Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse

Michelangelo’nun resim yaptığı ,

Beethoven’in beste yaptığı veya

Shakespear’in şiir yazdığı gibi süpürün.

O kadar güzel süpürün ki herkes durup

burada dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş desin.”

                                                          Marthin Luther KİNG

Yukarıdaki dizelerde ne güzel anlatılmış değerler eğitimi… Bireyler gelenekler ve görenekler ya da toplumsal kurallar yoluyla “iyi – kötü”yü ve “doğru - yanlış”ı ayırmayı ve kendi ahlâk ilkeleri doğrultusunda bir ölçü edinmeyi öğrenirler. Edinilen bu ölçü DEĞER adı verilen kanaatler ve inançlar bütününü oluşturur.

 

 

Değerler Eğitimi, Yasayan Değerler Eğitim Programı (YDEP) adı altında 1995 yılında Birleşmiş Milletlerin 50. yıl dönümü kutlamaları için Brahma Kumar is`in hazırladığı uluslararası bir proje olarak uygulanmaya başlanmış. “Daha iyi bir dünya için değerlerimizi paylaşalımisimli bu proje; UNESCO tarafından da desteklenerek,  iş birliği, özgürlük, mutluluk, dürüstlük, sevgi, alçakgönüllülük, barış, saygı, sorumluluk, sadelik, hoşgörü, birlik olarak 12 evrensel değere odaklanmıştır.

 

12 evrensel değerden teker teker bahsederek terminoloji içerisine dalmaya niyetle değilim. Şöyle kabaca bakınca bu değerlerin on ikisine de değer “ bağlamında itiraz etmeyiz. Uluslara göre daha çok artırılabilir bile bu liste. Bizim listemize iyi niyet, çalışkanlık, azim, yardımlaşma, fedakarlık, şefkat de eklesek çoğunluğumuz itiraz etmediği gibi, ortak değerlerimiz olarak bakarız.

 

Değerler; dini hayatı değil, Sosyal hayatı düzenler, bireyler arası bağlılığı artırır. Farklı değerlere sahip kişiler arasında veya kuşaklar arasında oluşan farklı değerlerden kaynaklanan çatışmalar da  “barışmak, anlaşmak, uzlaşmak” gibi başka ortak evrensel değerler yardımıyla çözüme kavuşturulur.
Değerler; İnsanların çoğunluğu tarafından üzerinde uzlaştıkları ve paylaşılan gerçek davranış standartlarıdır.
     - sağlık gibi biyolojik;
     - güzel-çirkin gibi estetik;
     - iyi-kötü gibi ahlaki değerler;
     - sevap-günah gibi dinî değerler;
     - doğru-yanlış gibi mantıksal değerler.

Hayatımızda bizleri yönlendiren bazı değer türleridir. Görüldüğü gibi sevap-günah gibi dini değerler, evrensel değerlerin sadece bir parçasıdır.

Değerler eğitimi önce kişinin duyarlılığına hitap etmelidir. Çünkü duygu, akıldan önce gelir. Değerler eğitimi, irade üzerinde de etki yapmalıdır. Değerler eğitimi sözüyle;
—       -  bazılarımız ahlak eğitimini,
—       -  bazılarımız karakter eğitimini,

-  bazılarımız din eğitim,

-  bazılarımız etik eğitimini kastediyoruz.

Değerler eğitimi deyince sadece okul aklımıza gelmemelidir. Hayat bir değerler eğitimi alanıdır. Annenin veya babanın telefonu çaldığında:“Arayan Ayten teyzeyse, evde yok de …”… diyen bir anne değerler eğitiminin okulda verilmediğini söyleyebilir mi? Okulda verilse dahi bu davranış şekliyle kalıcı olması mümkün mü?  

Akşam televizyonda aile boyu şiddet içerikli diziler izlenirken, okulda çocuklara gerekli eğitimin verilmemesinden yakınmak ne derece doğru?

Daha da vahiminden bahsedeyim; çocuğumuzun iyi bir işe girebilmesi için konulan resmi, ananevi, ahlaki kuralları çiğneyerek devreye sokmadığımız kişi kalmazken, devlet kademelerinde torpilin alıp başını gittiğinden dem vurmak ne derece ahlaki? Kendimizi istisna tutarak toplumu değerlendirmek kadar saçma bir şey olabilir mi?… Onun için değerler eğitimi denen olgu, evrensel değerler çerçevesinde sadece okulu ve çocuklarımızı değil hepimizi muhatap almaktadır. Bu bilinçle çocuklarımıza bakmalı, onlara iyi bir rol model olabilmeliyiz.