Ülkemiz iki yılı aşkındır uzunca bir seçim atmosferindeydi ve nihayet 2 Kasım itibarıyla bu seçim havası dört sene gibi uzunca bir süre gelmemek üzere ülke gündemimizden çıktı.
Devlet memuru kimliğimle seçimlerin içeriğine girecek değilim. Hangi partinin ne vaat ettiğinden, hangi partinin ne vaat etmediğinden bahsedecek hiç değilim. Ancak bu seçim atmosferi ülkemiz açısından çok uzundu.
Seçim deyince ne de olsa gelişme hızı sekteye uğruyor. Bürokraside istemeden de olsa bir ağırlaşma yaşanıyor. Belirsizlik ortamı başta ekonomiyi vuruyor. Sonra da insanımızın geleceğe dönük pozitif bakışını ağırlaştırıyor. Tüccarın ticaret girişimlerinin seçim sonuna ertelemesine, yatırımcının yatırımlarını seçim sonunda oluşacak tabloya göre şekillendirme isteği, büyüme hızımızın düşmesine, enerjimizin başka başka yönlere kaymasına sebep oluyor.
İşte bunun için iki yıl içinde yapılan, ülkemizin kaderini derinden etkileyen bu seçimler ülke insanımızı fazlasıyla yordu. Düşmanlarımıza da bir ümit oldu tabi. Ancak bir kasım seçimleri sonucunda insanımızın tercihi, insanımız üzerindeki yorgunluk belirtilerini silip attı.
Olanda hayır vardır derler. Bu yaratıcı tarafından takdir edilen kader denen olgu için söylenen bir söylem. Cenabı hakkın takdirine rıza göstermek için olanda hayır vardır deriz. Kader olgusuna ilave olarak insanımızın oylarıyla ortaya çıkan bu siyasi tablo için hayli hayli söylenebilir.
Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım. Şu 3 kasım 2015 tarihinde tüm insanımıza, ama tüm insanımıza ne kadar da güzel hitap ediyor Hz. Mevlana değil mi?
Hz Mevlana’nın çağrısına kulak vererek: Kazananımızla, kaybedenimizle; gülenimizle, ağlayanımızla; türkümüzle, kürdümüzle; zenginimizle, fakirimizle, olanda hayır vardır diyerek, düne dair ne varsa geride kaldı cancağızım deyip yeni şeyler söylemeyebilmemiz dileğiyle…