Rüya mı Gerçek mi?

Abone Ol

 

Ülke olarak zor bir zamandan geçtiğimiz aşikar. Bugünlerde insanların moralinin bozulmaması için haberleri izlemediğini çok duyar oldum. Belki de haklılar, seçim arifesinde ortam o kadar gerildi ki her gün ciddi bir olay gündemi işgal ediyor. Bir gündemi daha tam olarak algılayıp ayırdına varamadan arkadan başka bir şey oluyor. İleri bir Batı ülkesinde derin bir yara açan, ülkeyi serseme çeviren, tarihinde dönüm noktası olan gelişmeler bizde sık sık meydana gelir oldu. İnsan bazen tüm bu yaşananlar rüya mı yoksa gerçek mi diye kendinden şüphe ediyor. Bir de hiç haber izlemeyen, ülkede ne olup bittiğini merak etmeyen, son derece apolitik ve ön yargılı bir kesim var, onlar ayrı bir alem. Yoksa doğru olan bu mu? Umursamaz ve vurdumduymaz olup, cehalet mutluluktur deyip "eğleniyor muyuz Türkiye?" havasına girmek midir doğru olan?   

Yarın tekrar sandığa gidiyoruz. Beş ay önceki sonuçları beğenmedik, ya da bir irade sonuçları beğenmedi ve bizi yeniden seçime sürükledi. “Seçimde her şey belli olacak, kazananlar iktidarda kaybedenler muhalefette siyasetlerini yapmaya devam edecekler” diye düşünenlerdenseniz, boşuna heveslenmeyin derim. Çünkü Pazar günü seçim sonuçları ne olursa olsun ortalık bir süre daha durulmayacak ve siyasi kriz devam edecek. Benim düşüncem bu, umarım haksız çıkarım. Seçim sonuçları için iki olasılık mevcut: İktidardaki parti tek başına hükümet kuracak sayıda milletvekili çıkarabilecek mi, çıkaramayacak mı? Yani tek parti iktidarı mı koalisyon hükümeti mi? Her iki sonuçta da Türkiye'de siyasetin durulması zaman alır.

Ülke insanı inanılmaz gerilmiş durumda. Son bir ayda yaşanan bir kaç olay nasıl bir facianın yakınında olduğumuzu gösteriyor. Cumhuriyet tarihimizin en büyük terör saldırısını yaşadık, 100'ün üzerinde vatandaşımıza kıyıldı. Kırşehir ve Alanya'da “Teröre Lanet Mitingi” sonrası yaşananlar ise kanımızı dondurdu. Ulusal medyada nedense üzerinde durulmayan bu olaylar nasıl bir ruh halinde olduğumuzu, nasıl uçurumun kenarına yaklaştığımızı gösteriyor. Bir kıvılcımın ya da bir provokasyonun sonu öngörülemez felaketlere neden olacağı çok açık.

Ekonomik gidişat tamamen seçimlere kilitlenmiş durumda. Herkes planlarını seçim sonrasına ertelemiş, kimse riske girmek istemiyor. Bir emlakçı arkadaşımın dedikleri durumu özetliyor: Kimse bir şey alıp satmıyor, vatandaş elindeki sıcak parayı tutuyor, herkes seçimden sonraki duruma göre hareket etmeyi planlıyor. Piyasada bir nakit sıkışıklığı olduğuna çoğumuz tanık oluyoruz, 200 bin çek davası yargı dosyalarında bekliyor.  

Türkiye son birkaç yılda çok fazla problem biriktirdi. Dış politikadan, ekonomiye, eğitimdeki kaostan teröre, yargıdan medyaya kadar bir sorunlar yumağı içine girmiş durumdayız. Ülke siyasi yönden bölünmüş ve gerilmiş durumda. Bir seçimin her şeyi çözeceğini ummak için gereğinden fazla iyimser olmak gerek.

Sağlıklı, hilesiz, olaysız ve sakin bir seçim geçirmek dileğiyle...