Tahir AYGÜN

Siyasetin ve o yüksek bürokrasinin soğuk mermerlerinde yankılanan ayak sesleri vardır ya; işte o sesler aslında iki ayrı insan tipinin, gücü nereden aldığına dair bir tercihtir.

Kimileri vardır, gücü oturduğu o deri koltuğun dikişlerinden ibaret sanır. O kapıdan çıkıp, önündeki pirinç levhadan ismi silindiği an; geriye sadece derin bir sessizlik ve o can yakıcı yüzleşme kalır. Bizim tarihimizde "devlet-i ebed müddet" diye bir kavram vardır. Devlet kalıcıdır ama o makamlarda oturanlar, millete hizmetkar olduğu sürece hatırda kalır. Yola çıktıklarını, yolda bulduklarına değişenlerin, "geldiği yeri unutanların" en acı düşüşüdür bu yalnızlık.

Hani derler ya; "Kimsenin bir şey bilmediği bir yerde, herkese her şeyi bildiğine inandırırsın." İşte bizim bazı bürokratlarımızın veya güç sahiplerinin en büyük hatası bu. Bilgiyi kendine saklayan, şeffaflıktan kaçan ve halktan kopan kişi, kurduğu o küçük krallıkta herkesi kandırdığını sanır. Ama asıl gerçeği, rüzgar tersten esmeye başladığında anlar.

DENİZLİ’DE YENİ BİR "ŞEF" VAR: YAVUZ SELİM KÖŞGER

Denizli Valimiz Sayın Yavuz Selim Köşger göreve başladı. Hem de ne başlamak! İlk mesajı kısa, öz ama bir o kadar da sarsıcıydı: "Ben orkestra şefiyim, herkes enstrümanını iyi çalacak."

Şimdi eğri oturalım doğru konuşalım; Denizli bürokrasisi çok vali gördü. Biz bu şehirde "mülayim" valileri de gördük, masaya yumruğunu vuran "devlet adamı" ağırlığını her saniye hissettiren valileri de... Sayın Köşger, önceki görev yaptığı illerden bildiğimiz o dik duruşunu, Denizli’deki ilk dakikasında belli etti.

Bu mesajın Türk tarihindeki karşılığı "töre"dir. Töre ne der? "İş ehliyet ve liyakatle yürür." Yani Sayın Vali diyor ki; "Ben buraya bir düzen kurmaya geldim, kimse oturduğu koltuğun gölgesine sığınmasın, herkes işini en iyi şekilde yapacak."

NEREYE DÖNECEĞİZ?

Makamın ışıltısıyla gözü kamaşanlar, o asıl toprağın sessiz ışığını göremez olur. Yabancılaşma tam da burada başlar. Koltuktan güç alanlar için telefonlar sustuğunda, o protokol listeleri karardığında dünya başlarına yıkılır. Ama gücü kendi karakterinden gelenler için makam, sadece bir hizmet sahnesidir.

Şimdi bu yeni dönemde bürokrasinin her kademesindeki dostlara sormak lazım: Rüzgar dinince hangi limana döneceksiniz? Sizi makamınızdan değil de sadece adınızdan tanıyıp kucaklayacak kaç "candan ses" bıraktınız geride?

Vali Köşger’in "orkestra" benzetmesi aslında bir uyarıdır. "Her şeyi bildiğine" inandırılan o sessiz yığınların arasından sıyrılıp, gerçekten işini yapanların öne çıkacağı bir dönem başlıyor gibi. Geldiğimiz yeri unutmadan, yola çıktıklarımızı satmadan, işimizi liyakatle yaparak o müziğe eşlik etmek gerekir.

Denizli'deki Nöbetçi Eczaneler 19-01-2026
Denizli'deki Nöbetçi Eczaneler 19-01-2026
İçeriği Görüntüle

Unutmayalım; hayat, yelkenleri şişiren geçici rüzgarlardan ibaret değil. Asıl olan geminin sağlamlığı ve döndüğümüzde bizi bekleyen o limanın sarsılmaz bağıdır. Çünkü dönecek limanı olmayan gemi, eninde sonunda fırtınada kaybolmaya mahkumdur.

Bakalım bu yeni "şef" ile Denizli bürokrasisi nasıl bir hizaya girecek? Hep beraber izleyip, göreceğiz...