Kurban Bayramı’nda Hem Soframız Şen Olsun Hem Sağlığımız!

Abone Ol

Değerli Denizlililer, sevgili okurlarım...

Yine o içimizi kıpır kıpır eden, sevdiklerimizle kucaklaşacağımız, uzun sofralarda buluşup hasret gidereceğimiz musmutlu bir Kurban Bayramı’nın eşiğindeyiz. Şimdiden hepinize huzurlu, neşeli ve tabii ki sağlık dolu bir bayram diliyorum!

Bayram demek; bir araya gelmek, paylaşmak ve şüphesiz ki o güzelim ikramlarla donatılmış sofraların tadını çıkarmak demek. Hele ki konu Kurban Bayramı olunca, mutfaklarımızdan eksik olmayan kavurma kokuları, tepsilerce baklavalar ve yanındaki ikramlar şimdiden gözünüzün önüne gelmiştir. Peki, bu güzel günleri sonrasında mide ağrıları, hazımsızlık veya pişmanlık hissi yaşamadan, bedenimize de bayram ettirerek geçirmek mümkün mü? Elbette mümkün!

Bir diyetisyen olarak size "Bayramda onu yemeyin, bunu ağzınıza sürmeyin" diyerek o güzel enerjinizi düşürecek değilim. Aksine, yasaklarla değil, doğru dengelerle bu bayramı nasıl daha hafif atlatabileceğimizi konuşalım istiyorum. İşte bayram coşkusunu kaçırmadan sağlığımızı korumanın birkaç tatlı sırrı:

1. Dinlenmiş Et, Mutlu Beden

Kurban kesildikten hemen sonra eti tüketmek, hem pişerken sert olmasına neden olur hem de sindirim sistemimizi bir hayli zorlar. Yeni kesilen ette oluşan "ölüm sertliği" (rigor mortis), midenizde şişkinlik ve hazımsızlık yapabilir. Bu yüzden eti mümkünse en az 12-24 saat buzdolabında dinlendirdikten sonra pişirmek, midenize yapacağınız en büyük iyiliktir.

2. Pişirme Yöntemine Dikkat: Kendi Yağında Kavrulsun

Geleneksel kavurmamızı yaparken ekstra tereyağı veya kuyruk yağı eklememeye özen gösterelim. Et zaten kendi yağıyla gayet güzel pişecektir. Kısık ateşte, kendi suyunda ve yağında pişen et hem daha lezzetli hem de kalbimiz için daha dost olur.

3. Tabağımızdaki Gizli Kahramanlar: Renkli Sebzeler

Bayram sofralarında eti başrole koyuyoruz ama yanındaki yardımcı oyuncuları da unutmamak gerek. Etin yanına ekleyeceğiniz bol yeşillikli, limonlu bir salata veya zeytinyağlı bir sebze yemeği, lif alımınızı artırarak sindirimi kolaylaştırır. Ayrıca sebzelerdeki C vitamini, etteki demirin vücudumuz tarafından çok daha iyi emilmesini sağlar. (Küçük bir diyetisyen tüyosu: Tabağınızın yarısını sebzeyle, kalan yarısını ise et ve pilavla doldurarak mükemmel bir denge kurabilirsiniz!)

4. Şerbetli mi, Sütlü mü? Tabii ki Denge!

Bayram ziyaretlerinin vazgeçilmezi ikramlar... Gittiğimiz her yerde ısrarlara hayır demek zor biliyorum. Ancak her ikramı kabul etmek yerine, gün içinde sadece bir yeri seçip hakkımızı orada kullanabiliriz. Eğer şerbetli tatlıları çok seviyorsanız porsiyonu küçük tutmakta fayda var. Ama alternatifiniz varsa, hem hafifliği hem de ferahlığıyla sütlü tatlılar veya meyveli kuplar her zaman ilk tercihimiz olmalı.

5. Su Hayattır, Bayramda Daha da Önemlidir

Et ve tatlı tüketiminin arttığı bu günlerde vücudumuzun suya olan ihtiyacı da katlanır. Kahve ve çay ikramları ne kadar cazip gelse de, onların suyun yerini tutmadığını, aksine vücuttan su attığını unutmayalım. Günde 2.5-3 litre su içmeyi ihmal etmeyelim; içine atacağınız birkaç dilim limon veya nane yaprağı da bayram boyu size harika bir ferahlık verecektir.

Sevdiklerinizle geçireceğiniz, her anı neşe ve sağlık kokan, sofralarınızdan bereketin, evlerinizden huzurun eksik olmadığı şahane bir bayram dilerim.

Yazımızı her zaman kulağımıza küpe olacak o altın kuralla bitirelim: Önemli olan porsiyon kontrolü ve denge!

Sevgiyle, sağlıkla ve ağız tadıyla kalın...

Diyetisyen Rümeysa Oksay