Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin anayasal yükümlülüğüne uygun olarak Milli Eğitim Bakanlığının 5580 sayılı yasası (Özel Öğretim Kurumları Kanunu)’na göre açılmış dershanelerin hikayesini anlatmak istiyorum sizlere.
Dershaneciliğe başladığım günden beri önce bize şunu öğrettiler:”Asıl olan okullarımızdır, öncelikli olarak öğrencilerimize bunu söyleyeceksiniz; çünkü dershaneler öğretici değil tamamlayıcıdır.” demişlerdi. Yıllar geçtikçe dershaneler kendilerini öyle bir geliştirdi ki her alanda çok çalışarak, çok emek vererek Milli Eğitimin temel bir taşı haline geldi. Gelmesi de çok normaldi zaten. Son on yılda defalarca değişen sınav sistemleri, müfredat değişiklikleri velilerimizi tedirgin etmişti. Sistem ne kadar değişirse değişsin değişmeyen tek şey özverili çalışan dershane kurucuları, öğretmenleri ve memurlarıdır. Velilerimiz inancımızı hissediyorlar ve bu kadar kapanma mevzularının gündemde olması bile öğrencilerimizle bizleri ayırmadı. Bu kadar olumsuzluklara rağmen,”Artık ne iş yapacaksınız?” sorularına rağmen, eğitimle alakası olmayan insanların dershanecilikle ilgili yorumlarına rağmen ben dershaneciliği meslek kabul ediyorum diyen ve öğrencilerine sahip çıkan öğretmenlerimize, çalışanlarımıza dik duruşlarından dolayı teşekkür ediyorum.
Hukukun üstünlüğüne inanıyorum. Anayasa Mahkemesi’nin kararından sonra yine öğrencilerimizin derslerinde, tercihlerinde, sıkıldıklarında rehberliğimizle, yayınlarımızla, anlayamadıklarında etütlerimizle, her türlü problemlerinde yanlarında olmaya devam edeceğiz
.
Şu an dershaneciler acınacak durumda değildir. Gelecek nesilleri yetiştirmemiz için yürek ve sevgi gerekir ve bu sektörde çalışan herkes de aynı büyük yüreğe sahiptir. Asla doğru bildiğimiz yoldan vazgeçmeyeceğiz. Bize inanan tüm velilerimize, öğrencilerimize ve öğretmenlerimize teşekkür ediyorum.
Saygılarımla.