YILBAŞI

Abone Ol

 

İnsanlar tarih boyu zamansal bir ölçütü geliştirirken ayın, güneşin hareketleri gibi astronomik olayları esas almışlar. Babiller ay takvimini esas alırken bir yılda meydana gelen kaymalar güneşin hareketlerine dayanan modern takvimlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Jülyen takvimi, Jül Sezar tarafından MÖ 46 yılında kabul edilen ve şaşırtıcı şekilde batı dünyasında 16. yüzyıla kadar kullanılan bir takvimdir. Hatta Temmuz ayının karşılığı olan July, Jül Sezar’ın adından gelmektedir. Ay olarak güzel seçim değil mi? Bu takvime göre yılbaşı 1Marttır. Sezar’ın öldürülmesi sonrasında 3 yılda bir atık yıl yapılması ile oluşan kaymanın düzenlenmesi için M.Ö. 8. yüzyılda Augustus 12 yıl boyunca artık yıl uygulamasını durdurmuş, büyük katkısı nedeniyle Temmuz’u takip eden aya kendi adını vermiş, hatta bununla da yetinmeyerek kendisinin de Jül Sezar kadar büyük olduğunu ispat etmek istercesine o zamana kadar artık yıllarda 30 diğer yıllarda 29 çeken Şubat ayını bir gün kısaltarak Ağustos ayını 31 gün yapmıştır. Ne egoymuş! Ben de olsam bir düzenleme yapsam Can günü falan koyarım adını. Canınızın kıymetini bilin diye. Mevlevi ocağında taliplere “can” deniyor diye. Aklınıza bir de diğer canlar gelsin diye.

4 Ekim 1582’de Papa 8. Gregory tarafından düzenlenen Gregoryen takvim günümüzdeki Miladi takvim olarak bilinen takvim. Jülyen takvime göre 10 gün eklenmesi gibi teferruatları gereksiz. 1582’ye kadar yılbaşı, takvimin başladığı ayın ilk günü olan 1 Mart olsa gerek.

Osmanlılarda öncelikle ay esaslı Hicri takvim kullanılsa da, 13 Mart 1840’dan itibaren 1 Mart’ı yılbaşı kabul eden Mali (Rumi) takvim kullanılmıştır. 1870 yılına kadar hem Hicri hem Rumi takvim bir arada kullanılmıştır. 1918 yılına kadar 1 Mart yılbaşı olarak kutlanmıştır. 1 Ocak 1926’dan itibaren ise Miladi takvime geçilmiştir. Takvimimizde kullandığımız ekim, kasım, aralık ve ocak ay adları Türkçe kökenlidir.

Miladi takvime göre Milat olarak alınan 1 Ocak tarihi Hz. İsa’nın doğumgünü diye kabul edilirse de Hristiyanlar doğumun 24 Aralık’ta gerçekleştiğini, hatta Gregoryen ile Jülyen arasındaki 13 günlük farktan dolayı 6-7 Ocak olduğu yönünde ihtilaflar mevcuttur. Bazı kaynaklara göre Doğum tarihi M.Ö. 2-4 yıllarındadır. 1582’de yılbaşı olarak 1 Ocak’ın kabulüne Noel (Hz. İsa’nın doğumu) kutlamalarının gölgede kalacağı endişesi ile karşı çıkan kilise zaman içinde durumu kabullenmiştir. Yani yeni yıl kutlanırken Hz. İsa’nın doğumu değil yeni gelen yıl kutlanmaktadır.

Baharın başlangıcı hayatın başlangıcıdır. Bazı Türki Cumhuriyetlerde 20 veya 21 Martta Nevruz olarak kutlanan bahar bayramı kimi milletler için yeni yılın başlangıcı olarak da kabul edilmektedir. Çin Takvimine göre de 21 Ocak 21 Şubat arasına denk gelen bir tarih baharla birlikte yeni yılın başlangıcını temsil etmektedir. Açıkçası bahar ayında patlayan ağaç dallarına sebepsiz sevinirim ben. O günlerde özellikle yürüyüşlere çıkarım ve seyrederim. Hatta konuşurum da onlarla. Hayatın başlangıcı, toprağın yeniden canlanması anlamlıdır bana göre. Bereket, bolluk niyetiyle yapılan Hıdrellez de bir bayram ve uyanışı sembolize etmektedir.

Yeni bir yılın başlangıcı bizde nasıl kutlanıyor özetlemek isterim. Günler öncesinden çıkılan alışverişlerde tam tekmil düzülen kadınlar illaki pırıltılı bir elbise giyerlerken, ayakkabı, çanta kombinasyonu da uygun şekilde denkleştirilmeli. Hatta uygun bir mont, kaban yok ise o da alınmalı. Kış gününde pek düğün olmazsa da elbise de kurtarılabilir de kürk tarzı mantolar nerelerde giyilir bilmem. Ertesi sene aynı şey de giyilmemelidir mutlak surette. Yeni yıl yeni giysiler. Kuaför salonları tepeleme dolarken sanırsınız ki o güne özel indirim var. Hatta talep çokluğundan biraz daha oynasalar fiyatlarla yeri. Mekanlar ortalama kişi başı 100-200 TL rakamları çekerken ayarsız söze modernler için bir gecenin maliyeti yaklaşık olarak bir asgari ücret tutarını bulmaktadır. Bir de neyin hediyesi ise, yeni yıl hediyesi alma şartı vardır ihtiyacı olmayan insanların ihtiyacı olmayan insanlara sundukları. Kontrolsüz tüketilen içkilerle rezilliğin dibine vurmanın adı eğlencedir, muhteşem bir giriştir yeni yıla. 10’dan geriye doğru sayıp “aaauuuuu” diye çığrışmalar, sarılmalar, kutlaşmalar. Sanki 10 saniye öncesinden farklı bir şey olmuş gibi. Sanırsınız uzay mekiği fırlattık. Keşke fırlatsak da üfürsek o uzun yılbaşı süslerini. Kutlamak için bence bir son olmalı, başarılı bir son. Bir projenin başarıyla bitimi gibi. Temel atmalar, proje imza safhalarında gibi başlangıçlarda da temenniler sunulur ve abartısız kutlamalar olur ama aslı hep sonundadır. 2014 yılını kutlayalım derim de, başarılı geçti mi size göre? Hesabınızı kendiniz yapmalısınız. Saat 12’den sonra bitmeli balo. Balkabağına dönmeli masaldaki gibi. 12’den sonra iyi niyetler, temenniler sunulmalı belki de.

Soma ve Ermenek’i düşünüyorum. Bababsız yıla başlayacak çocukları, eşleri olmaksızın ayakta kalan kadınları. Onlar için 10, 9 , 8, … saymaya gerek olmaksızın gözyaşı varken…

Bir çocuk muzu 7 yaşında yiyor, kestanenin tadına henüz bakmamış iken…

Bir asgari ücretli yeni yıla dair ümitlerini evinde televizyon karşısında ailesi ile kıt kanaat geçiriyorken…

Bir gün önceden, bir an önceden farkı yok iken…

Tüketim toplumunun bir parçası olmam arkadaş. Kutlayanların kendi takdiridir. Saygı duyarım. Sen neden kutlamıyorsun kutlamayacak mısın sorularına cevabımdır. Benim için yılın başlangıcı yok. Günler var. O günlerde bir kişinin gözünde mutluluk pırıltısı olursa başlangıç o zaman!

Herkese umut dolu, başarılı bir yıl diliyorum.