Dünkü yazımın devamı…

 

“Sahtekarlık Tehdidi” ile ilgili bir başka örnek kendim ile ilgili. Üniversitede İnşaat Mühendisliği Bölümünde öğretim üyesiyim. Zaman zaman yapılan imalatlarda oluşan olumsuzluklar ile ilgili bilirkişiliğime başvurulur. Bazen çok yüksek maliyetleri olan konularda da bilirkişilik yaparım. Örneğin inşaatta beton dökülmüştür. Dökümden sonra bir çatlama olmuş ya da beton dayanımı hakkında şüphe vardır.Buna benzer konularda benden görüş isterler. Ortaya çıkan hatalı imalat, can ve mal güvenliğinin tehdit eder boyutta ise ve onarılamazsa; 400 – 500 bin TL’lere varan yıkıp yeniden yapma maliyetleri ortaya çıkabilir. İşte böyle bir durumda ben inşaata giderim. Yerinde inceleme yaparım. Oluşan hatanın nedenini gözlemsel yolla tespit edebilirsem, ayrıca bir deney yapmadan önerilerimi de içeren raporumu sunarım. Bu rapor üniversiteden çıkar. Ücreti de üniversiteye ödenir. Genelde böyle bir iş için (binada inceleme yapma ve rapor yazma) genelde 400 ila 500 TL arası bir ücretin üniversite döner sermayesine yatırılmasını söylerim. Bunun yarısı üniversiteye kalır. KDV ve vergiler düştüğünde bu işten benim hesabıma 100-150 TL civarında bir para yatar. Ben, bu ücreti böyle bir iş için yeterli bulurum. Bunun üzerinde alınan ücret bana sanki sahtekârlık yapıyormuşum gibi gelir.

 

Benzer işi yaptığımız bazı kişilerden bu fiyata tepkiler geliyor. Onlar:

 

- Sen neden bu kadar düşük ücret istiyorsun? Sen yaptığın doktora, bu güne kadar verdiğin emek ve edindiğin tecrübelere göre ücret istemelisin. Yanlış yapıyorsun. Adamların 500 bin TL’lik işini kurtarıyorsun. Adamlar zaten istediğin parayı vermeye razı.Böyle bir raporun bedeli 3000 TL’den daha düşük olmamalı.

 

gibi ifadeler kullanırlar. Aslında onlar da “yaptığın ameliyatın bıçak parasını da iste” derler. Hatta onu da elden alabilirsin diyenler de çıkar.

 

Bana göre bunların hepsi sahtekârlıktır. Hatta ben böyle bir işte; zorda kalmış bir müteahhitten kendim için ekstra bir ücret istesem bunun adı “bıçak parası, imza parası” falan değil apaçık “rüşvet”tir. Bu zaten kanunen ve ahlakenuygun değil. Ancak üstteki gibi resmi üniversiteye yatırılacak bir parayı bile almak bana uygun gelmiyor. Çünkü ben yapacağım işi, harcadığım emeği biliyorum. Bunun karşılığı hiçbir zaman benim belirlediğimden fazla olmamalı.

 

Bunların yanında ben her çağrıldığım seminere koşa koşa giderim. Kendi uzmanlık konum ile ilgili konuları herkesin anlayabileceği tarzda anlatmaya çalışıyorum. Bu seminerleri bazen özel şirketler düzenler. Bu seminer o şirketin yeni tesis açtığı bir şehirde de olabiliyor. Aslında bir anlamda, o şehre geldiklerini duyurmak için reklamlarını yapıyorlar. Ben de onlara yardım etmiş oluyorum. Ancak ben konuya farklı bir açıdan bakıyorum. O şirket bana uzmanlık konumu anlatabileceğim bir ortam hazırlıyor. Ben de gelen mühendis, mimar, inşaat ustası, belediye başkanı, kaymakam, vali her kim olursa depreme dayanıklı, uzun ömürlü bina yapımını onların anlayabileceği dilde anlatmaya çalışıyorum. Bunu da hem bir mesleki sorumluluk hem de bu ülke imkânları ile okumamın az da olsa karşılığı olarak görüyorum. Bunun yanında benzer seminerleri düzenleyen ilaç firmalarının seminer sonunda konuşmacıya zarf içinde 2000 dolar verdiğini de biliyorum.

 

Hep “acaba bana sahtekâr derler mi?” korkusu benim -bazılarına göre hakkım olanı- bile almama engel oldu. Bugün belki son model bir aracım yok, borçlarım var ama Allah’a şükür sağlıklı bir eşim, sağlıklı çocuklarım, güzel bir evim var. Bundan memnun muyum? Herhalde memnun olmasaydım, -bazılarına göre hakkım olanı- almak için koşturur dururdum.

 

Burada çok önemli olan bir husus daha var. O da şudur: işin parasal boyutu bir yana, yapılması gereken doğru işlerin yapılmasından kesinlikle vazgeçilmemelidir. Ancak ben bu ortamlarda olmak istemiyorum dendiğinde, ortalık sahtekârlara bırakılmış olur. Onlar da zaten sizin varlığınızdan rahatsızlar, onların tam istediğini yapmış olursunuz. Sonrasında da çevremizde gelişen olumsuzluklardan sızlanmaya ve insanların düzelmesini bekleyemeye hakkınız olmaz.

 

Bir de sahtekârlık tehdidini bilinçli şekilde sizi durdurmak için kullananlar var…

 

Devamı yarın…

 

Dostlukla…

 

01.07.2015

[email protected]