Biz de “Türbe mi yaptıracaklar?” sözü vardır. SherlySandberg ise kitabında “Taç koymalılar sendromundan” bahsediyor.
Bizdeki söz, “kimse senin yeteneğini, yetkinliğini, fedakarlığını görmez, görse de değerini vermez, boşuna uğraşma!” der.
SherlySandberg ise başarılı, yetenekli ve yetkin kişilerin kendilerini azımsadıklarını ve hatta kendileri ve yaptıklarını anlatmak istemediklerinden bahseder. Bununla birlikte bu kişiler, kendilerini başlarındaki yöneticilerin keşfetmesini yani başlarına taç koymalarını beklerler. Sorduğunuzda göz önündeki görevleri almak istemediklerini ısrarla söylerler. Hatta bunun bir megalomanlık belirtisi olduğunu bile iddia ederler. Şu anda bizi yönetenler dâhil herkesin “beş para etmeyeceğini” ballandıra ballandıra anlatırlar. Şu anda göz önünde olan siyasiler, politikacılar, başkanlar, idarecilerin bulundukları yere gelmek için kişiliklerinden, değerlerinden ödünler verdiğini, hatta bunu bilerek ve isteyerek yaptıklarını iddia ederler. Bunlardan da bir halt olamayacağını söylerler.
“Peki o zaman işin doğrusu ve ahlaklısını sen biliyorsun, çık sen en güzelini yap” dersiniz. “Onlar gibi olmam ve oraya gitmem” der.
Peki hepimizin bildiği adam üretmeyen bu kısır döngü ne zamana kadar devam edecek?
Birileri başımıza taç koyuncaya kadar mı?
Asla bunu yapmayacaklar, hatta başınıza koyulan taçları almaya çalışacaklar.
Siz birilerinin dikkatini çekmeye başladığınızda hemen “bu adam ne yapmaya çalışıyor, tiz kafası vurula” diyecekler.
Eğer kendinizi bu vatanın gerçek evladı sayıyorsanız kafanıza taç koydurmalarını beklemeden, bu ülke için yapabileceğiniz ne ise onu yapacaksınız. Bu arada İsmail Üstel’in dediği gibi Cahil cüreti ile Bilge cesaretini birbirine karıştırmayacaksınız. Eğer bilge iseniz, cesur olacaksınız. Bu noktada siyasetten ve siyasete adam yetiştiren yarı siyasi sivil toplum örgütlerinde görev almaktan bahsetmiyorum. Bu ülkenin Yurt sevgisi, Hoşgörü, Dürüstlük, İş kalitesi, Girişimcilik ekseninde hizmet etmeye çalışan birçok sivil toplum kuruluşu var. Sayıları da artmalı. Kurtuluş savaşını sivil toplum kazandı. Bu ülkeyi sivil toplum inşa etmeli ve siyaseti de onlar şekillendirmelidir.
Bunların yanında “Başına taç kondurulmasını bekleyen Bilgeler” bir an önce cahillerin görev almaya cüret ettikleri görevlere talip olmalılar ve bu görevlere hazır olmalıdırlar. Görev aldıklarında da görevin hakkını vermeliler ki cahiller bir daha o görevi almaya cesaret edememeliler. Cahillerin dayıları da onları o göreve getirmeyi düşünmemeliler. Ama gelen cahil ile sizin aranızda yönetim ve yetkinlik açısından bir fark yoksa; her zaman sizin yerinize bir cahili getirirler. Hatta onun sizden daha yetkin olduğunu cümle aleme ilan etmeye çalışırlar.
Tabi sivil toplum kuruluşları ve idari görevlerde bulunma size çok para getirmeyecektir. Bu yapılırsa ancak hem ülkeye hem de gelecek nesillere olan bir borç duygusu ile yapılabilir.
Eğer “Taç kondurmalılar” sendromundan kurtulup, kendimiz bir şeyler yapmazsak… O zaman mızmızlanmayacağız, orada burada söylenip durmayacağız, başımızdakilere razı olacağız. Öyle beylik laflar da hiç yapmayacağız.
Çünkü hiç hakkımız olmaz…
Dostlukla
21.10.2015
hayri.un@gmail.com