7 Haziran seçimlerinin üzerinden bir hafta geçmesine rağmen değerlendirmeler hız kesmeden artarak devam etmekte... Çok partili sisteme geçtiğimiz seçimlerinden bu yana belki de  dış güçlerce yapılan saldırının bu denli yoğun olduğu başka bir seçim olmamıştır.

Sonuçlara üzülenler olduğu gibi sevinenler oldu.
Seçimden %41 oy oranıyla birinci çıkan Ak Parti üzülenler tarafındaydı, oyları %49'dan, %41'e düştüğü için üzülmediler, çıkan neticeye göre kurulacak koalisyonla ülkenin yeniden karanlık günlere döneceği korkusuyla üzüldüler.
CHP oyları artmamasına , MHP, HDP ile aynı oranda kalmasına rağmen, HDP de barajı geçtiği için sevinenler tarafında yer aldı. Bunun yanında The Guardıan,The Times, Finacial Times,Washigton Post, CNN int,BBC, İsrail Today sevinenler tarafında saf tuttular...

Üzülen tarafta olan bizler Ak Partinin  13 yılda yaptıkları ile borçların ödenip  kasaları doldurulan kaynakların, kurulacak koalisyonlarla yeniden boşaltılacağı İstikrar ve güven ortamının bozulacağı endişesiyle üzüldük.
Sevinenler de iktidara gelebilme ihtimallerinin olmadığını bildikleri halde sevindiler. Kurdukları kirli ittifakın asıl maksadının Ak Partiyi iktidardan indirmek olduğu için sevindiler.

Mithat Paşa'ya bir gazeteci sormuş; "Paşam istediğiniz oldu, Abdulhamit Han'ı indirdik. Bundan sonraki projeleriniz nelerdir? Neler yapacaksınız?"
Bu soru karşısında Mithat Paşa biraz duraksadıktan sonra; "Valla biz sadece Abdulhamit Han'ı indirmeye odaklanmıştık! Bu dediğini hiç düşünmedik!..."

Bugün, "Erdoğan gitsin de, isterse ülke batsın" diyenler ve ülkede kaos olması için ellerini ovuşturanlarla Mithat Paşa arasında bir farkı var mı?

13 yıllık tek başına iktidarın ardından milletimizin Ak Parti'ye verdiği ince mesajları partimizin yetkilileri muhakkak masaya yatıracaklardır. Nitekim seçim akabinde Genel Merkez bu yönde yoğun toplantılar yapmaktadır.
2011 genel seçimlerinde alınan %49,9'luk oy oranıyla elde edilen 21 milyon 466 bin oyun, 4 yıl içerisinde her hangi bir ekonomik kriz olmadığı halde, dünyada 2 küresel kriz yaşanırken, Avrupa Birliği üyesi ülkeler küçülürken,  Türkiye’de devasa projelerin temellerinin atıldığı, bir çok ulusal ve uluslararası yatırımların yapıldığı halde alınan %41'lik oy oranıyla 18 milyon 850 bine nasıl düştüğünün hesabı muhakkak verilecektir.
Seçim neticelerinin bu şekilde olmasına sebep dışardan ve içerden yapılan küresel ve paralel saldırıları göstermek gibi bir gerekçe asla tabanda karşılık bulmaz.

Kaldı ki, bu ittifaklar sadece 7 Haziran seçimlerine özel bir ittifak olmadığı, 2002'den bu yana içerden ve dışardan Ak Parti'yi durdurmak için ittifaklar kurulduğu, Küresel ve Paralel ittifakın azgın saldırıları altında özellikle 30 Mart ve 10 Ağustos seçimlerinden galibiyetle çıkıldığı ortada iken, 7 Haziran seçim sonuçlarına, Ak Parti karşısında kurulan Küresel ve Paralel ittifakı sebep göstermek sadece kandırmacadan ibaret olur.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde alınan %52’lik oy oranının, 10 ay sonra yapılan 7 Haziran seçimlerinde %41’e düşmesine,
Olağanüstü bi ekonomik kriz olmadığı halde kurulan Küresel kirli ittifakları sebep göstermek sadece kendimizi yanıltmaktan öteye götürmez.
Türkiye’de ekonomik bir kriz mi oldu?
Esnaf kepenklerini mi kapattı?
İşçi-Memur sokaklara mı döküldü?
Bankalar mı battı da Ak Parti 10 ay önce aldığı %52 oyu, %41’e düşürdü?

