Yılın son günleri…
Takvim yaprakları incelirken zihnimiz kalınlaşıyor. Her sayfada bir anı, her anıda bir duygu, her duyguda biraz yük… İşte tam da bu yüzden yıl sonları, sadece zamanın değil, hatıraların da muhasebesidir.
Anılar kıymetlidir; çünkü bize kim olduğumuzu anlatırlar.
Ama her anı bize hizmet etmez. Bazıları öğretmek yerine ağırlaştırır, olgunlaştırmak yerine yaşlandırır. Ve fark etmeden, takvimde değil ruhta yaş alırız.
Geçmişte yaşanan bir hayal kırıklığını bugün de omuzlarımızda taşıyorsak…
Artık bitmiş bir konuşmayı zihnimizde defalarca yeniden yapıyorsak…
Affedilmemiş duyguları, söylenmemiş sözleri hâlâ içimizde tutuyorsak…
O anılar bize eşlik etmiyor, bizi geriye çekiyor demektir.
Yeni bir yıl kapıda…
Ama şunu unutmayalım: Yeni yıl, eski yüklerle yeni bir başlangıç yapmaz. Takvim sıfırlanır; fakat zihin, niyet olmadan sıfırlanmaz. Anılarınızı silmeniz gerekmiyor. Onları dönüştürmeniz yeterli.
Her anıya şu soruyu sorun:
“Beni büyütüyor mu, yoksa tüketiyor mu?” Büyütenleri şükranla saklayın. Tüketenleri ise… dersini alın, duygusunu serbest bırakın. Çünkü affetmek, unutmak değildir. Affetmek, anıların üzerimizdeki hükmünü sonlandırmaktır.
Yeni yıla girerken kendinize şunu armağan edin:
Geçmişe saygı, bugüne şefkat, geleceğe umut. Zaman sizi yaşlandırmasın. Anılar da.
Yeni yıl; daha hafif bir zihinle, daha yumuşak bir kalple ve “Artık yük değil, bilinç taşıyorum” diyebilen bir sizle gelsin.
Ve unutmayın… Gençlik, yaşla değil; taşınan duyguların ağırlığıyla ölçülür.
Yeni yılınız, ruhunuza iyi gelsin.