Denizli’nin önde gelen sanayi kuruluşlarından Kaynak Grup’un Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Kaynak, 2 bin kişiye istihdam sağlayıp, ülkeye yaptığı ihracatla 50 milyon dolar kazandırmasından çok yaptırdığı okullarla adından söz ettiriyor. 1992 yılında babasının okul protokolü için imza attıktan sonra vefat etmesi üzerine babasının imzasına sahip çıkan Mustafa Kaynak, Denizli’ye 6 okul ve 200 derslik kazandırdı. Yaptırdığı okullarda binlerce çocuğun eğitim gördüğü Kaynak, “Babamın imzasına sahip çıkmak için ilk okulumuzu yaptırdık. Çocukların gözündeki ışıltıyı görünce yaptığımız işin doğruluğunu anladık ve okul yaptırmaya devam ettik” dedi.
MUSTAFA KAYNAK’IN SANAYİCİLİK MACERASI NASIL BAŞLADI? BUGÜNLERE NASIL GELDİ?
Bizim aile olarak serüvenimiz 1950 yılında Babadağ’da tahta dokuma tezgahında el dokumacılıkla başladı. Babam Kazım Kaynak, daha sonra Eskişehir’e taşınıyor ve tekstil ticareti yapıyor. 1958 yılında ben doğmadan babam Denizli’ye dönüyor ve kent merkezinde gıda maddesi toptancılığına başlıyor. 1974 yılında ise tekstil sektörüne dönüyor ve iplik ticareti yapmaya başlıyor. Türkiye’nin serbest piyasa ekonomisine geçmesi ve Denizli’de tekstil ve konfeksiyon fabrikalarının kurulmaya başlamasıyla 1986 yılında sanayicilik serüvenimiz başladı. Havlu ve bornoz üretimi ve ihracatıyla başlayan sanayicilik serüvenimiz her geçen yıl farklı sektörlerde yatırım yaparak ve büyüyerek sürüyor.

GRUP OLARAK YATIRIM ALANLARINIZ VE HEDEFLERİNİZ NELER?
Şirketleri grup bünyesinde topladık. İplik, dokuma ve konfeksiyon, mermer, akaryakıt, alüminyum ve perakende konfeksiyon sektöründe faaliyet gösteriyoruz. Bugün fabrikalarda ve şirketlerimizde 2 bin kişi istihdam ediyoruz. Grup ciromuz 400 milyon lira, ihracatımız ise 50 milyon dolar. Planlı hareket ederek, doğru adımlar atarak büyümeyi hedefliyoruz.

DENİZLİ 30 YILDA NASIL GELİŞTİ, GELECEĞİNİ NASIL BELİRLEMELİ?
Denizli, 1984 yılından itibaren büyümeye başladı. Babadağ ve Kızılcabölük gibi tekstil merkezlerinde baba işi olarak dokumacılık yapan insanlar serbest piyasa ekonomisine geçişle birlikte, küçük ölçekten büyük ölçeğe geçti, ticaretten sanayiye geçiş yaptı. Denizli, 1980’li yıllardan bu yana inanılmaz büyüyor. Bugün merkez nüfusu 30 yıl öncesine göre neredeyse beş kat arttı. İhracata yönelmesiyle dünyaya açık bir şehir oldu. 2000’li yıllara kadar tekstil sektörüyle büyüdü. Bugün dünyanın ev tekstilinde başkenti konumunda. 2000’li yıllardan sonra bakır tel, kablo, mermer sektörünün de gelişmesiyle Denizli, Türkiye’nin en fazla ihracat yapan 8. Kenti olma başarısını getirdi. Yatırımlar ve sanayiye geçiş beraberinde göçü de getirdi. Denizli, 1985’ten 2000 yılına kadar büyümede ve ekonomik gelişmede altın çağını yaşadı.


