Yazıma başlamadan önce, içinde bulunduğumuz ramazan ayımızı kutlamak isterim. Umarım bu ramazan sonunda bir takım manevi kazanımlarla karlı çıkmış olalım… 

 

Toplum olarak bu ay bizler için çok önemlidir. Bu toplumda yaşayan her birey az veya çok bunun bilincindedir ve bu bilinçle kendi inancı ve düşüncesi doğrultusunda elinden geldiği oranda bu özel aydan yararlanma çabasındadır…

Ramazan ayı her şeyden önce birlik ve beraberlik ayıdır, eş dost ve yakınlar aranır ve hal hatırları sorulur. Bunun yanında hali vakti yerinde olan insanlar imkanları dahilinde ihtiyaç sahibi başka insanlara yardımcı olmaya çalışır…

Ramazan ayında aileler daha çok bir araya gelmeye özen gösterirler, yakın çevresindekileri ağırlamak için de kendi çaplarında çabalar sarf ederler, küçük veya büyük iftar yemekleri verilir…

Her insan biraz daha manevi atmosfere yaklaştığını hisseder ve bu atmosferden yeteri ölçüde yararlanmak için de bir takım çabalar sarf eder.  Manevi yönünü daha da beslemeye çalışır,  tabii ki “ her testi kabı oranında su alır”…

 

Her şeyden önemlisi de ramazan ayı, tamamen bir arınma ayıdır, bu arınma çift taraflı bir arınmadır, hem ruhen hem de bedenen olan bir arınmadan bahsediyoruz…

 Bedeni arındırmak için zaman zaman toplumda değişik yöntemler denenir ve çeşitli detoks kürleri yapılmaya çalışılır, belki kısmen yarar da sağlayabilir fakat bu uygulamayı tek başına yapabilmekte çok zordur…

Ruhsal arınma ise gün geçtikçe daha çok önem taşımaktadır, çünkü yaşam şartları gereği insanlar gittikçe daha da yalnızlaşmakta, yalnızlık ise ruhsal sorunlara davetiye çıkarmaktadır. İnsanlarda bunun üstesinden gelebilmek adına değişik yöntemler araştırma çabasına girmektedir. Bu yöntemlerin ne oranda başarı sağladığı tartışılır doğrusu…

 

Oruç ise toplum olarak hep birlikte yaptığımız ve yararları (hem fiziksel hem de ruhsal) anlatılmakla bitirilemeyecek, toplumsal bir arınma özelliği taşımaktadır… 

Bunların her biri gerçekten toplumumuz adına ve insanlık adına hem de bireysel olarak da çooook önemli fakat benim her bireyden bu vesile ile gerçek anlamda gönülden yapabilmesini arzu ettiğim bir şey var ve ben bunu çok önemsiyorum…

 Her birimiz birey olarak toplum içersinde bir takım rollerdeyiz, kimimiz anne kimimiz baba, kimimiz yönetici, kimimiz çalışan, kimimiz öğretmen kimimiz öğrenci…

Toplum da hangi rolde ve statüde olursak olalım kendimizi fazla sorgulamıyoruz diye düşünüyorum, hadi gelin ramazanın gereklerinden biri olarak biraz olsun hep birlikte bunu yapalım…

ACABA BEN DOĞRU ANNEMİYİM?

ACABA BEN DOĞRU BABAMIYIM?

ACABA BEN DOĞRU EVLATMIYIM?

ACABA BEN DOĞRU YÖNETİCİMİYİM?

ACABA BEN DOĞRU…………………………?

 

Boşluk olan bölüme arzu ettiğiniz statünüzü koyarak kendinizi sorgulayın lütfen ve sorgularken de kendi arzu ve isteklerinizi değil de karşı tarafın sizden olabilecek arzu ve isteklerini düşünerek sorgulamaya çalışın ve cevaplar verin, kendi kendinize…

Son yıllarda toplum olarak maalesef oldukça bencilleştik ve her insan sadece kendini ve kendi isteklerini düşünür hale geldi, kimse önceliği başka birisine vermek istemiyor bu en yakını dahi olsa…

Bu durumda her birey kendi penceresinden baktığı için sadece kendi istek ve de arzularını görebiliyor, böyle olunca da çevremiz bencil insanlardan geçilmiyor, tabii ki bu da toplumda dejenerasyonu  hat safhaya ulaştırıyor…

 

Biz toplum olarak gerçek anlamda çok güzel değerlere sahip çok da özel bir toplumuz ve korkarım ki son yıllarda bize özgü olan değerlerimizi farkına bile varmadan kaybediyoruz. Bu iki satırla geçiştirilecek bir konu olmadığından daha sonra ele almayı düşünerek, sonraya erteliyorum…

Aslında duyarlı olmak bizim elimizde ve çok da zor değil, ne dersiniz?

        

SAĞLIKLI VE SEVGİ İLE KALIN … HOŞÇAKALIN

 

ZELİYHA ÇINAR