1932 yılında Almanya’da Adolf Hitler tarafından planlı şekilde imal ettirilerek, 1933’de piyasaya sürülen oyuncakları ülkemizdeki oyuncak müzelerinde (İstanbul ve Gaziantep) görmek mümkün. Peki nedir bu oyuncaklar: Mevzide dinlenen veya traş olan, koşan, mermisi bittiği için silahlarının dipçikleri ile vuruşan, patlayan mayınla havaya uçan, ölen, yaralanan velhasıl kelam bir savaş esnasında tahayyül edilebilecek tüm sahnelerde var olabilecek mimikler, duruşlarla birlikte oyuncak askerler ve donanımları. İkinci Dünya savaşından tam 6 sene önce bunlarla oynayan çocukların kafalarında olağanlaşan manzaralar. Haliyle bu çocukları savaşa güdülemek zor olmasa gerek, hatta eminim bir heves koşmuşlardır cepheye. Öyle değil miyiz gerçekten? Hangimiz çocukluğumuzda oynadığımız bir oyunu tekrar oynamak istemez?

Peki yakın zamana dönelim. Artık çocuklarımızın oyun ve oyuncaklarının yerini büyük ölçüde bilgisayar, internet ve televizyon aldı. Kontrol ise Allah’a emanet. Aman çocuk oyalansın, biz de “Rahat rahat iki çift laf edelim” “Ortalığı toparlayalım” “Yemeğimizi pişirelim” ... Kısaca bir ailece dahi oturulup seyredilen programları düşünün. Seçiciliğin olmadığı karma diziler. Ben seyretmesem de basına o derece günlerce malzeme oluyorlar ki, habersiz kalmamak mümkün değil. Fatmagül’le başlayın? Binbir Gece ile devam edin. Yazamıyorum ama biliyorsunuz ne tür ahlaksızlıkların olduğunu. Bunları da geçelim, nerede güleceğimizi kendimizin kestiremediğimizi düşünen yapımcıların gülme efektleriyle dayadıkları komedi dizilere gelelim. Efekt olmasa da Recep İvedik serisini düşünün. Güldükleriniz neler? Birbirine alaycı laf sokan karakterler, hakaretler… 10 sene evvel hemen her gün sözde hicvederken bir yandan da bilinçaltımıza yanlış olan davranışları “gayet normal” şeklinde işleyen, pek çok kanal gezmiş “İtilmiş ve Kakılmış”ı. İtilmişin atmak için sabırsızlandığı dayaklarına ve hakaretlerine mukabil aynı dozdaki sözlerle cevap veren Kakılmış’a yıllarca güldük. Buyrun birkaç link ve resim:

https://www.youtube.com/watch?v=_qyk8tSXhOM
https://www.youtube.com/watch?v=gp1ktzw4Hqo
https://www.youtube.com/watch?v=d2TLzHHobKA
https://www.youtube.com/watch?v=yTEbhxC72C8
https://www.youtube.com/watch?v=LALtov7FIOw
https://www.youtube.com/watch?v=FYAZP4isPqg
Bir de şiddet türlerini düşünelim:
Fiziki şiddet, ekonomik şiddet, psikolojik şiddet, … Birbirine hakaret edenlere gülerek psikolojik şiddeti, dayak sahneleri ile fiziki şiddeti göçmenler gibi beynimizin atıl bölgelerine yerleştirdik. Adolf Hitler gibi aileyi bozmak isteyenlerin popüler kültür diyip bize yutturduklar içimizde büyüyüp canavarlaşan hisleri tekrar düşünün. Şimdi “neden şiddet bitmiyor”, “kadına şiddet devam ediyor” diye sorgulama yapanlar sokak ortasında da sergilenen psikolojik şiddeti unutuyor. Arkadaşlara, anne babalara, büyüklere, küçüklere… Eşyaya ve hayvana şiddet boyutlarını da ihmal etmeyin. Cinsel istismar konusunda da para ile bir gece, tecavüz sahneleri ile sapıkların fantezi dünyalarına kaymak sürülüyor. İffet isimli filmin o iğrenç sahnesinin yayınlandığı hafta aynı şekilde 7 kadın tecavüze uğradığını biliyor musunuz? Medyadan taklit vardır. Haber olan Amerika’daki keskin nişancının yerli versiyonunun bir bayram günü yaktığı canları hatırlayın. Başka bir ilde çıkan seri katilin çakmasının da 3 kişiyi katletmiş olmasını…. Hal böyleyken; şiddeti şiddetle yenmeye çalışmak veya kalkıp oynamak, dans etmekle protesto etmek yerine bu tarz dizileri, filmleri protesto edin. Şahsen kendim yapıyorum! Etrafımdakilere de anlatıyorum.
Birbirlerine avazı çıktıkları kadar bağıran aynı zamanda toplum içerisinde aşırı samimi bağıran çiftlerin uçsallaşan davranışlarının temelini sorgulayın. Sözde birbirlerini çok sevip, birbirlerine en çok zararı verenlerin duygu dalgalanmaları, sabırsızlıkları, kanaatsizlikleri ne ile izah edilebilir? Rol model olarak alınanlar kimler kamuoyu yoklaması yapın. Sonuç olarak da, hayali kahramanlardan mütevellit muhtemel bir listeye hazır olun.
Teknolojik oyuncaklar… Bir savaşa hazırlandık yıllardır. Bu oyuncaklarla 3. Dünya Savaşı hepimizin içinde başladı ve sürüyor. İyiler, kötüler… Karşımızdakine saygı duymak, hakaret etmemek, el kaldırmamak, konuşarak anlaşmak da savaşı bitirmek ve kazanmak elimizde. Geleceğimizi korumak için, ahlaklı toplum için.