Geçen yazımdan sonra, geçmişe dayalı notlarımda detaylı bir araştırma yaptım (uzun yıllardır günlük tutmaya çalışır ve notlar alırım), aslında bizim toplantılarımızın bir önceki yazımda belirttiğim tarihten 2 yıl önce başlamış olduğunu tespit ettim. Bu arada benim için önemli notlara da ulaşmış olmanın sevincini yaşamaktayım, elimden geldiği kadar sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
Tabii ki şunu söylemeden de geçmek hiç doğru olmaz, her bireyin olduğu gibi her çocuk da kendine özeldir, yani çocuğunuzu ve yapısını da çok iyi tanıyor olmanız gerekli ona yaklaşırken (tecrübelerimden biliyorum) birbirinin aynısı gibi görünen tek yumurta ikizi çocukların bile karakter yapıları bambaşka olabiliyor.
Notlarımı karıştırmak beni aldı ve o yıllara götürdü, ilk toplantımızı 1999'un ilk ayında yapmışız, ikizlerin o minicik elleri ile yamuk yumuk ama o içten duru paylaşımları beni oldukça duygulandırdı…
İlk toplantı notları şu an önümde (13 ocak 1999) çocuklarımın amaçlarına göz atıyor ve kısaca ilk maddelerini paylaşmak istiyorum, büyük oğlum Kürşat, "şu an benim için en önemli şey liselere giriş sınavı ve iyi bir okul kazanmak" diye yazmış (Denizli’nin en iyi okulu olan Erbakır Fen Lisesi'ni kazanmıştı). İkizlerden Onur Kenan, "okula sizin götürüp getirmenizi istiyorum", Uğur Mehmet ise " hayatımın hep mutlu ve başarılı geçmesini ve aç kalmamayı isterim" diye yazmış.(Mehmet oldukça iştahlı bir çocuktu)…
İlk etapta en heyecanlı ve istekli olan kişi tabii ki bendim, ailemde bir farkındalık oluşturmak için çaba sarf ediyordum ve her şeyden önemlisi, hep birlikte ve kaliteli zaman geçirecektik. Bununla da kalmayacak, her birey hiç çekinmeden büyük küçük demeden bütün samimiyeti ile içini açabileceği bir aile paylaşım yeri olacak, her şeyden önemlisi de insan olmanın ve bir aile olmanın olmazsa olmazı PAYLAŞIM ve DÜRÜSTLÜK bunları çocuklarım yaşayarak öğreneceklerdi…
O gün heyecan içinde hazırlığımı yaptım, öncelikle masamızı cazip hale getirmeliydim meyveler, atıştırmalıklar ve tabiî ki mısır patlatıp çay demlemeden de olmazdı…
Hazırlıklarım bitmişti fakat herkesi masanın etrafına toplamak biraz zor gibi görünmekteydi. İkizler çağrıma en gönülden katılan aile fertleri olmuşlardı, küçük olmaları nedeniyle (7-8 yaşlarındalar) onlara oyun gibi gelmişti, sevinç içerisinde ve heyecanla koşarak katılmışlardı. Büyük oğlum sorun çıkarmamıştı, fakat eşim pek de işin ciddiyetini anlayamamış olsa gerek, “ben T.V.izleyerek olduğum yerden katılırım” demez mi, işte o zaman ortamın biraz gerildiğini hatırlıyorum neyse ki uzun sürmeden o da ikna edildi…
- Masada herkese kağıt ve kalem vermiştim.
- Öncelikle toplantımızın gündemini hep birlikte belirliyor, madde madde bunları yazıyorduk (gündemi olabildiğince kısa tutmaya çalışıyorduk, çok uzun olması aile fertlerini sıkar ve dikkat dağılır) her toplantıda bir yazman belirlememiz gerekiyor, genelliklede bu iş bana kalıyordu.
- Kağıtlara herkes kişisel hedeflerini yazacaktı.
- Ayrıca bir de defterimiz vardı.
