Son yazımda “stereotip tehdidi” konusundan bahsetmiştim. Yaşadığımız “Özgecan” olayı, diğer olaylar ve “Dünya Kadınlar Günü” hakkında yapılan yorumlara bakılınca “stereotiptehdidi”ni anlatmakta zor olmasa gerek…

 

Hepimiz televizyonun, gazetenin, filmlerinyani medyanın gücünü bilir ve kabul ederiz. Hatta bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde filmler, diziler ve diğer programlar aracılığı ile kültür bozulmasının bilinçli şekilde yapıldığını biliriz. Çoğumuzun da bilgi düzeyi, medyanın bize sundukları ile sınırlıdır.

 

Nüfusumuz her geçen yıl artarak 76 milyona ulaştı. Medya için 76 milyon kişinin yaşadığı bir ülkede kötü bir haber bulmak hiç de zor olmasa gerek. Bir cinayet haberi, bir taciz haberi, bir intihar haberi, bir dolandırıcılık haberi, bir hırsızlık haberi… Nüfus arttıkça bu haberlerin sayısının artacağını bilmek için uzman olamaya da gerek yok…

 

Her gün bu tür haberleri servis ederler ve insanlar yorum yaparlar. Hatta bu yorumları bile, çıkartacakları birkaç yorumcu ile yönlendirirler. Yapılan araştırmalara göre Türkiye’de cinayet sayısı ….,tecavüz sayısı…. diye başlarlar. “Bir şey kırk defa söylenirse olur” deriz. Bununla birlikte 40 bin defa söylenirse biz de ülkemizde durumun ne kadar kötü olduğunu kabul ederiz. Sonuç olarak Etrafımızdaki herkesi, katil, tecavüzcü, üçkağıtçı, dolandırıcı, yalancı olarak görürüz.

 

Kabul ederiz de, çözüm için bir adım dahi atmayız. Sadece bir suçlu arar buluruz. Her zaman suçlu bizde değil, onlardadır. “Biz mükemmeliz, onlar değil” anlayışı…

 

Oysaki ülkemiz de o kadar güzel işler de oluyor ki… Bunlar medyanın umurunda bile değil… Buna da çok güzel bir yalan uydurmuşlar. “Köpeğin insanı ısırması haber değil, insanın köpeği ısırması haberdir…”Yani olağan şeylerin haber değeri yokmuş…

 

Ben bile bir hafta içerisinde, Denizli’de çok farklı, olağandışı ama güzel, motive edici haberler bulabilirim.

 

Örneğin geçen hafta Pamukkale Üniversitesi “İnşaat Topluluğu” Öğrencileri -altını çizerek söylüyorum- devletten hiçbir yardım almadan ülkemizin inşaat mühendisliği öğrencileri buluşmasını gerçekleştirdiler.

 

Bu hafta Pamukkale Üniversitesi “Yeni Ufuklar Topluluğu” öğrencileri yıllardır devam ettirdikleri şekilde, uzak bir köy okuluna gidecek ve o köy okulundaki öğrencilere hediyeler verecek, sunumlar yapacak ve onları eğlendirecekler. Yine altını çizerek söylüyorum -devletten hiçbir yardım almadan-,yol masraflarını, azıklarını bile kendileri temin ederek…

 

Tırnak içinde söylüyorum; “Hiçbir şeyin karşılıksız yapılmadığına”, “devlet memurlarının rüşvet aldığına” inandırılan, koskoca adamlarının kıllarını bile kıpırdatmadığı bir ülkede, öğrencilerimizin yaptıkları değerlidir, farklıdır, olağandışıdır ve haber değeri taşır…

 

76 milyon kişinin yaşadığı bir ülkede farklı, olağandışı, etkileyici haberler bulmak hiç de zor olmasa gerek… Bir üniversitenin haber olması için illa bir öğrenci, öğrenciyi öldürmeli mi? Ya da bir öğrenci bir öğrenciye tecavüz mü etmeli?

 

Her gün haberlerin şu şekilde olduğunu bir düşünsenize:

- Bugün de üniversite öğrencileri yeni bir etkinliğe imza attı. Tamamen kendi imkânları inşaat Mühendisleri öğrencileri buluşmasını organize ettiler. Hocalarına da nasıl bir eğitim istedikleri konusunda eğitimler verdiler.Öğrencilerin içinde Tuncelili, Tokatlı, Konyalı, Denizlili, İzmirli, Rizeli, Hakkârili olanlar var.

 

- 100 tane üniversite öğrencisi, tamamen kendi imkânları ile uzak bir köy okuluna gidip; onlara suyun önemini, temizlik ve diş bakımını anlattılar. Ayrıca öğrencilere imkânsızlıklar içinde başarılı olan kişileri anlatarak, siz de başarabilirsiniz dediler. Nisan ayı içerisinde 2015 yılında bile şehre hiç gelmemiş öğrencileri Üniversitelerine getirip, şenlik düzenleyecekler. Öğrencilerin içinde Denizlili, Diyarbakırlı, Elazığlı, Mardinli, İzmirli, Urfalı, Ankaralı olanlar var.

 

Bu tür haberler acaba bize ne anlatır, bizi neye doğru yönlendirir?

 

Bana “Biz bu haberleri de yapıyoruz” demeyin. Ben her gün yapılan 2-3 ölüm cinayet haberlerinden bahsediyorum. Arada bir yapılan olumlu haberler onların yanında çok az. En azından eşit olmalı…

 

Bana “bunlara ilgi duyulmaz” demeyin… Çünkü yapmadınız… Yapmak isteyenlere destek vermediniz… Bu haberleri aramadınız ki, bulasınız…

 

Neyi ararsanız onu bulursunuz…

 

Bir sonraki yazımda bize inandırdıkları yalanları anlatmaya devam edeceğim…

 

Dostlukla…

 

11.03.2015

[email protected]