Bu günkü yazımda siz değerli okurlarımla seçim konusuna gireceğim. Eyvah devlet memuru halinle ne işin var bu alanda diyenler olabilir. Bilerek ve isteyerek bu konuya temas etmek istedim.

Seçme ve seçilme demokrasinin temel taşlarıdır. Özgür yaşamın sütunlarındandır. Yönetime talip olan kişi çıkar er meydanına adaylığını ilan eder ve vatandaşın oylarıma talip olduğunu söyler. Vatandaşımız da benimsediği, kendine en yakın gördüğü kişilere, vaatlerine, projelerine göre bir değerlendirme yapar ve oyunu kullanarak yöneticileri seçer. En fazla oyu alan kişiler ya da partiler memleketi idare ederler. Bu durum demokrasinin en basit kuralıdır.

Buraya kadar tersini söyleyeceğimiz bir şey yoktur. Eğer hedef demokrasi ve özgür yaşam ise. Efendim, her aday olan eşit şartlarda mücadele ediyor mu? Liderlerin belirlemediği kişilerin seçilme şansları var mı? Ekonomik anlamda bu günkü şartlarda büyük meblağlara sahip olmayanın bu çetin mücadeleden galip çıkma ihtimali ne kadardır? Seçilenin yanında seçenin hür iradesi sandıktan ne kadar çıkıyor? Milletin tercihi mecliste ne kadar temsil edilebiliyor? Seçilenler hür iradeleriyle yasama faaliyetlerinde ne kadar etkili ve yetkili olabiliyorlar?

Yukarıdaki soruların hiç birinin bende cevabı yok. Bu alanlar bana kapalı alanlar. Ben sizlere seçme ve seçilme hakkından bahsedeceğim. Anayasamızın 67 maddesinde; “Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak, seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasî parti içinde siyasî faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir.” denilmektedir. Sadece hak değil ödev olduğunu da çok rahat söyleyebiliriz. Çünkü Dördüncü bölümün alt başlığı siyasi haklar ve ödevlerdir. Bu da bizlere oy kullanmanın bir hak olduğu kadar ödev de olduğunu göstermektedir.

Hal böyle olunca; hiçbir vatandaşımızın ben şu kişiye kızdım, onun için sandığa gitmeyeceğim deme lüksü yoktur. Oy kullanmamak bir protesto metodu değildir. Bir eylem çeşidi hiç değildir. Hakkını kullanmamak değil, görevini ihmal etmektir. İktidar sahipleri oy kullanmayanlara seçimlerden önce cezasından bahsederler, ancak seçim sonlarında genelde unuturlar. Parasal anlamda ceza verilmese dahi kanuni hak ve sorumluluk olmasının yanında vicdani sorumluluğu göz ardı edilmemelidir.

Girişte dediğimiz gibi demokrasinin temel taşı olan seçimlerde anayasal görevini ihmal ederek ülke yönetiminde söz sahibi olmaktan kaçamayız. Şu da bir gerçek ki sen istediğin kadar sandığı protesto et, birileri gelip oyunu kullanacak ve kendi anlayışını, kendi ideolojisini, kendi davasını yönetime getirmek için çalışacaktır. Hal böyle iken neden sen de söz sahibi olmayasın ki?