Üzeyir Garih’ten Liderlik, Strateji Adına Aldığım Üç Ders – 3. Ders

 

Üzeyir Garih 1998 Ocak ayında anlattığı konular genelde birlikte çalışan ekiplerin özellikleri hakkında idi. Çalışma hayatını evliliklere benzetmişti. Birlikteliklerin devam edebilmesi için fedakârlık, sevgi, üretim olması gerekir demişti. O toplantıdan aldığı üçüncü ders ise Sokullu Mehmet Paşa ile ilgili idi.

 

Üçüncü Ders: Kendini Liderinden Büyük Görenin KellesiGider …

 

SokolluMehmed Paşa, Kanuni Sultan Süleyman’ın Sadrazamlığını yapmıştır. Kanuni’den sonra II. Selim ve III. Murat’ın sadrazamlığını da yapmıştır. İki metreyi aşan boyu ile en uzun soylu Sadrazamlardan idi. 60 yıllık devlet hizmeti sırasında da hiçbir görevinden alınmamış, daima bir üst göreve atanmıştır. SokolluMehmed Paşa, 14 yıl süren sadrazamlığı boyunca usta bir siyasetçi olarak öne çıkmış, birçok askeri ve siyasal başarının elde edilmesinde birinci derecede rol alarak, devlet teşkilatı içinde de önemli düzenlemeler yapmıştır.

 

SokolluMehmed Paşa’nın çağının ötesinde fikirleri vardı. Karadeniz’den Hazar Denizine bir kanal açma, Süveyş Kanalı'nı açma, İzmit Körfezi Sapanca Göl Sakarya Nehri üzerinden Karadeniz'e alternatif bir boğaz açma gibi düşünceleri vardı. Ancak, bu kadar başarılı bir devlet adamı, basit bir sebepten dolayı suikasta uğramıştır.

 

Üzeyir Garih,o gün bunları anlattıktan sonra SokolluMehmed Paşa’nın öldürülmesini ve fikirlerin projeye dönüşememesinin gerekçesini şöyle açıklamıştır.

 

- Sokollu, belki de büyük başarıların verdiği güçle “Tüm bu fikirleri ve elde edilen başarıları kendine mal etmeye başlamış, etrafta bunları anlatmaktan da çekinmemiştir. Padişahı Sokollu’dan daha küçük göstermeye çalışan bu davranış yüzünden de kellesi gitmiştir. Bu, bazılarımız için caniliktir. Bence de ne olursa olsun, bu kadar başarılı ve hayatını devletine adamış bir devlet adamı öldürülmemeliydi. Fikirleri de proje olup hayata geçmeliydi.

 

İçinden “Bu hep böyledir, biz de başarılı insanı çekemezler ve yok ederler. Bizdeki padişahlık diktatörlüktür, diktatörlerin olduğu yerde bu olur… ” diye düşünenler varsa;

 

Ben şu kadarını söyleyeyim: “Bu her toplulukta az ya da çok vardır”… Nasıl mı?

 

Kendinize ve etrafınıza bir bakın:

 

- En küçük bir makamı ele geçiren birisi, hep benim dediğim olacak, benden farklı düşünemezsiniz demiyor mu?

- Üst yönetici, beğenmediği kişinin beraber çalıştığı ekibi oradan alıp, onu yalnızlaştırmıyor mu?

- Kişinin eğitimi dolayısıyla hakkı olan, kadroların verilmemesi için gayret gösterilmiyor mu?

- Eğer beğenilmeyen bir söz söyleyen kişiler hakkında “Meslekten men cezası talebi” ile şikâyetlerde bulunulmuyor mu?

- Yapılan iş iyi ise yöneticiden, kötü ise çalışandan bilinmiyor mu?

- İktidar değiştiğinde öğretmenevinin çaycısına varıncaya kadar herkes değiştirilmiyor mu?

- Bu ülkenin bir bakanı, 5 bin kişilik kadroyu örgütüme vermeyip de başkalarına mı verseydim? Demiyor mu?

 

Bunların hepsi neden yapılıyor? Bana göre tek gerekçesi var: “Ben, sadece benden olana güvenirim. Benden olmayana kritik görevleri teslim edemem”. Aslında bu düşünce, bu açıdan bakıldığında belki mazur görülebilir. Ancak kendi ekibini oluştururken, diğerlerine zarar verilmesi kabul edilemez. Belki bugün kelle alınmıyor ama insanların rızıklarıyla, itibarlarıyla oynamaya çalışanlarımız hala var…

 

Buraya kadar anlattıklarımda “yöneticilerin istemediği kişilere yaptıkları eziyetler” var. Üzeyir Garih’in anlatmak istediği, aslında tam olarak bu değildir. Üzeyir Garih, ekibin ahenginin bozulmaması için, liderden ziyade alttaki ekibin takınması gereken tavra dikkat çekmiştir.

