Geçtiğimiz ay Koreli Turistlere Topkapı Sarayı önünde Çinli sanılarak yapılan saldırı, ülkemizdeki linç kültürünün vardığı boyutun dehşet verici bir göstergesiydi. Çinli olduğunun sanılması bir yana, insanların bu kadar kolay galeyana gelmesi, tüm akıl ve mantık anlayışından bu kadar kolay uzaklaşması, kendinden zayıf ve güçsüz olana bu kadar kolay saldırabilmesi nasıl açıklanabilir? Türk Dil Kurumu sözlüğünde linç, “Birden çok kimsenin kendilerine göre suç olan bir davranışından ötürü birini, yasa dışı ve yargılamasız olarak öldürmesi” olarak tanımlanmış.
Ülke insanımızın şiddete ne kadar meyilli olduğunu her gün haberlerde, gazetelerin üçüncü sayfalarında görmek mümkün. Kadın cinayetleri toplumsal bir yara. İnsanoğlunun kanla yazdığı tarihe bakacak olursak, linç kültürünün bize çok uzak olmadığını düşünebiliriz. Ama 2015 yılına ulaşmış olduğumuz bu zamanda, bu tür bir şiddet eğilimin toplumsal altyapısının hala çok güçlü olması endişe verici.
Mevcut siyasetin toplumu ayrıştırdığı, kutuplaştırdığı, hatta bu kutuplaşma üzerinden politikasını kurduğu herkesin malumu. Kutuplaşma olunca ötekileşme, yabancılaşma, ayrımcılık ve beraberinde şiddette geliyor. Sanki toplum barut fıçısı, herkes her an kavga etmeye, saldırmaya hazır gibi. Ciddi bir tartışma ya da münakaşa başladı mı sopalar, bıçaklar, palalar ve hatta silahlar ortaya çıkıveriyor.
Geçenlerde Gallup araştırma şirketinin yayınladığı sıralamaya göre dünyada en mutsuz üçüncü ülkeyiz. Mutsuz ve gergin bir ülkeyiz vesselam, ne zaman ne olacağı, ne ile karşılaşacağımız belirsiz. İrlandalı bir turistin İstanbul’daki kavga videosunun internette neden bu kadar çok izlendiği ve turistin sosyal medyada neden fenomen haline geldiğine şaşırmamak gerek. Su almak için gittiği büfede, suların yere devrilmesi üzerine bir anda saldırıya uğrayan turistimiz, dükkan sahibi ve çevre esnafı tarafından dövülmek istendi. Bu olayda beni en çok şaşırtan ya da anlamakta güçlük çektiğim, suların devrilmesi akabinde dükkan sahibinin sopa ile birden ortaya çıkması, dinlemeden, anlamadan saldırıya geçmesi. Ne olup bittiğini anlamadan neden direk saldırılır, neden onca insan bir tek insanı dövmeye çalışır anlamak zor. Yabancı medyanın dikkatini çeken bu olay, az çok tartışıldı, nedenleri irdelendi, analiz edilmeye, anlaşılmaya çalışıldı ama bizim medyamız konunun popülist yönünü ön plana çıkarmayı tercih etti.
Adına şiir parodisi bile yazılan turistimiz, aslında bizim her zaman yapmak istediğimizi yapmış, günlük hayatımızı çekilmez hale getiren lümpen linç güruhuyla onların anladığı dilden iletişim kurma yolunu tercih emişti. Toplumun güce tapan, tahammülsüz, şiddete meyilli, gerici fikirlerin her zaman alıcısı, konuşma ve anlayıştan uzak, galeyana gelmesi ve kullanılması kolay bu kesime “bir de bunu deneyin” denmesi bize keyif vermiş olabilir ama ortada yabancı bir turiste bile zerre kadar tahammül edilmemesi ve saldırılması gerçeği var.
Maalesef şiddet ve linç kültürü toplumda yaygın, bugünlerde buna her gün tanık oluyoruz ve kısa vadede değişmesi mümkün görünmüyor. Hele yakın zamanda seçim yapılacağını düşünürsek, şiddet düzeyinin inmesini beklemek saflık olur. Şiddetin nedenleri ve çözülmesi çok geniş bir konu. Maalesef ülkemizde, yapılanların yanına kar kaldığını düşünülüyor, caydırıcılık her geçen gün azalıyor. İnsanlar "yasa dışı ve yargılamasız" yaptıklarının hesabını hukuk önünde er ya da geç mutlaka vereceklerini bilirse, şiddete yönelim azalacaktır.
