Seçimimizle olmayan öyle çok özelliğimiz var ki… Kimini değiştirebiliyoruz: çeşitli boyalarla saç rengimiz, kontakt lenslerle göz rengimiz, hatta estetik operasyonlarla burnumuz gibi. Kimini ise seçemediğimiz gibi değiştiremiyoruz da: akrabalarımız, anne babamız, cinsiyetimiz gibi (istisnaları bu parantezin içinde bırakıyorum). Kadın olmak kimilerine göre oldukça zor. Cinsiyet bedenlerde. Peki ruhların da cinsiyetleri var mıdır acaba? Bir kadının ruhu, bedenen erkek olanlara taş çıkartacak bir erkeklikte olabilir mi mesela? Beden geçici, ruh kalıcı ise neden sadece bedende değerlendirilir ki kadın olmak? Kadın ve erkek eşit değil tamamlayıcıdır tanımlaması var da; insan olmanın cinsiyetsel bir ayrımı yok aslında. İnce-kadın ruhlu ve erkek-mert ruhlu olmak, her ikisini de bir arada barındırabilmek demek, ruhsal bir kimlik karmaşası anlamında da değil. İnsan tanımının içine hem kadın, hem erkek öğeleri giriyor işte.

Denizli 20 yıllık sürede hızlı göç almış bir il. 2013 yılı TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) verilerine göre 963464 nüfus ile Türkiye nüfusunun %1,3’ü Denizli’de yaşamaktadır. Nüfus bakımından 21. sırada yer alan Denizli kilometrekareye düşen kişi sayısı bakımından 82 kişi ile 30. sırada yer almaktadır. Erkek nüfusun kadın nüfusa oranı %99,4’tür. Yani Denizlide yaşayan kadınların sayısı, erkeklerden fazladır. Boşuna demiyoruz bu şehre KADIN DOSTU şehir diye. Ancak genç ve çocuk nüfusunda erkekler çoğunluktadır. Okuma yazma bilme oranı %98,1 ile Türkiye ortalamasının üstünde ve bu oranla 4. sırada yer alıyor ilimiz. Okullaşma oranı, Türkiye’deki sıralamaları ile birlikte ilkokul (1. kademe) için 99,38 (50.sıra) , ortaokul (2. kademe) için 95,58 (34.sıra) ve lise olmak üzere 80,73 (43.sıra) şeklindedir. İkinci kademeden liseye geçişte sıralamamız epey geriye gitmektedir.

Okuma yazma oranında %98,1 oranı içinde okuma yazma bilmeyen 2782 erkek 14024 kadın vardır. Yani il genelinde, ortalama olarak; okuma yazma bilmeyen her 6 kişiden 5 tanesi kadındır. 381845 kadının 135208’i ilkokul, 84401 ortaokul ve dengi, 68396 lise ve dengi, 35794 yüksekokul ve fakülte mezunu, 2154 yüksek lisans ve 605 doktora mezunudur. Yüksek eğitim seviyesine sahip kadın oranı Türkiye’deki ortalamaya göre daha düşüktür. Doktora yapan kadın oranı Denizli’de binde 1,58 iken Türkiye ortalaması ise binde 2’nin üstündedir. Lisans ve yüksekokul mezunu kadınların oranı Denizli’de %9,37 iken Türkiye’de %10,56’dır. Doktora yapanlar arasında kadın oranı, Denizli’de %37,95, Türkiye’de ise %39,42’dir. Lisans ve yüksekokul mezuniyet derecesine sahip olanlar arasında kadın oranı, Denizli’de %44,7, Türkiye’de ise %43,9’dur. Toplam nüfusa göre lisans ve yüksekokul mezunlarının oranı Denizli’de %10,74, Türkiye’de ise %11,68, doktorada ise Denizli’de binde 2,11, Türkiye’de ise binde 2,69’dur. Bu demek oluyor ki, kadın ve erkek toplam eğitimli birey arasında eğitim seviyesi arttıkça Türkiye ortalaması altında kalıyoruz.

Devir teknoloji devri. Yeni hedeflerimiz var. Teknolojiyi takip eden değil teknolojiyi üreten ve satan bir ülke olmak. Denizli’deki girişimci ruh cinsiyet ayrımından uzak ki, pek çok başarılı işyeri sahibi kadınımız da mevcut. Teknoloji ise nasıl üretilir? İlimle, fenle. Sanayici üniversite ile işbirliği yapmak da istiyor. Fakat hocalara devlet maaş ödüyor ya, sanayicilerin sorunlarına da karşılıksız cevap vermeleri gerektiğini düşünüyorlar. Oysa bir akademisyen girdiği derslerin karşılığında maaş alır. Kaldı ki, kamudaki bir mühendis üniversitedeki öğretim üyesinden yüksek maaş alıyor. Maaşı devlet ödediği için onlardan da destek alabileceklerini düşünmeden, bu yükümlülüğü sadece üniversitelere özgüleştiriyorlar. Kendisi okumaktan imtina eden bir toplulukta emeğe ve okumaya değer verilmemesi de pek garip olmasa gerek. Ancak hedef teknoloji üretmek ve satmak ise başlangıçta sanayicinin belli bir miktar (pek çok proje desteğinde sanayici sadece %25ini karşılıyor, hocaların ücretleri de proje destek sağlayıcısı kurumlar tarafından destekleniyor) ile elini taşın altına koyması gerekiyor.

Kadınlar çocukların eğitiminde ilk öğretmenler. Babalar da bu sınıfta yer alsalar da çok daha etkin olan kısım annelerdedir. Eğitim vermek için önce eğitim almış olmak gerekir. O nedenle kızların eğitimi üzerinde çok daha fazla hassasiyetle durulmaktadır. İyi öğretmenin ellerinde kurabiye hamuru gibidir çocuk. Okul döneminde de pekiştirme genellikle aile tarafından yapılmaktadır. İletişim kurabilmeyi, takım çalışmasına uygunluğu, öğrenmeyi öğrenme sürecini üniversitede kazanır bireyler. O nedenle eğitim, daha iyi yetişmiş, hedefe odaklanmış gelecek nesillerimiz için şart. Bir sonraki nesile katkı koymak için bugün kızlarınızı, çocuklarınızı okutmalısınız. Bedenlerimiz ölecek bir gün. Ancak millet şuuru, devlet ruhu ile Türkiye Cumhuriyeti payidar kalırken; ülkemizi şampiyonlar ligine taşıyacak nesiller için üzerimize düşenler belli. Seçim bugün bizim elimizde.

Bundan tam 80 yıl önce... Seçemediğimiz bedenlerimize ait cinsiyetlerimiz nedeniyle kısıtlandığımız seçme ve seçilme hakkı anayasa değişikliği ile Mustafa Kemal Atatürk tarafından Türk kadınlarına verilmiştir. Bu hakkın, kimi Avrupa ülkelerine (Fransa, İtalya, Yunanistan …) göre erken verilmesinden dolayı bugün dahi kıvanç duyuyoruz. Eş oyumuz, eş temsil hakkımızla, fiziken eşit olmasak da insan olarak eşitiz. 5 Aralık Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı tanınmasının yıldönümü tüm hemcinslerim için kutlu olsun. Şükranlarımızla…

 

Kaynak: http://www.tuik.gov.tr/ilGostergeleri/iller/DENIZLI.pdf