Öncelikle bu konuyu bir kitapta ele alabilmeyi çok uzun yıllardır arzu etmekteyim. Fakat şu an burada yazarak da sesimi duyurabilmeyi umuyorum. Bu köşe yazımda bu konuya birazcık olsun değinmeyi arzu ettim.

 

Öncelikle hayattaki en karmaşık ve de olmazsa olmaz olan şey nedir? diye soruyorum kendime. Ve aldığım cevap,  İNSAN İLİŞKİLERİ oluyor.

Bence insan hayatı zaten BİR İLİŞKİLER YUMAĞIDIR. Bu yumak ne kadar düzgün olursa insanın hayatı da o kadar düzgün, sorunsuz ve güzel olur.

İnsanız ve bir insan olarak da toplumda yaşıyoruz. Yani her birimiz toplumun birer parçası halindeyiz. Doğal olarak kendimizi toplumdan soyutlayamayız. Soyutlamaya çalışan insanlar, belirli bir noktadan sonra sağlıklarından olmaya mahkûmdurlar. Bu da hiçbir zaman arzu edilen bir durum değildir.

Öncelikle ilişki bir bebek anne karnında iken doğal olarak başlamakta; anne adayının yediği içtiği, hatta ruh hali bebeğe yansımakta, dolayısı ile can cana bir ilişki bu an başlamış olmakta…

Her birimizi birer birey olarak düşündüğümüzde anne ve babamızın evladı, kardeşlerimizin ağabeyi, ablası veya küçük kardeşi, hatta ikiz kardeşi olabiliriz sonuçta kardeşiyiz.

Okuduğumuz okulların öğrencisi, ders verdiğimiz okulların öğretmeni, arkadaşlarımızın arkadaşı, komşularımızın komşusu, çalıştığımız işyerinin işçisi veya patronu da olabiliriz.

 Hangi konumda olursak olalım çevremizle iletişim halinde olmak zorundayız…

Bütün bunları düşündüğümde bu konunun önemini açıkçası bir kez daha kavramış oluyor, yıllardır da üzerine defalarca yazılar ( kitaplar)  yazılan, hatta okullarda ders olarak okutulan bu konunun önemi ne kadar vurgulansa da azdır diye düşünüyorum.

Şu an önümde üniversitede ( Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi) bize ders olarak okutulan, saman kâğıdına basılmış ve yaprakları sararmış bir kitap durmakta: Dr. Mürüvvet Bilen "SAĞLIKLI İNSAN İLİŞKİLERİ-AİLEDE TOPLUMDA KURUMLARDA."

O yıllara tekrar döndüğümde hatırlıyorum da bu ders ne kadar da ilgimi çekerdi. Bir ders gibi görmez ve o anları iple çeker, çok da büyük zevk alırdım. Bu denli önemli bilgileri alabildiğim için de kendimi gerçek anlamda şanslı hissederdim.

Kitapta çok güzel ve hala geçerli bilgiler olduğu gibi, birçok bilgi ise zamanın getirdiği birçok gereklilikle güncelliğini yitirir boyuta gelmiştir. Yaklaşık 32-33 yıl geçmiştir aradan…

Önümde ikinci bir kitap daha var; bu kitap ise öğretmen olarak ders verdiğim dönemlerde liselerde ders kitabı olarak kullandığımız bir kitap (Emine Yamanlar - "İNSAN İLİŞKİLERİ") bu kitaptan bir bölümü aynen buraya almak istiyorum…

İnsan ilişkilerinin başarılı olabilmesi için kişinin öncelikle benliğinin gelişmesi; başkalarını anlaması, empati geliştirmesi, başkalarıyla benzer biçimlerde algılayabilmesi ve iki yönlü davranış geliştirebilmesi gerekir.

BENLİK; bireyin kendi kişiliğine ilişkin kanıları ve kendi kendisini görüş biçimidir. “Ben neyim?”, “Ben neler yapabilirim?”, “Benim için neler değerlidir?”, “Yaşamdan neler bekliyorum?” gibi soruların yanıtları benliği oluşturur. Başkalarıyla başarılı ilişkiler kurabilmek için bireyin öncelikle bu soruların yanıtlarının bilincinde olması gerekir.

Benliği gelişmiş bir kişi başkalarını anlayabilir, kendisiyle diğer kişilerin iletişim ve etkileşim koşullarını değerlendirebilir.

EMPATİ; kişinin kendisini karşısındakinin yerine koyup onun duygularını anlayabilme yetisidir. Böylece iki yönlü olan iletişim sürdürülebilir ve başkaları etkin olarak dinlenebilir. Kişi empati yetisiyle kendi bütünlüğünü koruyarak karşısındakiyle kendi duygularını birbirine karıştırmadan onu anlayabilir.

Empati geliştiren kişi, olayları karşısındakiyle benzer biçimde algılayabilir. Daha sonra karşısındakiyle paylaştığı gerçeğe uygun ilişkilere içtenlikle katılır. Sonuçta iki taraf da birbirinden öğrenecekleri birçok şeyin var olduğunu görürler ve sağlam bir ilişki kurulmuş olur.

Evet bu bölümleri tamamen ders kitabından ve yorumsuz olarak sizler için burada paylaşmayı uygun ve anlamlı bulduğum için bu yöntemi izledim. Umarım sizler için küçücük de olsa bir yarar sağlayabilmişimdir.

Şimdi bu bilgiler doğrultusunda çevremizle olan ilişkilerimizi bir kez daha gözden geçirebiliriz. Konunun önemini burada anlatılarak bitebilecek türden olmadığını yazımın başında da sizlerle paylaşmıştım…

İlişki ve iletişim, her ikisini birlikte düşünmeliyiz. Her ilişki iletişimi doğurmaktadır. İletişim olmadan bir ilişkinin yürüyebilmesi mümkün değildir. Buradan yola çıkacak olursak, ilişki içerisinde olduğumuz insanlarla öncelikle ben kendi adıma iletişim kanallarımızı kapatmamalıyız derim. Eğer iletişim kurabiliyorsak o ilişkinin yürüme ihtimali vardır, aksi halde bir ilişkimizin olabilmesi söz konusu dahi olamaz.

Bu anlamda sizlere kendi yaşantımdan, yıllarca uyguladığım bir örnekten söz etmek istiyorum; yıllar önce okuduğum ufacık bir kitap beni oldukça etkilemişti. Yabancı bir yazarın kitabı idi. Maalesef ismi aklımda kalmadı.

Notlarımı karıştırdığımda 2001 yılında uygulamaya başladığımı görüyorum. O dönemlerde büyük oğlum 16, ikizler ise 10 yaşlarında imiş. Eşim o yıllarda oldukça yoğun bir programla çalıştığı için pek görüşemiyoruz, hatta nerede ise çocukları hiç görmediği günler oluyordu ve ben bundan oldukça rahatsızdım.

AİLE TOPLANTILARI yapma kararı aldım ve bu toplantılar bizim o yıllarda gerçek anlamda iletişimimizi sağladı. Büyük oğlum yaşının gereği ilk başlarda itiraz etse de, eşim başlarda koyduğum kuralları bozmaya çalışsa da, ilerleyen süreçte o bile toplantımız ne zaman diye sormaya başlamıştı.

Sizlere de şiddetle tavsiye ediyorum. Toplantı detaylarını ve notlarımdan alıntıları bir sonraki yazımda paylaşmayı düşünüyorum.

İLETİŞİM İÇİNDE VE SEVGİ İLE KALIN.

 ZELİYHA ÇINAR