Ülkemizin hal ve gidişatı hepimizin merak ettiği ve üzerine kafa yorduğu bir konu. Eş dost bir araya geldiğimizde, arkadaş sohbetlerinde, özellikle seçime yaklaştığımız şu günlerde sık sık bunu konuşuyoruz. (Yeri gelmişken, 3-4 hafta kalmış olmasına rağmen şaşırtıcı bir şekilde sakin bir seçim havası var. Belki de acısını son bir iki haftada çıkarırlar.)

Ülke insanı olarak bazı olguları değerlendirirken –hele bu politik olgular ise- objektif olmada sıkıntı yaşıyoruz. Neyse ki, dünyada pek çok uluslararası ölçüm yapan bağımsız kurum var ve her yıl ülkelerle ilgili değişik kriterlerde araştırma yapıyor, sonuçlarını raporlar ile cümle aleme duyuruyorlar. Duyurmalarına gerek yok, merak eden internet sayfalarına girip sonuçlara bakabilir. Herhangi bir başlıkta objektif olarak dünyadaki bugün için yerimizi ve geçmişten bugüne gidişatımızı görebiliyoruz.

Araştırma kuruluşları bu kriterlerin sonucunda her ülke için bir endeks belirliyor ve ülkelere puan vererek sıralamaya koyuyor, her bir kriter için endeks oluşturuyorlar. Ben bazı kurumların Türkiye ile ilgili çıkardıkları sonuçları merak ettim ve İnsani Gelişmişlik Endeksinden (İGE) başlayarak durumumuza amatör bir gözle de olsa baktım. Yaşam kalitesinin seyrini görmemizi sağlayan en kapsamlı kriter İGE endeksi (http://www.tr.undp.org). İGE'de uzun ve sağlıklı bir yaşam, gelir, eğitim, cinsiyet eşitliği, çocuk hakları, temiz suya erişim vb pek çok temel insani konular detaylı inceleniyor. Pakistanlı bir ekonomist tarafından geliştirilmiş ve Birleşmiş Milletler 1993 yılından beridir sonuçları rapor olarak dünya kamuoyuna sunuyor. İGE hesaplamasında yöntemler sık sık değiştiği için kafa karıştırıcı olabiliyor ve anlamak zorlaşıyor. Ancak şurası kesin, dünya sıralamasında yerimiz pek değişmiyor, yani yerimizde sayıyoruz. 2000 yılından 2010 yılına İGE endeksimiz 0,629'dan 0,679'a çıkmış ama dünya sıralamasında 83. sıradan 84.sıraya inmişiz. Bizden önde olan bazı ülkeler ise içimizi acıtıyor: Kosta Rika, Lübnan, Libya, Malezya, Panama... 2013'te 90. sıradayken 2014'te 69.sırada görünüyoruz. Bunun sebebi İGE'nin hesaplama yönteminin değişmesi, yoksa 2013'teki gibi hesaplansa yerimiz değişmiyor. İyi ki değişmiş yoksa 90. sırada olmak vardı. Bu arada, İGE endeksimizi en çok geriye çeken başlığın eğitim olduğunu söyleyelim. Türkiye’de kişi başına düşen ortalama eğitim 7,6 yıl. OECD ülkeleri arasında öğrenci başına en az harcama yapan ülkeyiz.

The Economist dergisi, 2006'dan beridir ülkelerin demokratik durumlarını araştırıp, ülkeleri "Tam Demokrasi", "Yarı Demokrasi", "Karma Rejim" ve "Otoriter "Rejim" olarak dört gruba ayırıyor. Türkiye demokrasi sıralamasında 2006'da 88.sırada ve "Karma "Rejim" grubundayken, 2014'te 98.sırada ve aynı grupta, kötüye gidiş var. (https://tr.wikipedia.org/wiki/Demokrasi_İndeksi)

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) 2000 yılından beridir, lise öğrencilerinin bilgi ve becerilerini değerlendiren bir araştırma projesi yapıyor (http://www.oecd.org/pisa). Bu amaçla öğrencilerin okuma, matematik ve fen bilgisi ve becerileri test ediliyor. Her üç değerlendirmede de OECD ortalamasının altındayız. 2012 yılı itibariyle 65 ülke arasında sıralamamız, Matematikte 42'inci, okumada 41'inci, Fen'de ise 43'üncü.

Uluslararası Şeffaflık Örgütünün 2014 yolsuzluk algısı sıralamasında 175 ülke arasında 64. Sıradayız (http://www.seffaflik.org). 2000 yılında ölçüm yapılan 90 ülke arasında 50.sıradaydık. Her yıl yeni ülkeler eklendiği için değişimi değerlendirmek zor ama bana kalırsa bu kriterde de yerimizde saymışız.

Kimilerine ilginç gelebileceği için burada belirtelim: Dünya’da mutlulukta ölçülüyor. Bir grup uzman “Dünya Mutluluk Raporu” raporu hazırlayıp yayınlıyorlar (http://worldhappiness.report). 2015 raporuna göre 158 ülke arasında 76. sıradayız, ortalarda bir yerde. Ben daha gerilerde bir sıra bekliyordum çünkü ülke insanımızdaki gerginlik, sabırsızlık, öfke, şiddet eğilimi mutsuzluğun bir göstergesi olmalı.

Türkiye ekonomisinin son yıllarda ciddi şekilde büyüdüğü, Gayri Safi Milli Hasıla ve kişi başına düşen gelirin arttığı söyleniyor. Bu arada ekonomistler nominal ve reel bazda ne kadar bir artış sağlandığı konusunda anlaşamıyor. İnternette son on yılın GSYH ve kişi başına gelir seyrine bir göz atayım dedim, kendimi bir polemiğin içinde buldum. Şu kadarını kesin olarak söyleyebiliriz, evet ekonomimiz büyüdü ama öyle söylendiği gibi kat be kat büyümedi ve ne kadar büyüdüyse kişi başına düşen iç ve dış borç stoku da o kadar arttı.

Peki buradan çıkan sonuç nedir? Ülkemiz gelişmişlik açısından dünyada orta sıralarda yada orta sıraların çok az üzerinde. Bazı kriterlerde, yukarıdan baktığımız Orta Doğu ülkelerinin bile çok gerisindeyiz. Milenyum dediğimiz 2000 yılından bugüne dünya ligindeki yerimizi çok az değiştirebilmişiz. Bu da demektir ki daha kat etmemiz gereken çok yol var. Unutmadan, bazılarımız için en önemli endeks, 2003’te futbol takımımız FIFA sıralamasında 7. basamağa kadar yükselmişken bugün 37. sırada.