Vergi Ülkesi

Abone Ol

Türkiye’de dolaylı ve dolaysız vergi oranları eskiden beridir çok tartışılan bir konu. Bilmeyenler için söyleyelim: Dolaysız vergi, elde edilen net gelirden alınan ödemedir, gelir vergisi, kurumlar vergisi gibi. Dolaylı vergi ise, KDV, ÖTV gibi herkesin bir malı ya da hizmeti satın aldığında ödediği vergi türüdür; zengin, yoksul ayrımı olmadan herkese aynı miktarda uygulanır. Vergilemede doğru olan, herkesin gücü ve kazancı ölçüsünde ödeme yapmasıdır. İşte bu noktada bir ülkedeki dolaylı-dolaysız vergi oranı, o ülkedeki vergi sisteminin ne kadar adil olduğunun göstergelerinden biri olur. Lafı uzatmadan söyleyelim: bizde bu oran, vergi adaletsizliğinin bir facia düzeyine geldiğine işaret eder çünkü Avrupa ülkelerinde dolaylı ve dolaysız vergi oranı yaklaşık %30-%70 iken ülkemizde tam tersidir, %70-%30. Yani “çok kazanandan çok, az kazanandan az” ilkesi bizde “kimden alabiliyorsan, kime gücün yetiyorsa ondan al geç” durumuna gelmiştir. Bunun yolu da dolaylı vergi yolu ile tüm mal ve hizmetlerin içine vergi koyup almak olmuştur.

Bir ÖTV, yani özel tüketim vergisi uygulaması var ki sormayın gitsin. Adı üzerinde, devletin bizi her zaman özel hissetmemizi sağlayan bir uygulama. Bir de verginin vergisi gibi bir uygulama var, artık bir söz söylemeye mahal bırakmıyor: Maliye bazı mal ve hizmetlerde değişen oranlarda ÖTV uyguluyor ve çıkan meblağ üzerinden KDV’yi hesaplıyor, yani ÖTV’yi almak yetmiyor, onun KDV’sini de alıyor.

2014 yılında ülkemizde vergi gelirleri yaklaşık 350 milyar TL idi. Gelir vergisi, kurumlar vergisi, motorlu taşıtlar vergisi, emlak vergisi gibi toplama baktığımızda bu 100 milyarı biraz geçiyor. Peki aradaki fark nasıl kapanıyor? Tabii ki bizden! Sadece ÖTV denen devletimiz için çok özel olan biz vatandaşlardan alınan vergi olmasa maliyemiz batmış. Akaryakıtta ÖTV, cep telefonlarındaki ÖTV, ithal olarak bize ulaşan her türlü elektronik eşyadan alınan ÖTV, tüm sigara ve alkollü içkilerdeki ÖTV, liste uzayıp gidiyor. Maliyenin vergi gelirlerindeki sırf KDV ve ÖTV kalemleri toplamı %55’e yakın.

Vergi adaletsizliği en temel tüketim maddelerinde anormal fiyatlar olarak karşımıza çıkıyor. Enerji açığı kronik bir problem olan Türkiye’de, enerji aynı zamanda vergi toplamanın en kestirme ve kolay yollarından biri olmuş.  Akaryakıtın üçte ikisi vergi. O zaman da neden dünyanın en pahalı yakıtını kullandığımıza şaşırmamak gerek. Yeri gelmişken akaryakıta uygulanan maktu vergiden bahsetmemek olmaz. Malum, son bir yılda dünyada petrol fiyatlarında ciddi bir düşüş yaşandı ama bizde fiyatlarda nerdeyse değişen bir şey yok. Neden? Devletimiz buna da çareyi bulmuş: maktu vergi, yani akaryakıta uygulanan oransal değil sabit ÖTV vergisi. Bu durumda dünyada petrolün varil fiyatı değil 50 doların, 5 doların bile altına inse bizde benzinin litre fiyatı üç liranın altına inemez.

Alkollü içkilerdeki ÖTV artışı ulaşılması imkansız bir düzeyde, son on yılda yedi kat artmış. Benzin istasyonları ve tekel bayileri adeta birer vergi dairesi. Diyelim 200 TL’ye aracınızın deposunu doldurdunuz, hop 120 TL’si maliyeye, peşin peşin. Diyelim 60 bin TL’ye bir araba aldınız, maliye anında sizden ÖTV ve KDV ile 25 bin TL’yi cebe indiriyor. Onun için ilerde ödemeye devam edeceğiniz MTV cabası. Tükettiğiniz, bir şeyler aldığınız sattığınız sürece maliye ile kontağa geçiyorsunuz demektir, kontağa geçtiğiniz sürece devletimiz bize cezayı kesiyor. Dağa çıkıp mağarada yaşayamayacağımıza göre bu vergileri ödemeye devam edeceğiz.

Dolaylı vergiler Almanya’da %28, Macaristan’da %25, İngiltere’de %46’dır, bizde ise %70. Bu durumda iki olasılıktan söz edebiliriz: ya dolaylı vergi ile gereğinden çok fazla vergi ödüyoruz, ya da devlet toplaması gereken dolaysız vergiyi, yani gelir ve kurumlar vergisini toplayamıyor. Türkiye sermaye birikiminde geç kalmış bir ülke olduğu için bu açığı kapatmak amacıyla zengin türetme merakı tarihimiz boyunca hep var olmuştur, ta İttihat ve Terakki'den beridir. Mesela sekizinci cumhurbaşkanımız Turgut Özal zenginleri sevdiğini açık açık söylemişti. Böyle olunca, sıkı bir vergi sistemi hiçbir zaman kurulamamıştır. Avrupa’da önemli bir meslek olan muhasebecilik ülkemizde gereken saygıyı görmemiştir. Dünyada gelir dağılımı en adaletsiz ülkelerden biriyken vergide adalet beklemek saflık olurdu. Sonuçta vergi adaletinin sağlanması, toplumsal bilinç ve mücadelenin bir sonucu.