Hayat ne garip…
Bir gün el üstünde, bir gün dil üstünde. Başarısızlık insana has bir olgu; ancak insanın başaramadığını kabullenmesi, herhalde bu yoldaki en ağır sınav olsa gerek. Her neyse, ekonomik kriz zaten herkesin gündeminin baş köşesinde yer alırken, siyasetin suları bir an olsun durulmuyor.
Geçtiğimiz hafta gerçekleşen yeni parti il kongresinde, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı kürsüden adeta kükredi: "Beni hapse alsalar da partimden vazgeçmem, asla geri adım atmam!" Mesajın kime verildiği o kadar açık, o kadar netti ki hedefin kim olduğu hemen anlaşıldı; Çavuşoğlu'nun hedefindeki isim Şeniz Doğan’dı.
Ve beklenen, fısıltı gazetesinin günlerdir manşetten düşürmediği o an geldi. Operasyon yapıldı. Görünen o ki, geliyor gelmekte olandı; bu hissiyat zaten sokaktaydım, havadaydı, hissediliyordu. Şimdi herkesin dilinde tek bir merak: Kim itirafçı, kim değil? Her operasyonun fıtratında olduğu gibi burada da birileri konuşacak, birileri itirafçı olacak. Gerçeklerin bir olgu halinde karşımızda durduğu yerde, itirafçının da sahneye çıkması kaçınılmazdır.
Transfer hikayelerine gelince… O konulara hiç girmedim, girmem de. Teyit edemediğim hiçbir bilgi benim kalemimde kulis bile olamaz. Az da olsa, ufacık somut bir nokta yakalasam, yazmaktan çekinmezdim. Ancak yazmadım; çünkü ortada saçma sapan bir tweet'in ardından kaynamaya başlayan dedikodu kazanından başka bir şey yoktu.
Operasyonun hemen ardından Merkezefendi Belediyesi’nde hareketli saatler yaşandı. Birim amirleriyle olağanüstü bir toplantı gerçekleştirildi. Dört başkan yardımcısı, tüm birim amirlerini masanın etrafına toplayarak hizmet noktasında en ufak bir aksamaya asla tahammül edilemeyeceğinin altını çizdi. Bir yandan tekerlek döndürülmeye, hizmetlerin aksamaması sağlanmaya çalışılırken, diğer yandan da apar topar eksikleri kapatma arayışına girildi.
Dışarıda ise "vah vah" sesleri eşliğinde, Cumhuriyet haftasında Denizli'ye yakışmayan bir siyasi resital izleniyor. Sular durulacak gibi değil; kazın ayağı hiç de öyle gösterildiği gibi matrak değil. Bakalım bu fırtınanın kopardığı yapraklar daha nerelere savrulacak?



