Daha küçücük yaşlardayken, ailemin bana aşılamaya çalıştığı dürüstlük ve insan sevgisi, hayatım boyunca bana yön veren bir izlence oldu.

Yalan ve yalakalıktan ne derece korktumsa, dürüstlük ve insan sevgisine bir o kadar sarıldım.

Sanıyordum ki, küçük yaşlarımda en değerli vasıflardan olan dürüstlük ilkesi ve insan sevgisi, yaşam boyu toplumumuzun da öncelikli değerleri arasında yer alacak.

Büyüdükçe, anladıkça, yıllar geçtikçe gördüm ki, benim senelerce büyük bir tutku ve inançla sarıldığım dürüstlük ve insan sevgisi çoktan tarihe karışmış da haberim olmamış.

Tarihe karışan bir zamanların bu öncelikli değerlerinin yerini ise, yalakalık, karşılıklı çıkar ilişkileri, bencillik ve sevgisizlik almış.

Şimdi anlıyorum ki, zaman zaman kendimi dünyada nesli tükenmiş bir varlık gibi hissetmem boşuna değilmiş.

Şimdi ne zaman insanların içine karışsam, o yoğun kalabalıklarda bir zamanların bu iki değerli vasfını arıyorum.

Ama bulamıyorum.

Günümüzde inanılmaz hadiselere şahit oluyor ve artık şaşmamam ve hayal kırıklığına uğramamam gerektiği halde, ne yazık ki halâ hayal kırıklığı yaşamaktan kurtulamıyorum.

Kimi yerde büyük bir çabayla, en yakınının sırtından ve emeğinden bile rant sağlamaya çalışanlarla karşılaşıyor, kimi zaman incir çekirdeğini doldurmayacak nedenlerden insanların gırtlak gırtlağa geldiğini görüyorum. İnsanların birbirine gerek yüzleriyle değil maskelerle yaklaşması, çıkar bitince dostluğun bitmesi ise içimi kanatıyor.

Kaybedileli bir hayli zaman olan güven ve insanlık sevgisi, günümüz şartlarında gülüp geçilen ve enayilik olarak algılanan sözcükler olduğu için, insanların para, şan ve şöhret önünde eğildiğini, fakirlik, iyi niyet, dürüstlükten bucak bucak kaçtıklarını görmek bana acı veriyor.

Artık kim nereden ve kimlerden çıkar sağlayacaksa onun önünde eğilir hale gelmiş, yoluna engel olarak gördüklerini tepip geçmeyi ise başarı ve kazanç olarak görmeye başlamış.

Kimi zaman Denizli sokaklarında yürürken örneğini verdiğim olaylarla karşılaşıyorum ve yüzümde istemsiz acı bir gülüş beliriyor.

Geçtiğimiz günlerde Çınar’daki palmiyeler altında oluşturulan banklardan birine oturup soluklanmak istedim.

Yan tarafımda genç bir çift oturuyordu ve aralarında geçen konuşma aynen şöyleydi :

Genç kız “Bunca zamandır çıkıyoruz, hangi gün bana bir kıyafet aldın? Hangi gün harçlığım olup olmadığını sordun. İşte senin sevgin bu kadarmış”

Delikanlı “Sen diğer çıktıklarından eksiklerini tamamlıyorsundur. Benden alacaklarını da hesaba yaz”

Duyduğum sözler beni resmen şoke etti.

Yanımda oturan çift anladığım kadarıyla, sözüm ona sevgiliydi.

Fakat sevgi bu kadar ucuzlamış mıydı?

Çıktıklarını söyleyen bu kişilerin arasındaki nasıl bir ilişkiydi?

Sadece çıkara dayanan, laçkalaşmış bir ilişki..

Sevgi bunun neresindeydi?

Genç çift ayağa kalktığında birbirine sarılıp “canımlı, aşkımlı” sözlerle oradan uzaklaşıp gittiler.

Bu minik bir örnekti.

Toplumda bu ve buna benzer öyle çok örnek var ki saymakla bitmez.

Ve artık anladım ki, güven, sevgi, saygı kavramı anlamını çoktan yitirmiş ve toplum çıkar, yalakalık, bencillik olaylarıyla adeta akraba olmuş..

Yazık!..