Denizli Haber - Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen ve Türkiye’nin önde gelen CEO’ları ile iş dünyası temsilcilerinin katıldığı panelde, tekstil ve hazır giyim sektörünün küresel dönüşümü masaya yatırıldı. Panelde konuşan Başkan Osman Uğurlu, dünya ticaretinde yaşanan değişimin sektörde rekabet koşullarını kökten değiştirdiğine dikkat çekti.
Pandemi sonrası kırılan tedarik zincirleri, jeopolitik gerilimler, enerji maliyetlerindeki artış ve değişen ticaret politikalarının küresel ticarette yeni bir dönem başlattığını vurgulayan Uğurlu, Avrupa Birliği’nde Yeşil Mutabakat, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve Dijital Ürün Pasaportu gibi uygulamaların; ABD’de ise korumacı politikaların ihracatın kurallarını yeniden yazdığını ifade etti. Uğurlu, bu süreçte ülkelerin dünya ticaretindeki dönüşümü doğru okuyarak stratejilerini buna göre belirlemesi gerektiğini söyledi.

“Türkiye’nin Rotası Değer Rekabeti Olmalı”
Düşük işçilik maliyetleriyle rekabet eden ülkelerle aynı kulvarda yarışmanın mümkün olmadığını belirten Uğurlu, “Hindistan, Pakistan, Bangladeş ve Vietnam gibi ülkelerle fiyat üzerinden rekabet edemeyiz. Türkiye’nin rotası fiyat değil, değer rekabeti olmalı” dedi.
Bu dönüşümü erken okuduklarını ifade eden Uğurlu, Denizli özelinde teknik, fonksiyonel ve katma değerli üretime yöneldiklerini belirtti. Denizli firmalarının antibakteriyel, nefes alabilen, geri dönüştürülmüş liflerden üretilen, UV korumalı ve teknik özellikleri yüksek ürünlere odaklandığını dile getiren Uğurlu, düz tekstilden fonksiyonel ve döngüsel tekstile geçişin hızlandığını kaydetti.

Denizli’nin konfeksiyon ihracat birim değerinin 12,56 dolar, tekstilde ise 5,86 dolar seviyesinde olduğunu aktaran Uğurlu; havluda 9,8 dolar, bornozda 15,7 dolar ve nevresimde 10,5 dolar gibi ülke genelinde zirvede olunan rakamlara ulaşıldığını belirtti. Bu tabloyla Denizli’nin artık fiyatla değil; kalite, tasarım, sürdürülebilirlik ve markalaşma ile rekabet ettiğini vurguladı.
“Sürdürülebilirlik Pazara Giriş Bileti Haline Geldi”
2025 yılında AB’nin tekstil ve konfeksiyon ithalatı artarken Türkiye’nin AB’ye ihracatında düşüş yaşandığını hatırlatan Uğurlu, bunun talep daralmasından çok rekabet gücündeki aşınmaya işaret ettiğini söyledi. Yeni ihracat yol haritasının teknik tekstil, markalaşma, sürdürülebilirlik ve dijitalleşme ekseninde şekillenmesi gerektiğini ifade etti.
Sürdürülebilirliğin artık bir tercih değil, pazara giriş kriteri haline geldiğini belirten Uğurlu, kısa vadede maliyet gibi görünse de uzun vadede ihracatçılar için güçlü bir rekabet avantajı sunduğunu söyledi. Inditex ve H&M gibi küresel markaların yüzde 100 geri dönüştürülmüş ve döngüsel üretim hedefleri koyduğunu hatırlatan Uğurlu, bu dönüşüme uyum sağlayamayan ülkelerin küresel pazarda geri kalacağını ifade etti.
Turkish Towels İçin İzlenebilirlik Hamlesi
Denizli’de GOTS, OCS, GRS ve OEKO-TEX gibi sertifikasyon süreçlerinde önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirten Uğurlu, Turkish Towels markası kapsamında izlenebilirlik ve sertifikasyon altyapısının oluşturulması için ETKO ile iş birliği yapıldığını açıkladı.
Bu projeyle Turkish Towels markasının yalnızca bir köken göstergesi değil, aynı zamanda uluslararası ölçekte doğrulanabilir ve sürdürülebilir bir kalite standardı haline gelmesinin hedeflendiğini belirten Uğurlu, özellikle ABD pazarında Türk havlusunun marka değerinin daha da güçlendirilmesinin amaçlandığını sözlerine ekledi.





