“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir

Bu ilke Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş ilkesidir.

Atatürk’ün partisi olduğu iddia edilen CHP milletin partisi olamadığı gibi gelişmenin önündeki en büyük engel olmuş,  milletle devletin arasına duvar örmüştür. İçinden çıktığı milleti bir süre sonra yok sayan iktidarlara karşı yine bu millet her seferinde bağrından siyasi liderini çıkartmıştır. Kendi yarattığı kurallarla devlete egemen olan statükocular milleti hiçe sayarak her gelişmenin önüne engeller çıkarmışlardır.

27 Mayıs 1960 ihtilali,12 Mart 1971 muhtırası,12 Eylül 1980 ihtilali, 28 Şubat 1997 darbesi dönemin siyasi partilerine değil millete karşı yapılmış bir darbedir. Bu olaylar aradaki duvarı yükseltmiştir. Değişik dönemlerde iç ve dış menfaat grupları tarafından kesintiye uğratılan demokrasi hayatı, birilerinin kazanç kaynağı olurken millete hep ağır faturalar yansımıştır. Son dönemde ise 27 Nisan e-muhtırası ile kamuoyunda yargı darbesi olarak adlandırılan kapatma davası yakın döneme ait 17 ve 25 Aralık darbe girişimleri demokrasi ve hukuk özrü olarak kabul edilmiştir. Demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan yargı organlarının halkın iradesini ve meclise yansıyan siyasi irade ve bu iradeyi bağrından çıkaran milletin kendi kontrollerinin dışında hareket etmesine müsaade etmemeleri artık ülke insanının vicdanında kabul görmemektedir ve görmeyecektir.

 T.Uğur Türkmen’in kaleme aldığı hikâyeyi okuyunca bu resmi daha net gördüm. Bunu sizinle de paylaşmak isterim: “Bir gün bir deprem olur, her yer sallanır. Dağın zirvesinde yaşayan kartal yuvasından bir yumurta dağın eteğindeki tavuk çiftliğine düşer. Bilge tavuk ve diğer tavuklar yumurtanın etrafına üşüşürler. Bu yumurta bizim yumurtamızdan büyük bizimkilere benzemiyor derler. Tavuk meclisi toplanıp karar alır diğer yumurtalarla birlikte anaç tavuğun altına koyup kuluçkaya yatırırlar. Tavuk yumurtalarından civcivler çıkarken o yumurtadan kapkara, koca gagalı, iri gövdeli, uzun bacaklı civciv çıkar. Gel zaman git zaman bu kartal yavrusu, tavuk civcivleri ile büyür kocaman bir kartal olur. Bir gün gökyüzünde uçan kartalları görür ve içinden onlar gibi uçmak hissi geçer. Bu arzusunu tavuklara söyler Tavuklar bu düşüncesini tavuk meclisine söylemesini isterler. Kartal isteğini tavuk meclisine sunar. Tavuk meclisi kartala : <Sen her ne kadar gagası büyük, kanatları kocaman, ayakları uzun olsan da nihayetinde bir tavuksun. Bizim kanunlarımıza göre uçmak yok. Bunun dışına çıkamazsın. Hiç tavukların uçtuğu görülmüş müdür? Diğer tavuklara kötü örnek oluyorsun. Yanlış düşüncelerin yayılmasına neden oluyorsun< derler. Ama kartal kararlıdır. Uçmaya karar verir. Ne var ki tavuk meclisi bunun üzerine kartala ceza verir. Karar idamdır. Ve kartal kararının bedelini canıyla öder.