SANAYİCİ KİMLİĞİNDEN ÇOK HAYIRSEVER KİMLİĞİNİZ ÖNE ÇIKIYOR? KENTE 6 ÖNEMLİ OKUL KAZANDIRDINIZ?
Babam Kazım Kaynak, 1982 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Avni Akyol, Denizli’ye geldiğinde okul yaptırmak için protokol imzaladı. Daha okulun temeli atılmadan babamı aynı yıl eylül ayında kaybettik. Babamın attığı imzaya sahip çıktık ve Kazım Kaynak Lisesi’ni yaptırdık. Okulda çocuklar eğitim görmeye başladı. Eğitim gören çocukların gözündeki pırıltıyı görünce doğru iş yapmışız dedik ve eğitime destek vermeye devam ettik. Denizli’ye Kazım Kaynak Anadolu Lisesi, adıma Mustafa Kaynak Anadolu Lisesi, eşim adına Nalan Kaynak Anadolu Lisesi, annem adına Sevil Kaynak Ortaokulu, kızkardeşim adına Gülay Kaynak Sarıkaya Anadolu Endüstri Meslek Lisesi, eniştem adına Tavas Karahisar Kemal Sarıkaya İlk ve Ortaokulu’nu yaptırdık. Denizli’ye 200 derslik kazandırdık. Eğitime yapılan yatırımı en önemli yatırım olarak görüyorum. Eğitime desteğimiz şirket ve aile olarak devam edecek. Eğitime verdiğimiz destek nedeniyle 2008 yılında TBMM Üstün Hizmet Madalyası7na layık görüldüm ve ödülümü dönemin TBMM Başkanı Köksal toptan’dan aldım.

YAPTIRDIĞINIZ OKULLARLA BAĞINIZ SÜRÜYOR MU?
Tabi ki sürüyor. Okulu yaptırıp bırakmıyoruz. Okul yönetimleriyle sürekli görüşüp ihtiyaçlar noktasında da yardımlarımız oluyor. Doğru eğitim doğru insanlar tarafından verilmeli. Okullarda çocuklara müspet ilimler verilmeli. Yaptırdığımız okullarda bazen idari kadrolarla siyasi nedenlerle tasvip etmediğimiz insanlar idareci olarak atanabiliyor. Buna siyaseten karar verildiği için biz okul yaptıranlar bu dönemlerde küsmekten başka bir şey yapamıyoruz. Ama zaman zaman küssek de eğitime desteğimizi sürdüreceğiz.

DENİZLİ SANAYİSİ BUGÜN NE DURUMDA, VİZYONU NE OLMALI, EN BÜYÜK SORUNU NE?
Denizli sanayisi ihracata dayalı ve kent dışa açık bir şehir olduğu için 2009’daki global krizden Denizli çok etkilendi. Kapanan fabrikalar oldu, işçi sayısı azaldı. O dönemin etkisiyle bugün hala sanayide çok fazla yatırım yapıldığını göremiyoruz. Yapılan yatırımlar da ek tesis ve kapasite artırımı şeklinde oluyor. Bana göre şu an Denizli sanayisinin en önemli sorunu işgücü. Çalıştıracak işçi bulamıyoruz. Dazkırı’dan, Dinar’dan, Çameli’den, Beyağaç’tan, Alaşehir’den, Kuyucak’tan işçi getirip çalıştırıyoruz. Bu da maliyetleri etkiliyor. 100 kilometre uzaktan işçi getiriyoruz. Bu da işçinin performansını, motivasyonunu etkiliyor. Günün iki üç saatini yollarda geçiriyor. Yöneticiler bu konuda ciddi politikalar üretmeli. Denizli gelecek vizyonunu ev tekstili, kablo ve tel, mermer ve turizm olarak belirlemeli ve planlamalarını bu sektörler üzerinde yoğunlaştırmalı. Havaalanı, demiryolu taşımacılığı sorunları çözülmeli. Ayrıca, kentin kültürel gelişimi de ekonomik gelişiminin gerisinde kaldı. Bu alanda da çalışmalar yapılmalı.






