İşe girecek arkadaş, bana sivisini göndersin...
Neymiş bu sivi,söylemesi bile farklı bazen ne olduğunu anlamadığımız yabancı kelimeler...
CV
Curriculum Vitae" kelimelerinin kısaltımışıtır. Latince Curriculum; "Koşu, yarış" anlamına gelir, Vitae ise; "Hayat" anlamına gelmektedir. Curriculum Vitae (Cv) ise "hayat yarışı" olarak anlamlandırılabilir. Türkçe'de her ikisine karşılık "özgeçmiş" sözcüğü kullanılmaktadır.
Bu özgeçmişteki bilgiler nelerdir; adres, kişisel bilgiler, eğitim durumu, okuduğunuz okullar, aldığınız kurslar, referanslarınız, hobileriniz ve daha benzeri bir sürü ana başlıklarla sizi tanımlamak isteyen bir form düzeneğidir.
İşte tam burada ayağımızı kaldıralım..!Sizden bu özgeçmişinizi isteyen kişi, sizi anlamak ve değerlendirmek için mi istiyor bir bakalım.
Mahallenize, köyünüze veya misafirliğe gelmiş makam sahibi kişilerden,iş bulması için istekte bulunursanız; sizin iş isteğinize hele bi bana maille gönderin özgeçmişinizi, ona göre ben bir bakayım size döneyim derse...Sizin işiniz Allah'a kaldı, bilin ki sadece bakacak ve ben özgeçmişi, ilgili arkadaşlara gönderdim; gereği yapılacaktır merak etmeyin diyorsa; sakın umutlanmayın...
Özgeçmişinizi gönderdiğinizde inceleyip size özgeçmişinizle ilgili sorular soruyorsa; bu işin olma olasılığı var demektir.
Bu ara hala özgeçmişinizle ilgili cevap yoksa; sizin özgeçmiş yalan olduuu...
Siz özgeçmişinizi yine yukarıdaki gibi etkili bir kişiye götürüyor ve o kişi incelemeye bile tenezzül etmeden ilgili müdüre gönderiyorsa; işiniz yine zorrrrr
Yok özgeçmişi inceliyor soru soruyor onu heyecanlandıracak bir özelliğinizi yakalıyorsa; o zaman merak etmeyiniz işiniz olacak gibidir.
Şimdi bana diyeceksiniz ki ey yazar...hadi artık söyle nasıl işe alınırım ben diyorsanız sıkı durun cevap geliyor..
Öncelikle sizi işe almak isteyen kişi, size karşı cidden iş pozisyonu olan bir yere ihtiyacı varsa işe almak ister.
Siz, rakip firmadan, işinin ehli, işiyle ün kazanmış veya ün yapmaya aday birisi iseniz durum değişir.Bu işe alma biçimi işverenin kişisel hırsı içindir...İşe alınırsınız ama işiniz uzun sürmez. Dikkatli olun!
İşveren,yapacağınız işe değil; soyadınıza, ebeveynlerinizin makamına veya kişisel bir takım ilişkilerinizin var olduğuna inanıyorsa işiniz hazırdır.Kartvizitiniz bile işe başladığınız gün masanızda hazırdır merak etmeyiniz. Allah size ve sevdiklerinize zeval vermesin..
Ama bütün bunların yanısıra siz farklı bir vizyonla kendine güvenen,güçlü bir karaktere sahip ve işinizi yapmaya aday bir profil çiziyorsanız korkmayın o iş sizindir.
Ben burada aslında özgeçmişinizdeki, hobi ve referans bölümü üzerinde durmak istiyorum.Bizde hobi,olsa olsa arkadaşlarla gezmek, internette oyun oynamak, birilerinin dedikodusunu yapmak falan olur...başka bir deyişle hobi zenginlerin işidir.
İnternet'e müracaat edip en güzel hobiyi özgeçmişe yazacağız bomba gibi bir hobim var diyebileceğiz. Örneğin; origami, el örgüsü, bahçe düzenlemek...