Bir süre sonra bir başka depremde yine kartal yumurtası tavuk kümesine düşer. Aynı şekilde anaç tavuk diğer yumurtalarla birlikte onun da üzerinde kuluçkaya yatar. Yine bu yumurtadan simsiyah, koca gagalı kartal civcivi çıkar. Bu kartal büyür. Gökyüzünde uçan kartal sürüsünü görünce O da uçmak ister. Tavuk meclisi yine toplanır. Uçma izni vermez ama önceki kartala karşı uyguladığı idam nedeni ile çevreden uyarı almışlardır. Bu kez idam cezası vermekten çekinirler. Ama uçmasına da mutlaka engel olmaları gerekmektedir. Çareyi kartalın haberi olmadan yemeğine zehir koyarak ölümüne sebep olmakta bulurlar. Çiftliğin rutin hayatını bozmayan yeltenen bir kartalında üstesinden böylece gelmiş olurlar.

Ne var ki gel zaman git zaman bir deprem daha olur. Bir yumurta daha yuvarlanır. Bilmeden bu yumurtayı da kabullenirler. Yine kuluçkada civcivlerle birlikte kocaman yumurtadan simsiyah, koca gagalı kartal civcivi çıkar. Zamanla bu kartal civcivi büyür gelişir. Uçmak isteyen diğer kartallar gibi bunun da kendilerine sıkıntı olacağını düşünen tavuk meclisi öldürmeyle, zehirlenmeyle kartalların uçma isteğini kıramadıklarını da anlamışlardır. Öyleyse ne yapacaklar? Onlar kara kara düşünürken üçüncü kartal da gökyüzünde uçan kartalları görünce uçmak ister. Tavuk meclisi onun tavuk olduğunu uçamayacağını hatırlatırlar. Bu kartalın diğerleri gibi susmaya niyeti yoktur ve uçma konusunda kararlıdır. Bunun üzerine tavuk meclisi kartalı bilge tavuğa gönderirler. Bilge tavuk:<benim okuduğum kitaplarda kartallar uçabildiği göre tavuk çiftliğinde yetişmekle beraber sen kartalsın uçabilirsin. Meclisin daha önceki kararı bizim için yüz karasıdır. Bize aldırma yolun açık olsun.> Böylece kartal tavuk meclisini dinlemeden doyasıya uçar. Geri çiftliğe döndüğünde gördüklerini tavuklara anlatır. Tavuk meclisi de kanunlarını değiştirir. Kartallar uçabilir diye madde koyarlar. Ve kartal tavukları da sırtına alarak teker teker uçurur. Tavukların ufku genişler. Tüm ön yargı ve fikirleri değişir.

                Türkiye Cumhuriyeti’nde de statükoyu  yıkma  ezberler bozma  ve yeni Türkiye inşa etme başarısı gösteren  Ak Partinin kurulduğu günden bugüne kadar  kolay kolay kimsenin hayal ve cesaret edemediği hepimiz için ümit ışığı ve geleceğe daha güvenle bakmamıza vesile olan 2023 hedefleri olarak isimlendirilen ,Türkiyenin hem bölgemizde dünyanın muhtelif yerlerindeki olaylara aktif müdahale eden ,gündemi belirlenen değil gündem belirleyen küresel bir güç olması yolunda yapılan dev ekonomik  atılımlar yanında ülke için barış ve kardeşlik projesi gibi  büyük vizyon ve cesaret gerektiren siyasi projelere imza atması Türk Halkı nezdinde kabul görmüştür.

Ak Partinin iktidara geldiğinden beri eksik olmayan ve son dönemde iyice yoğunlaşan ve bu büyük projeleri sabote etmeyi amaçlayan hem yurt dışından hem de onların yurt içindeki işbirlikçisi olan odaklar tarafından seçim öncesi yürütülen iç barışı bozma girişimleri sandıkta halkımızın sağduyusu ve feraseti ile geri tepecektir.

Menderes ve Özal’ı kaybeden bu halk Erdoğan’a sahip çıkmıştır. Ve  8 haziran Sabahı Türkiye yeni ufuklara kanat çırpacaktır….

 

Egemenlik kayıtsız şartsız Milletindir…

 

                                                                                              Av.Ayşe Rabia YÜREKLİTÜRK