SAHTEKÂRLIK TEHDİDİ - 1

Abone Ol

“Sahtekârlık Tehdidi” kelimelerini ilk Facebook Genel müdürlerinden SherlySandberg’in “Sınırlarını zorla” kitabını okurken görmüştüm. İlk gördüğümde bunu iş hayatında belirli şartlarda sahtekâr olunabileceği şeklinde anlamıştım. Yani belirli zaman, belirli zorlamalar sonunda bir insan da önlem almazsa sahtekârlık yapabilirmiş diye düşünmüştüm. Devamında Sandberg’in bu koşulları anlatacağını zannetmiştim.  

 

Etrafımızda kendini olduğundan daha büyük, daha başarılı göstermeye çalışan insanlar da var. Bir de bu insanlar bunu yapmak için yalan söylemekten yani sahtekârlık yapmaktan da çekinmiyorlar… Bildikleri az bilgiyi öyle pazarlıyorlar ki zannedersiniz dünyanın o alanda en iyileri onlar…  Bu yüzden de bildikleri o az bilgiyi başkaları öğrenir diye ödleri kopuyor. Nabza göre şerbet vererek insanları kandırdıklarını zannediyorlar… Birilerinin yanında ben sizinle birlikteyim derken, diğerlerinin yanında onlara beş kuruş paramı bile vermem diyorlar…

 

Sandberg’in bunlardan bahsedeceğini zannetmiştim. Ancak kitabın gerisini okuyunca “Sahtekârlardan” bahsetmediğini aksine doğru, dürüst, konusunda uzman kişilerden bahsettiğini anladım.Sandbergsahtekârlardan değil, bana “sahtekâr derler mi” diyenlerden bahsediyormuş…

 

Bir konuyu derinlemesine öğrendikçe, biraz da tecrübe edince aslında o konunun çok da zor olmadığını, çok basit bazı özellikleri olduğunu görürüz. Hatta dilimizde işin “püf noktası” diye tabir edilen de budur. İşte uzmanlaştıkça işin püf nokta ya da noktalarını yakalanır.

 

Bir kılıç ustasının yanındaki çırak işi öğrendiğine karar verir ve ustasının yanından ayrılır, kendisi dükkân açar. Ustasından gördüğü şekli ile kılıçları yapar. Ancak kılıçların hepsini aynı noktadan hatalı imal eder. Sonunda işi öğrenmediğini kabul eder ve ustasının yanına geri döner. Ustasına:

- Ustam, ben bir hata yaptım, işi öğrendiğimi zannettim. Ancak öğrenmemişim, beni yeniden çıraklığa kabul eder misin? Bana ustalık öğretir misin?” der.

 

Ustası kabul eder ve işin püf noktasını öğretir:

Kılıç istenen şekle geldikten sonra, suya katılır ve ani soğuma ile sertleşmesi sağlanır. Kılıç suya girdiğinde usta, kılıcı tuttuğu çelik makası suyun içinde hızlı şekilde bir defa açar kapatır. Böylelikle kılıcın tüm noktaları su ile temas eder. Bu yapılmazsa makasın kılıcı tuttuğu nokta, su ile temas etmez ve sertleşemez. Kılıcı tamamlayan bu noktadır. Bu yapılmaz ise kılıç hep eksik kalacaktır.

 

Püf noktası küçük bir bilgi ancak olmazsa olmaz bir bilgidir. Bugün biz çok konuda yeterli bilgiye sahip olmadığımız, dolayısıyla püf noktalarını bilmediğimiz için, birçok kişiyigözümüzde olduğundan çok fazla büyütüyoruz ve hatta onlara ilahi anlamlar yüklüyoruz. Allah’ın onları seçerek gönderdiğine inanıyoruz. En azından sahip olduğu özelliklerin Allah vergisi ve/veya genetik olduğuna inanıyoruz. Geçmişlerini, emeklerini ve onları yetiştirenleri hiç sorgulamıyor, sadece önümüzdekine göre hüküm veriyoruz. Bazıları bu durumdan çok memnunlar hatta kendilerini daha da büyük gösterebilmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Bazıları da işin farkındalar ve onlarla görüşseniz, kendilerine bu anlamı yüklemiyorlar. Örneğin Mustafa Kemal Atatürk: “Çocukluğumda elime geçen iki kuruştan birini eğer kitaplara vermeseydim; bugün yapabildiğim işlerin hiçbirini yapamazdım”demişti.Yani ben de o kadar da ulaşılamayacak bir şey yok diyor. Bunun yanında okuduğu kitaplara baktığınızda 3 güne bir kitap düşüyor. Bunu duyanların bazıları “Hadi canım sen de… Bu Atatürk’ü büyük göstermeye çalışanların uydurması” diyor. Evet Atatürk farklıdır, onu farklı yapan bir takım özellikleri de vardır. Ama bunlar asla ulaşılamaz değildir…

 

Devam edecek…

 

04.06.2015

hayri.un@gmail.com