Ülkemizde sermaye şirketleri arasında en yaygın olarak kullanılan şirket türü, Limited Şirkettir. Gerekçesine baktığınız zaman (eski TTK hükümlerine göre) en az 2 ortak ile kurulabilen, A.Ş. kadar ağır prosedürleri olmayan, sorumluluğun ortaklık hisse payı ile sınırlı olduğu bir şirket türü olmasıdır. Bu sebepten dolayı da Ltd.Şti kurmak isteyenler önceki dönemlerde yanlarına 2.bir şahsın bulunması gerekmekte idi. Bu da şirketle hiç ilgi ve alakası olmayan kişilerin ortaklığı ve ortaklık sonucu batan firma borçları ile baş başa kalan alakasız kişileri ortaya koymakta idi.
Bu ve buna benzer olayların sıklaşması ve dünya örnekleri göz önünde bulundurularak sermaye şirketlerinin de tek kişi ile kurulabilmesinin, mevcutların bu hale dönüştürülmesi Yeni TTK ile mümkün hale gelmiştir. Sadece A.Ş. has bazı prosedürler de Ltd.Şti için uygulanmaya başlanmıştır. Hal böyle olunca sadece yasal zorunluluk olan 2.kişi ortaklarda bu yükümlülükten kurtulmuşlardır. Fakat bu yükümlülükten kurtulamayan, hiçbir alakası olmadığı halde borç yükü altında kalan binlerce de vatandaşımız vardır. Peki, bu vatandaşlarımız kendilerine tebliğ edilen ödeme emirlerine karşı ne yapabilir, sorusuna cevap arayacağız.
Limited şirketlerde kanuni temsilci bulunması gerekmektedir. Piyasada ki yaygın uygulaması işi yürüten ortak genelde şirket müdürü sıfatıyla imza yetkisine sahiptir ve kanuni temsilci pozisyonundadır. 6183 sayılı A.A.T.U.H.K. hükümlerine göre kanuni temsilci borçların tamamından, diğer ortaklar ise ortaklık paylarına göre borçlardan sorumludurlar.
Peki, hangi hallerde şirket ortaklarına tahsilât için başvurulmaktadır diye sorarsanız, sorunuzu şu şekilde yanıtlarım; Şirketten tahsil edilemeyen amme borçları için öncelikle kanuni temsilciye mi yoksa diğer ortaklara mı gidileceği kanunda açıkça belirtilememiştir. Davaya konu olan bu hallere karşı mahkeme de kanuni temsilci/orta arasında sıralama olamayacağına yönelik kararlar vermiştir. Fakat 6183 sayılı kanunun 35.maddesi hükmünde 04 Haziran 2008 gün ve 5766 sayılı kanun ile yapılan değişiklik “şirketten tahsil imkânı bulunmayan” ibaresi “şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan” ile nitekim sıralamayı belli etmiştir.
Limited şirket ortakları bakımından da vergi/sgk gibi 6183 sayılı kanun kapsamındaki feri borçların şirketten tahsil edilememiş ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmış olması gerekmektedir. Doğrudan şirket ortağına başvurulamayacaktır. Bu kanunun açık hükmüdür. Limited şirket ortakları vergi borcunun tamamının ödenmesinden değil, hisseleri oranında sorumlu olacaklardır. Kanun maddesinde belirtilen, şirketten kamu alacağının tahsil imkânının bulunmaması; ● Şirketin haczedilen mal varlığının değerinin amme alacağını karşılamaması veya satış yapılmasına rağmen amme alacağının tamamen tahsil edilememesi, ● Şirketin haczedilecek bir mal varlığının bulunmaması, ● Şirketin ifl ası istenmiş veya iflasın açılmış olması hallerinde amme alacağının iflas yoluyla takip sonucunda da tahsil edilemeyeceği kanaatinin oluşması, ● Borçlu şirketin yapılan araştırmalara rağmen bulunamaması, gibi alacaklı tahsil dairesinin takdir ve tespitine dayalı hallerdir.
Bunun yanında ortağı olduğunuz Ltd.Şti, hisselerini devrettiniz ve buna rağmen size ödeme emri geldi ise; devir tarihine kadar olan borçlardan payı devreden ve devralan amme alacaklarının ödenmesi hususunda müteselsil sorumludur. Fakat burada dikkat edilmesi gereken T.T.K. 496.maddesi hükmüdür. Madde hükmü şu şekildedir; “Ortaklık payının devri tescil ve ilan edilmese de noter tasdikli devir sözleşmesi, ortakların devir işlemini onaylaması ve devrin pay defterine işlenmesi ile hüküm ifade eder. Paylarını devreden şirket ortakları bu hususlara dikkat etmelidir. “ Madde hükmüne göre devir işleminin yapılması gerekmektedir, aksi taktirde devir işlemi geçersiz olacaktır.
Sonuç olarak, ilk satırlarda da ifade ettiğimiz üzere eski TTK hükümlerine göre ortak sayısını tamamlamak üzere bir şirkete ortak olmuşsanız (veya bir yakınınız) ve bu şirket iflas etmiş durumda ise sizde bu halde olabilirsiniz. Bu durumda öncelikle şirketin herhangi bir mal varlığı olup olmadığı önem arz etmektedir. Eğer ki ortağı olduğunuz şirketin mal varlığı var ve vergi borcuna yetecek düzeyde ise korkulacak bir durum yok demektir. Bu durumda 6183 sayılı kanunun 35.maddesi hükmüne göre ödeme emrine itiraz edebilirsiniz. Eğer ki mal varlığı yok ve siz halen ortak (buradaki sizin pozisyonunuz önemli şahsi mal varlığınız, banka hesabınız vs var ise) iseniz veya hissenizi devretmişseniz (devir tarihine kadar olan borçlar için) elektronik haciz kıskacına takılmamak adına kendi hissenizi ödeyip temize çıkmanız daha yararlı olacaktır diyor, saygılar sunuyorum. Hoşça kalın.
Murat Sayar/S.M.Mali Müşavir
Asist Denetim Danışmanlık S.M.Mali Müşavirlik Ltd.Şti.
www.asistdenetim.com.tr/muratsayar@asistdenetim.com.tr