15 Mart Pazar günü öğrencilerimiz Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı (YGS) adı verilen üniversite sınavına girdiler. Birkaç gün içinde sonuçlar da açıklandı. Şimdi öğrencilerimiz ara vermeden LYS hazırlığına başladılar. Ben bu yazımda sizlere öğrencilerimizin sınavından bahsetmeyeceğim. Biz büyüklerin muhatap olduğu büyük sınavı ele alalım istedim.

“Hayat bir sınavdır; ama diğer sınavlara pek de benzemez. Çünkü bazen yaptığın bir yanlış, tüm doğrularını götürebilir” diyor Dostoyevski. Çocuklarımızın sınavlarında dört yanlış bir doğruyu götürürken bizim sınavda yanlış lüksümüz yok. Sayısız yaptığın iyiliklerin, yapılan bir yanlışla göze görünmediğini hayatımızda çoğumuz tecrübe etmişizdir.

Biz büyükler hayat denen büyük sınava ne derece hazırlıklıyız ve sınavda başarılı olmamız için gerekli ipuçlarından haberimiz var mı? Hiç yanlış yapma lüksümüzün olmadığı bir sınava tabi isek çocuğumuzun yaptığı küçük kusurlara göz yumabilir miyiz?

---Derse giren öğretmenimin “Ben bu çocuğun velisinin hareketlerine tav oluyorum” diyerek hak ettiği puandan bir eksiğini verme lüksü olabilir mi?

---Marketinde müşteri bekleyen bir esnaf, alış veriş yapan küçük bir çocuğa hesaptan anlamaz diyerek para üstünü bir kuruş eksik verebilir mi?

---Binlerce kişiyi himayesinde çalıştıran kişi, muhasebecisine direktif vererek hak edişlerinden bir lira kesmesini söyleyebilir mi?

---Milletin vekaleti üzerinde olan bir milletvekili,  deprem yönetmeliğine göre yapılan inşaatta ruhsata aykırı işlem yaptırmak için “ Hamili Kart Yakinimdir” diyerek devreye girebilir mi?

---Gece demeden gündüz demeden fabrikada çalışarak, çocuklarının rızkını kazanan işçi gecenin yarısından sonra “Aman sende zaten gören yok” diyerek işini savsaklayabilir mi?

Yukarıdaki gibi binlerce örnekleme yapmamız mümkündür. Hepsinin de cevabı hayatın bir sınav olduğu gerçeği göz önüne alınınca bulunabiliyor. Bu hayat tarzı olarak benimsenince sınavdan iyi not almak ancak mümkün oluyor. Yoksa yapacağımız bir yanlış tüm doğrularımızı götürüveriyor.