- Deftere ise ortak aldığımız kararları yazacaktık.
- Toplantılarımızı her hafta yapmayı hedeflemiştim.
- Toplantı gün ve saatine hep birlikte karar veriyorduk.
-Bir sonraki toplantıda her birey kendi hedeflerine ne kadar yaklaştığını gene kendisi değerlendiriyor, yada neden yaklaşamadığını da açıklamak durumunda kalıyordu.
-Böylelikle hedefine ulaşan kendisi ile daha çok gurur duyarken, ulaşamayan ise bunun burukluğunu yaşıyor, dolayısıyla her birey hedefine ulaşabilmek adına çaba harcıyordu.
- Ortak alınan kararların altına ise her aile bireyi imza atıyordu.
- Ortak kararlar genellikle herkesi ilgilendiren konular ve yaşam alanları ile ilgili oluyordu.
- Güzel şeyler teşvik ediliyor, küçük ödül ve ceza da uygulanıyordu.
-Toplantı günlerimiz tatile de denk gelse, gittiğimiz yerde gene yapılıyor, kimsenin kaytarmasına da kolay kolay izin verilmiyordu.
Böylelikle bizim toplantılarımız yıllarca devam etti. Tabii ki büyük oğlum üniversiteye başladığı yıllarda o ancak olabildiği zamanlarda katılıyordu. İlk etapta her hafta yapmayı planlamış olsak da çoğu zaman iki haftada ancak toplanabilir olmuştuk.
Bence birbirimizle en içten ve samimi paylaşımlarımızın olduğu yerlerdi o toplantılar. Her birey sansürsüz ve direk istediği kişiye istediği eleştiriyi de rahatlıkla yapabiliyordu.
Günümüzde bu problemin daha da çoğaldığını görüyorum. Aile'nin bir arada olduğu zamanlarda bile aslında her birey odasına çekiliyor ve aile içinde herkes gerçek anlamda yalnız yaşıyor, aile olmak bumudur sizce? Gelin bu toplantılarla ailemizi bir araya toplayarak, aile olmanın keyfini hep birlikte ve heyecan içerisinde yaşayalım ve yaşatalım ne dersiniz?
Bu sayede aile fertleri birbiri ile daha çok paylaşım içerisinde olacaklarından, aile içinde sıcak ilişkiler gelişecek ve zamanla iletişimsizlikten oluşacak muhtemel sorunların birçoğu da doğal olarak ortadan kalkacak, bütün aile adına da çok güzel anılar biriktirmiş olacaksınız. Hadi hemen bugünden başlayın!..
Şu anda bütün çocuklarım evden (üniversite Eğitimi nedeniyle) ayrıldıkları için maalesef ki bu toplantıları artık yapamıyoruz. Bir de büyük oğlum çalıştığı şirkette sürekli toplantı yapar pozisyonda olmalarından dolayı, artık toplantının adını bile (belki de haklı olarak) ettirmez bir pozisyona gelmiş durumda, bu yüzden şu ara üstlerine gitmek istemiyorum…
Ama ben açıkçası senede bir veya iki kez bile olsa, bu toplantılarımızı bütün çocuklarımla hatta gelin ve torunlarımla, yapabilmeyi çok arzu ediyorum. Zira aileler gün geçtikçe daha da büyümekte ve bir o kadar da çeşitlenmekte…
Bizim de ailemizde çocuk kadrosundan üç oğlumuz varken, şu an ailemize gelin kadrosundan bir de kızımız katılmış bulunmakta (ailemize hoş geldin, güzel kızım) ve bu katılım ilerleyen tarihlerde iki ve üçe çıkarken, ümit ediyorum ki minik ÇINARLAR'la ailemiz daha da genişleyecek ve bir o kadar da zenginleşecek…
İLETİŞİM İÇERSİNDE VE SEVGİ İLE KALIN, HOŞÇAKALIN…
ZELİYHA ÇINAR