TAHİR AYGÜN
Dünyanın en büyük ev tekstili fuarı Heimtextil, Frankfurt’ta perdelerini kapatırken, Denizli’nin kalbi de günlerdir orada attı. Şehrimizden 57 firmamız stant açarak, 100’ün üzerinde temsilcimiz ise ikili temaslarla "Biz hala buradayız ve en iyisini yapıyoruz" dedi. DTO ve DSO başkanlarımızın da sanayicimizi orada yalnız bırakmaması, bu zorlu yolculukta çok kıymetli bir omuz oldu.
Belki bu yıl fuar alanının o tozunu yutamadık, o heyecanı yerinde göremedik ama telefonun ucundaki seslerden aldığımız o enerji, içimizdeki umudu yeniden filizlendirdi. Görüştüğüm dostlar, temsilciler tek bir ağızdan şunu söylüyor: "Son 4 yılın en verimli, en umut dolu fuarıydı bu."
Yaralı Bir Sektörün Mücadelesi
Ancak duygusallığı bir kenara bırakıp gerçeğe baktığımızda, tekstil sektörümüzün ne kadar büyük bir darbeden geçtiğini hepimiz biliyoruz. Global krizin soğuk yeli, en çok bizim dokuma tezgahlarımızı üşüttü. Ülke genelinde 300 binden fazla kardeşimiz tekstil sektöründeki işinden oldu, ekmeğinden ayrılmak zorunda kaldı. Bu sadece bir rakam değil; 300 bin hayat, 300 bin ayrı hikaye demek.
Cansuyu Bekleyen Tezgahlar
Evet, Heimtextil’den güzel haberler geliyor ama bu güzel haberlerin fabrikalarımızdaki çarkları tam güçle döndürmesi için daha fazlasına ihtiyacımız var. Sanayicimiz Frankfurt’ta savaşıyor, peki ya içeride?
Şu an sektörün en çok ihtiyacı olan şey; sıcak para akışı, kredi kaynaklarının önündeki engellerin kalkması, gerçekçi teşvikler ve güçlü devlet desteğidir. Eğer bu destekler gelirse, o işinden olan 300 bin kişinin yeniden tezgahının başına dönmesi hayal değil. İstihdamın yeniden artması, kepenklerin daha gür bir sesle açılması için tekstilcinin elinin güçlendirilmesi şart.
Lokomotif Hareket Ederse Şehir Canlanır
Denizli’nin kaderi, o havluların dokunduğu, o çarşafların dikildiği fabrikalara bağlıdır. Biz biliyoruz ki; o fabrikaların bacası tüttüğünde esnafın kasası dolar, o fabrikalarda mesai başladığında sokaklarımız canlanır.
Tekstil sektörü bu şehrin sadece ekonomisi değil, ruhudur. Frankfurt’tan gelen o verimli rüzgarın kalıcı bir bahara dönüşmesi için şimdi destek zamanı. Bizim sanayicimiz azimlidir, işçimiz emektardır; yeter ki yolları açılsın, yeter ki hak ettikleri o "cansuyu" kendilerine sunulsun.
Unutmayalım ki; o tezgahların başında ter dökenler mutluysa biz de mutluyuz.
Çünkü onlar gülerse, Denizli güler!