Geçen haftaki yazımı hatırlayanlar bilecektir. Bu nasıl vicdandır başlığında kadına şiddet konusunu yazmış, Kars-Selimdeki aile faciasından bahsetmiştim. “Gelen gideni aratır” derler ya, bu son olay artık bıçağın kemiğe dayandığı değil, kemiği parçaladığı bir haldir.

Tüm görsel ve yazılı iletişim araçlarının ortaklaşa işledikleri konu maalesef gencecik üniversite öğrencimizin hunharca öldürülmesi.  Toplumsal duyarlığın oluşması bağlamında değerlendirilirse çok olumlu tepkiler. 

Biraz önce bir internet sitemizde yine bu cinayet özelinde bir haber düştü. “Özgecanın katili çark etti” başlığını atmışlardı. Çark etmiş halini olsun okuyayım da barı midem götürsün diyerek başladım okumağa. Onu dahi zor bitirdim. Burada yazarak sizin de hem midenizi bulandırmayayım, hem de çoğumuzun okuduğu haberlerle birebir olmasa da aynı olacağı düşüncesindeyim.  Şunu yazmadan da edemeyeceğim. Çark eden ifadede geçiyor. “ Ellerini kestiğimizde daha ölmemişti,” Heyhaaaaaaat. Neredesin insanlık….

Efendim ben tecavüze yeltenmedim, nefsi müdafaa yaptım. Sevsinler senin nefsi müdafaanı.  İlerisi tabi hukukun görevi. Verilecek kararı hep beraber göreceğiz. Önceki yazımda da belirttiğim gibi bu işin özenti oluşturma konusu ile boş kahramanlık taslama konuları göz ardı edilmemelidir.

Üzülerek belirtelim ki, şu güzel ülkemizde canlarımızı hunharca katledebilen hastalıklı kişiler mevcut. Bu olayın faili de daha düne kadar aramızdaydı. Bu tür kişileri toplumda infiale sebep olacak şekilde davranmağa iten nedenler nelerdir? Bu soru hiç de önemsemememiz gereken bir soru. İlla cevap bulmamız gereken bir soru. “Özgecan’a uzanan eller kırılsın” sloganı sorunun çözümü için olmazsa olmazlardan. Toplumsal bilincin, dahası toplumsal direncin oluşması için bu lazım. Bu durumun tespitini sağlayacaktır. Çözüme katkısı olur mu? Kanaatimce istenen kadar olmayacaktır. Kitlesel olaylara dönüşme riski dahi vardır sokak gösterilerinin.

Onun için gösterilerimizi sonuna kadar ama dikkatlice yapalım. Hepimiz ama hepimiz başımızı elimizin arasına alıp bir süre düşünelim. Kendimize yapılmasından hoşlanmadığımız bir hareketi bilinçdışı da olsa başkalarına yapıyor muyuz? Ülkemin güzel insanlarının yüzde ellisi kız. Çoğumuzun kızı, kız kardeşi, gelini var. Toplumda da neredeyse her gün taciz haberleri,  şiddet haberleri var.

Öyleyse maalesef bizim toplumumuzda kendimize yapılmasını istemediği hareketleri başkalarının kızlarına, gelinlerine yapmayı doğal sayan, bunu vahim bir durum olarak görmeyip, zamparalık sayan, delikanlılık(!) sayan bir anlayış var.  Söz meclisten dışarı başka bir bayana yan bakmak, hafiften söz çaktırmak zamparalık oluyor.  Halbuki o sokakta laf attığın bayanın da senin kız kardeşinden senin eşinden farkı yok. Onun da bir ailesi var, annesi, babası var. Artık farkına varmamız için daha kaç can gidecek?  Senin benden, benim senden bir farkımız yok.  Öyleyse bu Özgecanlar niye giderler?