Arkadaşlar, kalın kalın test kitaplarıyla,sınavdan sınava koşmaktan hangi ara vakit bulacakta hobi yapacaklar?Vay halimize vayyyy...
Aslında sosyal statü ve gelir düzeyimize bakılmaksızın hepimizin hobileri olmalı buna katılmamak mümkün değil.
Bizden özgeçmiş isteyen yerler, bu özgeçmiş formlarını aynen Batı'dan kopyaladıkları yetmiyor gibi;biz olma durumundan ziyade, onlar gibi olma özentisine girdikleri için bu saçmalıklar ortaya çıkıyor.
Batı, bireylerini hobilerle donatarak ifade ve mutlu olabilme yolunu göstermek için bütün bu aktivasyonları koordine ediyor. Maalesef bu gerçeği pas geçen bir dolu işveren veya temsilcileri var bu memlekette;en ciddi kurumsal şirketler bile çalışanlarını piknik yaptırmaktan öteye geçemiyorlar.
Görüşme yaptığınız adaya, yöresine göre misket,zeybek veya harmandalı oynatın;kendine güven nasıl oluyormuş görün bakalım.Hayatında görmediği yabancı akıl oyunları oynatmak yerine:Siz ona sorun okey oynamayı biliyor mu?hele çiftten okey dışarı atabiliyorsa hiç mi hiç sorun yoktur:)
Gelelim referans bölümüne:
Sizi referansım yazdım haa, bilginiz olsun ona göre...
Referansımıza çok önemli kişi veya kimlik olsun diye en hatırlı kişileri yazıyoruz.
Yahu o kişi size referans olacak kadar güçlü olsa,zaten şimdiye kadar sizi bir işe yerleştirirdi.Kelin ilacı olsa önce kendi yakınlarına sürerrrr.......
Boş verin,referans bölümünüze;komşunuzu, apartman görevlinizi, bakkalınızı veya manavınızı yazın.
Onlar sizin her tür ruh halinizi,samimiyetinizi, sahtekarlığınızı bilir.
Komşunuz aç yatarken tok yatmadığınızı,yakınlarınıza nasıl davrandığınızı velhasıl onlar sizi hayatınızın içinde maskesiz görebilirler.
Mümkün olduğu kadar hayatınızın tam göbeğindeki insanları referans gösterin.
Tabii sıkıyorsa! yazın bakalım sizin için ne diyecekler; korkmayınnnn..
Sayın işveren veya temsilcileri bir taneniz çıkıpta çalışanınızın veya çalışmak istediğiniz kişinin komşusunun annesinin adı nedir diye sordunuz mu?
Tabiki hayır... Sizler kişilere işvermekle,toplumu dizayn etmek,her türlü yaşamına müdahele etmek için gayret sarf etmeyin.Aksine onları mutlu eden ve bu mutluluklarını paylaşan mutlu bireyler olarak yaşamını sürdürebilecek adaylar arayın bulun ve ekibinizi oluşturun.
Bırakın o con con ağızlarla yarısı Türkçe, yarısı İngilizce ağzı dolu palavracı insanları.
Adayları İngilizce test yapacağınıza,Türkçe test yapın.Kendi diline hakim olan insanlar her konu ve duruma hakim olurlar.
Ha!birde size eğitimi ne olursa olsun gelen kişilere,dinine göre soru sorun, müslümana 32 farzı sorunda görün manzarayı.:)
Kişilerin en verimlisi; kendi özüne ve yüreğine inanandır, siz onu bulun, takılmayın gerisine, o kişiyi takım kaptanı yapmaya hazır olun; lütfen ona güveninnnnn....
Şimdi memleketimizde kendi insanımıza yabancılaşıyor, sonra "ne olacak bu memleketin hali"diye bir birimize hayıflanıyoruz.
Bütün bunları biz kendimize yapıyoruz, elin yabancısı gelip yapmıyor bunları bize; sonra hep bir ağızdan ne oldu bu memlekete demeyelim...
Kendi özgeçmişimizi kendimiz gibi yazalım ve lütfen kendimiz gibi okuyalım.
Selamlar
Mustafa Erdoğan