 

Sokollu Mehmet paşa, sadrazam olabilir, çok güzel fikirleri de olabilir. Ancak o fikirler bir günde kendisine ilham edilmemiştir. Osmanlı’da çocukluktan itibaren bir eğitim almış. Yetkinliği ve bilgisine güvenilerek basamakları adım adım çıkarak, sadrazamlığa kadar gelmiştir. Sadrazamlığın verdiği güçle de istediklerini yapabilmiştir. Mesela Karadeniz ile Hazar denizi arasındaki bağlantıyı oluşturacak Don-Volga kanalı için gerekli işgücü seferber edilmiş, ancak hava şartları nedeniyle çalışmalar sürdürülememiştir. Sokollu’nun o kadarlık iş gücünü Padişah’ın ve diğer devlet erkânının haberi ve izni olmadan Don-Volga kanalı için sevk edebilmesi mümkün müdür? Sokollu’nun devlet desteği olmadan o fikirleri projeye dönüştürüp tamamlatma gücü var mıdır?

 

Eğer o proje tamamlansaydı, bunda alın teri ile çalışan işçilerden Padişah’a kadar herkesin payı olacaktı. Sadece fikir sahibi olmak projeyi tamamlamaya yetmez ve projenin tamamının sahibi olma hakkını vermez.

Hiçbir idareci ya da beraber çalışan ekip böyle bir haksızlığı kabul etmez.  Herkes gücüne göre buna tavrını koyar… Kimileri eliyle, kimileri diliyle, kimileri de kalbinden buğzederek tepkisini koyar. Bu yüzden eğer bir ekip çalışmasının içerisinde iseniz, padişah dahilherkese değer vereceksiniz.

 

Eğer şöyle bir tavrın içerisine girerseniz, ne yazık ki kelleniz gider:

 

- Bir Ekiple beraber çalışacaksınız, onlara iş yaptıracaksınız, onların yüzüne güleceksiniz… Sonra da gidip üst yöneticiye çalışanlarınızı şikâyet edeceksiniz… En ufak bir aksilikte, benim de bundan haberim yoktu. Bana da kazık attılar… Bunlarda iş ……….yok.  Diyeceksiniz…

 

- Bir yönetici ile çalışacaksınız… hatta onun yardımcısı olacaksınız… Onun önünde ceketinizi ilikleyeceksiniz… Sonra da dışarıda, “bizim yönetici hiçbir şeyden anlamıyor.Karizma desen, sıfırın altında. Bundan idareci falan olmaz. Adam yokluğundan sabrediyoruz. Bir de çalıp çırptığını söylüyorlar…”deyip aslında kendinizi onun yerine pazarlayacaksınız. Elinize geçirdiğiniz ilk fırsatta da onu devirmeye çalışacaksınız. Bunu da ona yakın olduğunuz ve size güveninden dolayı edindiğiniz bilgi ve güçle  yapacaksınız…

 

Zannederim ben dahil hiç kimse buna katlanamaz.

 

Üzeyir Garih’in dediği gibi: “Eğer bu birliktelik ve ekip çalışması devam edecekse, herkes görevini, yerini ve haddini bilecek”

 

Eğer başınızdakini ve ekibi doğru bulmuyorsanız; orada ne işiniz var ki? Mehmet Akif Ersoy’un yaptığı gibi yapar, istifayı basarsınız… Mehmet Akif çalıştığı kurumda bir Ermeni’ye haksızlık yapıldığı için istifa etmişti…

 

Hem beraber çalışacaksınız, üstünüzdeki yöneticinin maddi, manevi gücünü alacaksınız…Bu güçle başarılı sonuçlar elde edecek ve sonunda iyi olan her şeyi kendinize mal edeceksiniz….İktidarın verdiği gücü sonuna kadar kullanacaksınız, sonra bu güçle yöneticiye çelme takacaksınız… Olmaz!..

 

Ya beraber çalışacak, fikirlerinizi proje haline dönüştürüp tamamlayarak, elde edilen başarıları paylaşacaksınız, ya da idareciyi beğenmiyorsanız, ayrılıp onsuz devam edeceksiniz… Bu da yöneticiyi beğenmediğiniz ve doğru bulmadığınız anlamına gelir.

 

O gün Sokollu Mehmet Paşa, padişah olamazdı… ama bugün herkese tüm makamlar açık…

 

Dostlukla…

 

13.05.2015

[email protected]