeklinde cevap verirler.

Konu ile ilgili yapılan çalışmaların birisi 2004 yılında, dünya bankası iktisatçıları tarafından Hindistan’da yapılmıştır. 652 adet erkek çocuğa bulmacalar verip çözmelerini istemişler. Bu çocukların 321’i ücra köylerden yani Hindistan’a göre daha alt kastlardan (düşük yaşam seviyesi) seçilmiş, diğerleri ise daha üst kastlardan seçilmiştir. İlk bulmaca çözümünde; Alt kasttan gelenler, üst kastlardan gelenler kadar başarılı oluyorlar. Hatta alt kasttan gelenler, üst kasttan gelenleri biraz geçiyorlar. Çalışmanın ikinci aşamasında çocuklardan herkesin önünde “adını, köyünü, babasının ve büyük babasının adlarını ve kast durumunu sesli olarak açıklanması” istenmiştir. Herkesin önünde yapılan bu açıklamadan sonra çocuklara yine bulmacalar verilmiş, Bu defaki bulmaca çözümlerinde ilginç bir sonuç ortaya çıkıyor. Bu kez çocukların başarısında kasta bağlı çok büyük bir farklılık gözlemlenmiştir, alt kastlardan gelen çocukların başarı oranı ciddi ölçüde düşmüştür.

Yapılan iş aslında çok basit: İnsanlara çocukluktan itibaren içinde bulundukları grupla ilgili doğru ya da yanlış bilgileri vermek, belki de beyin yıkamak. Zamanı geldiğinde ona hangi gruba ait olduğunu hatırlatmak.

Bu kadar etkili mi derseniz? Evet… O kadar etkili… Konu hakkında bunu destekleyen çok sayıda çalışma var. Bir tanesi de şu: Örneğin Erkeklerin fen bilimlerinde ve matematikte kızlardan stereotipik olarak daha iyi olduğu kanısı vardır. Matematik veya fen bilgisi sınavlarından önce kızlara bu kanı ve cinsiyetleri hatırlatıldığında ya da en azından test kâğıdının üzerinde E (erkek) veya K (kadın) kutucuklarından birini işaretlemeleri istendiğinde sınav sonuçlarının daha kötü olduğu ortaya çıkmıştır. Stereotip tehdidi kızları ve kadınları teknik alanlara girmekten alıkoyar.

Bu özet bilgiden sonra, Acaba bize de bizimle ilgili inandırdıkları yalanlar var mı?

Cevabı bir sonraki yazımda

Dostlukla…