SEN VAR, BEN VAR, BİZ VARIZ, O YOK

Abone Ol

 

Hiçlik felsefesi için, öncelikle varlığın kabulü, doymuşluğu ve varlıktan geçmişlik noktasına ermek gerekiyor. Bu yoldaki ilk adımlar istediğiniz, planladığınızın aksine giden işlerde, ket vurmaya ve o işin istediğiniz gibi şekillenmesini engelleyen insanları bir sebep değil, bir vesile olarak görmekle başlıyor. “Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır” diyor ya şair, ne yapsan boş, göklerden gelen bir karar var ile başlıyor hiçlik yolculuğu. Ve hiçlik toplumsal değil, bireysel olarak uygulanası bir felsefe. Hiçlik “kendini yok sayma” Allah’ın azameti ve gücü karşısında bireysel bir nefs mücadelesi. Size derdini anlatan birine “eee olsun, ne olmuş yani” diyebildiğiniz sorun için, kendi başınıza geldiğinde kıyameti koparıyorsanız ermemişsiniz henüz. Oysa kendinizde “eee olsun” diyebiliyorsanız size merhaba diyor hayran olduğumuz hoşgörü timsali isimler.

“Ben varım” sesleri ile yükseliyor mücadeleler. 90’lı yılların sonunda varlığı yok sayılan muhafazakârlar “biz de varız” dedikleri için Türkiye normalleşme, demokratikleşme sürecine girdi. Herkesi kendine benzetmeye çalışan erklerin fark edemedikleri, kim karşı tarafın vezirine saldırsa veya menfaatleri sekteye uğradığında bukalemun olarak taraf değiştirenler. Aslında bu neye, niçin inandıklarını bilmeyen, terazinin ağır kefesinde yer almaya koşuşturan veya “hepimiz kaybedecek olsak bile yeter ki o kaybetsin” diyerek o koca egolu insanların varlığıyla şekilleniyor sorun. Dengeler değişiyor.Herkesi olduğu gibi kabul edebilerek konuşabilenlerin azımsanmayacak sayıları ile umutlar var.

Bireysel olarak Allah karşısında hiçlik, toplumsal varlığı, bireysel hak aramayıinkar anlamına da gelmiyor. Ait olduğunuz kimlikle ilgili var oluş mücadelesi hep vardı, var olacak. Soy, din, politik görüş, … Kesişim kümeleri olan bir sürü küme ve hepsini kapsayan evrensel küme İNSANLIK! Ancak varlık felsefesini benimsemiş, yüksek egolara “Sen, ben yok” dediğinizde siz kendinizdeki “ben”i yok saysanız da, “biz”i, “sen”i yok sayarsanız ifade hatasına düşersiniz. Doğrusu “sen var, ama güzel kardeşim ben de varım/biz de varız” olmalı. Olmayan “o” olmalı.Hepimizin kesişim kümelerimiz varsa ortak tarih gibi, ortak din gibi… BİZ varız o kesişim kümelerinde.

Hepimizin özgürlükleri var. Senin özgürlüğün benim alanımın başladığı yere kadar. Örneğin senin açık alanda şişede durduğu gibi durmaması olası demlenme özgürlüğün benim açık alanda çay demleme özgürlüğümü kısıtlamamalı. Senin de uygun yerlerde yapabilmene olanak tanınmalı ve bu seçimin nedeni ile kimse seni sorgulamamalı, yargılamamalı. Doğruları tebliğle mükellef miyiz? Sadece tebliğle… İkna etmeye çalışmak niye? Ödemediğiniz borç için tebligat gelir. Hazırlayan, yazan, kapınıza getiren “vallahi böyle” demez. Sonrası kişinin mükellefiyeti. İkna etmeye çalışırsanız tam tersine negatif tepki alırsınız.

Şahsen, ben varım!

Kız arkadaşından ayrıldığı için sosyal medya üzerinden duygularını ağır ve nahoş dille ifade eden öğrencime “özel olan özel kalmalıdır. Sen başta canım, cicim derken de özel görmemiştin, şimdi de yazdıkların bir erkeğe yakışmıyor. Her yaşadığın ilişkide olağanlaştırıyor, “özel”likten uzaklaşıyorsun. Ruhunu kirletiyorsun. Özel olan güzeldir, ruhunu kirletme” dediğimde celallendi “hocam ben erkeğim, o düşünsün”… “Erkeği, kızı yok, insan olmakla ilgili” dedim öfkelendi, çıktı. 3 gün sonra geldi ve “çok düşündüm hocam, haklısınız. Sizin istemediğiniz, bana yakıştırmadığınız sözleri okumanıza neden olduğum için de özür dilerim” dedi. Ötekileştirme, dışlama, yok saymayı yeğlemedim hiçbir vakit. Hataları söylediğim için sivri dilli olmakla eleştirildim, “yapamazsın, ya-za-maz-sın”ları duydum, niyet hayr olsa da ben olduğum için desteklenmedim. Ben için değil, göklerden gelen kararla oldu, oluyor, olacak. Olmazsa da vesileler onlar. Hayr yolunda adım atarken ne benim adımı, ne kendi adını düşünmeyen, anmayan sadece o hayra odaklananlar sayesinde aşılıyor zorluklar. En iyi filozoflar, en iyi hiçler dağlardaki çobanlar. Eleştirilecekleri görmezler, göremezler. Çünkü çevrelerinde Allah’ın yarattığı her şey mükemmeldir. Neden ara ara dağlara çıkmak geliyor içinden, işte sebebi bundan…

Sen var, ama güzel kardeşim ben de var. Saygı duyarak bir arada yaşamak var. Üstünde yaşadığımız, onlarca medeniyeti barındıran, ilklerin başarıldığı topraklar. Birlikte üretmek, birlikte yükselmek için beraber olmaya ihtiyaç var. Çelme takmadan, vurmadan... Farklılığa tahammül, ortak paydalar, ortak hedefler var. Anadolu'da sancılar, doğacak çocuğa henüz vakit var. Karnına indiriliyor tekmeler, 2023'e az zaman var. Miadı dolacak maddelerin yerine şimdiden konulmaya çalışılan metinsiz maddeler, sözsüz, repliksiz sahnelenen oyunlar. Güçlü Türkiye için sen var, ama güzel kardeşim ben de var. Sen ben, ben sen olamasak da, bizim ortak kümemiz, evrensel söylemimiz, insanlığımız var.

 

Duydum ki, bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.

Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.

 

Sen yad eller dünyasında ne arıyorsun yabancı?

Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.

 

Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru

Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.

 

Ey ay, felek harab olmuş, ziyan olmuş senin için

Bizi öyle harab, öyle ziyan ediyorsun, etme.

 

Ey, makamı var ile yokun üstünde olan

Sen varlık sahasını terk ediyorsun, etme.

 

Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan

Sen ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.

 

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan

Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme.

 

Âşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer

Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.

 

Ey, cennetin cehennemin elinde olduğu kişi

Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.

 

Şekerliğinin içinde zehir dokunmaz bize

Sen zehri şeker, şekeri zehr ediyorsun, etme.

 

Bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle

Huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.

 

Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı

Ey hırsızlığa da değen, hırsızlık ediyorsun, etme.

 

İsyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil

Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme.

 

Mevlana Celaleddin’i Rumi