19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı ile gençlere ama biraz öğüt, ama biraz tavsiye ve genel anlamda da vay be dedirtmeyen tam aksine “Allahım akıl fikir ver” dediğim gözlemlerimden derleme.

Adı üstünde özel hayat, özel kalması gereken arkadaşlar kadar özel kalması gereken duygular var. Fakat modernleşen dünyada öyle bir hal aldı ki o özel kimseler sanılıyor ki, herkesin içinde bazı şeyler söylenirse, bazı hareketler yapılabilirse çok daha anlamlı oluyor. Cesaret büyük bir erdem elbet ama o kadar cesursanız …diye başlayan bir cümle kursanız o kahramanlıkların kof olduğunu da hissedebiliyorsunuz.

Daha önceden bir yapmacık hitaplar konusunda yazım olmuştu. Sitenin güncellenmesinde silinenlerden. Yeniden bahsetmek isterim. Joker olduğu için en komik bulduğum hitap: Aşkım. Herkes birbirinin aşkı. Hatta özelleri geçtim hem kocasına hem çocuğuna aynı şekilde hitap edenleri de görmek mümkün. Özellikle gençler arasında çok yaygın. Neden joker kısmına gelince bir önceki özel arkadaşın adıyla hitap edilse bir infiale yol açacakken “aşkım” denmesiyle kendini özel sanan kızların ya da erkeklerin saflıklarıyla hakikaten en iyi joker. Bence en özel hitap adınızla olandır. Aşkımın bebeğim, canım, gülüm ve hatta 80’li yılların Türk filmlerinin etkisi ile “yavrum” gibi versiyonları da var.

Bir diğeri ise mevzunun cılkını çıkaran ya fazlaca yumuşatılmış, yuvarlatılmış kocişkom, aşkilobum, kocişim, şulalobum, hulahobum veya fazlaca abartılmış herif, avrat, öküz (kız arkadaşını ruh öküzüm diye kaydetmiş öğrenci bile gördü bu gözler) hitapları. Birbirinize ne hakaretiniz ne de sevgi yumaklığınız hoş gözükmüyor karşıdan bilesiniz. Olan var olmayan var durumu da değil. Bir kimse kendi o derece “cik”ler ve “lob”larla küçültülürken veya hakaret içeren sözlerle aşağılanırken gülebilir anlamak güç. En önce insanın kendisine saygısı olacak denmesi de bu yüzden.

Biraz daha makul gördüğüm ancak anlamlandıramadığım bir diğer hitap ise eşlerinden başkaları gibi bahsedenler. Ahmet Bey, Ayşe Hanım… Hangi Ahmet acaba diye bir anlık tereddüte neden olabiliyor. İllaki bu şekilde kullanılmak istenirse de bana kalırsa eşim Ahmet Bey, nişanlım Ayşe Hanım gibi önünden belirtmek daha faydalı olur. Bir gün kardeşim gibi de sevdiğim birkaç çalışma arkadaşım eşleriyle evime gelip eşlerine Hanım’larla hitap ederken bana sadece Hilal demelerinde şaşakalmışlık yaşadım mesela. Sıkıca tembihlenmişler ve eğitilmişler eşleri tarafından. En son bana da hanım diyin bari dedim. Mantıken düşünün ne kadar yakın da olsa arkadaşınıza adıyla hitap ederken eşinize hanım diye hitap etmenizin nesi makul? Sonra ay neden gelip gitmiyoruz, hanımın selamı var, sizi bekliyor vs. Özentiliğin lüzumu yok gerçekten. Samimiyet saygıyı da sevgiyi de getirir, birbirlerine mış gibi yaparak saygı kurmaya çalışanların sevgileri de yavan kanımca.

Hitaplardan sonra hareketlere geçmek isterim. Herkesin içinde çorplatarak öperek, birbirine dolanmış ahtapot gibi gezerek, sanki bir aşk filminin romantik bir sahnesini herkes içinde canlandırarak birbirinizi çok sevdiğinizi göstermiyorsunuz. Herkesin içinde bu hareketlerle sadece yeni nesil nereye gidiyor dedirtiyorsunuz. Özel olan ifşa edildikçe özel olmaktan çıkar farketmiyorsunuz. Facebook üzerinden aşk böcekliklerinizi, sözcüklerinizi paylaşarak da olmuyor. Mahrem denen çizgi olmasa o zaman burnunuzu karıştırırken ya da ifade edemeyeceğim diğer kötü pozisyonları da paylaşabilmelisiniz. Biri iyi biri kötü diyeceksiniz. İyi ve güzel olan hisleri paylaşarak, herkese ifşa ederek aslında ruhlarınızı kirletiyor, kendinizde olağanlaştırıyorsunuz tüm güzellikleri. Sonra tat vermemeye başlıyor. Oysa o utangaç bakışlardır güzel olan, ilk elele tutuşmadaki heyecan. Sarmaş dolaş gezip sonrasında birbirlerine saydırdıkları sözlerle sardıranları gördükçe de emin oluyorum.?Olağanlaşmış, acısını yasını dahi tutmuyor. Hani büyük sevgiydi, aşktı? Evlilikler bitiyor denmedik sözler kalmıyor. En mahrem noktalara kadar. Hani nerede saygı? Karşıyı geçtim, kendinize saygınız nerede? Olmayabilir, yürümeyebilir. Özel hayatınız, size özel adı üstünde. Bir haklılık yarışına girip saydırmanın anlamı ne? Haklılıksa mahkeme talebinizi haklı bulmuş zaten, siz anlaşamazsınız demiş. Daha ötesi ne? Allahın katında da haklı olduğuna inananlar o imtihanı kazanmışlığınvakurluğundan susarlar. Ama toplum öyle bir şartlanmıştır ki ayrılmak, boşanmak ardından saydırılmıyorsa, anlatılmıyorsa kim bilir nedenlere gider. Zor değildir aslında bazıları için bazı bilgilere de erişmek. Hani son noktada bile her kim olursa olsun karşınızdaki, o saygıyı hak etmese bile kendinize öncelikle saygı duymalısınız. Ha keza sizi toplum içinde rahat sarılınabilir, öpülebilir konumuna koyan kişinin de hiç de size saygısı olduğunu iddia etmeyin. Kendinize saygınız varsa da kendinizi bu pozisyona düşürtmeyin. Siz hiç 5 yıllık evli olup sarmaş dolaş gezen gördünüz mü? Hızlı tüketmek niye?

Her cama dokunulduğunda parmak izi kalır. Kalbe her dokunan kişinin de kalbinin izi kalır. Cam zaman içinde matlaşıp içindekini yansıtamadığı gibi kalbinize her dokunan kalp de sizin kalbinizin içinin dışa yansımasını engeller. Ve hep bir şüphe olur içeriyi net görememekten acaba içeride ne var? Evet çok güzel duygular sevmek, sevilmek. Hepsi zamanı gelince olacak elbet. Sevin elbet, sevilin ama birbirinize zarar vermeyin. Gerçekten seviyorsanız… Çünkü gerçek sevgi de dokunmaya kıyamaz insan. Bir kelebeğin kanadındaki toz zerrecikleri gibi görür karşısındakini. Kendi içimizde temizlik olmadan toplumun temizlenmesi mümkün olmaz.