Van depreminde yıkılan Van’ı, 1 yıl dolmadan  inşa eden Ak Parti’nin oyunu,
PKK’nın 99 defa yaktığı Hakkari Havalimanını 2 yıl gecikmeyle de olsa yapan, hizmete sokan Ak Partinin oyunu HDP’nin sandıklarına dolduranın sadece PKK’nın silahı olduğunu söylemek,
100 yıllık kavgaları bitiren, Türkü-Kürde yeniden kardeş yapan, Küresellere rağmen başlatılan Çözüm sürecini, kardeşlik ve barış projesini bölge insanına anlatamayan bizleriz...

Bizlerin  7 Haziran seçimlerinin milletimiz için, Coğrafyamız için ne kadar hayati önem arzettiğini
Kurulan Küresel ve Paralel ittifakın hedefinde Erdoğan’ın olduğunu, Erdoğan düşerse milletin düşeceğini, ümmetin garip kalacağını dillerimizde tüy bitinceye kadar söylememiz  gerekmekteydi...

7 Haziran seçim neticeleri;
Ümmetin yetimlerini de,
Coğrafyamızın mazlumlarını da,
Yeryüzünün mağdurlarını da üzmüştür.

Öte yanda seçimlere iktidar olmak için değil, Ak Parti’yi iktidardan indirmek için girenler,
Bunu becerebilmek için CHP’nin, MHP’nin, Saadet ve Büyük Birliğin oylarını barajı geçsin oyunuyla HDP’nin sandığına dolduranlar istediklerini aldılar.
Günlerdir tüm küresel merkezlerde kutlamalar yapılıyor.

Bu kutlamalar millete hizmet düşüncesi ile yapılan kutlamalar değil... Zira seçimler sonrası  sonuçlar ortaya çıktıktan sonra Ak Parti’yi indirenler, işbaşına gelmekten, görevi almaktan kaçınmaya başladılar. Seçimlerin oran itibariyle ikincisi CHP ve dördüncüsü HDP, “asla Ak Parti ile koalisyon kurmayız”, seçimin üçüncüsü MHP “hiç bi partiyle koalisyona girmeyiz, Ak Parti, CHP, HDP kursun, MHP ana muhalefet olsun” diyerek kapıları kapattılar.
Bunlar mı bu ülkeyi idare edecekler?
Bunların derdi ülkeye hizmet değildir...

Ak Partili olarak bizler bu davaya hizmet için çıktığımız yolda tökezlemiş olabiliriz, tekrar kalkıp yolumuza kutlu yürüyüşümüze devam etmek mecburiyetindeyiz.

28 Şubat post modern darbesiyle indirilen Refah-Yol Hükümetinin Başbakanı Merhum Erbakan görevi devrettikten sonra, Refah Partisi'nin ilk MKYK toplantısına katılmak için toplantı salonuna girdiğinde MKYK üyelerinin üzgün ve moralsiz olduklarını gördüğünde; 
"Ne bu hal?
Atımızı aldılarsa, yolumuzu da almadılar ya! 
Yol bizim!
Hiç durmadan yolumuzda yürüyeceğiz!
Hiç durmadan çalışacağız!
Bu davayı tekrar iktidara taşıyacağız!
Milli projelerimizi, milli iktidarımızda gerçekleştireceğiz!.."
demişti...

Atımızı aldılarsa, yolumuzu da almadılar ya!