Malum, yaz ayları düğün aylarıdır. Ramazan ayının düğün sezonuna girişimizi geciktirmesi bizde bir rehavet yarattı ve böyle devam edecek sandık ama hayır; sakin bir Ramazan'ın hemen akabinde bunun acısını çıkarmak için sabırsızlıkla bekleyen düğün sahipleri bayrama öylesine ölçüsüz bir giriş yaptı ki, o sakin günler mazide hoş bir seda olarak kaldı. Şimdilerde nerdeyse hergün için bir düğün davetiyesi alıyoruz, çalgı çengi sesleri her yerde, sürekli önümüzden düğün konvoyları geçiyor ve o korna sesleri bunaltıcı sıcağa karışıp en dip sinir hücrelerimize kadar ulaşıyor. Sizi bilmem ama bu düğün konusu oldum olası bana ilginç gelmiştir. Demek istediğim, düğünler toplum olarak ruh halimiz hakkında bilgi veriyor.

Bir çiftin hayatlarını birleştirmeleri gibi güzel ve kutsal sayılan bir olayı bir düğün ile kutlamak, ilk çağlardan beri hemen her toplumda olan bir ritüel. Sonuçta bir aile, bir yuva kurulmaktadır. Gelenekler toplumun moral ve manevi değerleridir, önemlidir, yaşatılmalıdır. Ama o gelenek amacından çıkmış, insanların hayatını zorlaştırmışsa hatta çekilmez hale getirmişse, oturup düşünmek zamanı gelmiştir (Mesele düşünmek olunca, bu ülkede ne kadar süre beklememiz gerekir, o ayrı konu).

Gelin-damadın arkadaşları ve yakın akrabalar dışındaki davetlilerin uzaktan seyrettiği, bir an önce görevlerini bitirip gitmek istedikleri bu tören, kısa bir süre içinde eğlence olmaktan çoktan çıkar ve eziyete dönüşür. Eğlence olmaktan çıkar çünkü sahnede bayağı bir orkestra her Allah'ın düğününde söylenen şarkıları en yüksek sesle söyler. Yanınızdakini bile duymanız mümkün değildir. Danslar, müzikler, giyim kuşam, ritüeller vs. her zaman aynıdır.

Bir de gösteriş merakı vardır ki sormayın gitsin. Zenginliğimizin, sosyal statümüzün yani gücümüzün insanların gözüne sokulması için düğün, nişan, sünnet düğünü vb törenler bulunmaz fırsat. En basitinden gelen davetli sayısı, düğün sahibinin gücü ve prestijinin göstergesi. Lüks ve şatafat ise zenginliğinin göstergesi. Kısacası, bu törenler çoktan asıl amacından çıktı ve davetliler için kabusadönüştü. En çokta taşradaki düğün sahipleri için kabusa dönüştü çünkü hiç bir işe yaramayan pek çok gelenek görenek için yapılan harcamalar düğün sahiplerinin belini büküyor. Evlenirken, sevdiklerinin takı ve yardımlarıyla daha kolay bir yuva kurması gereken çiftlerimiz, düğün masraflarıyla bütçelerinde koca bir delik ile hayata başlıyor.

Sevinçlerimizi yada acılarımızı kendimize yakın hissettiğimiz insanlarla paylaşırız ama bu düğün söz konusu olunca işler değişir; bildiğimiz tanıdığımız herkes olur. O zaman da samimiyet yada içtenlik dediğimiz, paylaşım için en önemli değer kayboluyor. Yapmacık ve resmiyetin paçalardan aktığı banal bir merasim; düğünlerimizin bugün geldiği nokta budur!

Peki düğünler nasıl yapılırsa daha çekilir veya eğlenceli hale gelir? Samimiyet, içtenlik ve mütevazılığı elden bırakmayarak eğlenmeyi ne zaman başaracağız? Geriye dönüp hatırladığımız o güzel günümüz rutinden çıkıp bize özel hali ne zaman alacak? Bir yerde sıradanlığa dur deyip farklılıklara başlamak lazım…

 

Bülent Tüccar

05.08.2015