Karamanoğlu Mehmet Bey’in 13 Mayıs 1277 tarihinde  “Şimdiden sonra hiç kimse kapıda ve divanda, meclis ve seyranda Türk dilinden gayri dil söylemeye” şeklinde ferman yayınlamasının ardından, Türk Dili hızla asıl kimliğine oturmaya başlamıştı.

Karamanoğlu Mehmet Bey’in o fermanıyla, Anadolu’da Türklüğün mücadelesi verilirken, birlik ve beraberlik reçetesi de verilmişti. Tüm kültürel değerlerimizin ve dilimizin bugünlere taşınmasında çok önemli bir yeri bulunan bu fermanla, aynı zamanda kimliğimizi ve özümüzü korumayı başarmıştık.

Diline sahip çıkamayan milletlerin, geleceğine ve ülkesine de sahip çıkamayacağı gerçeği bir yanda gözümüzün önünde dururken, günümüzde Türkçe’nin  içine girip yerleşmiş Fransızca, İngilizce, Almanca gibi yabancı kökenli sözcükler ise Türkçe’yi içinden çıkılamaz bir hale dönüştürüyor.

Bilhassa genç kesimin çoğunda günlük konuşmalarının içine yerleşmiş olan ve kısaltma olarak kullanılan İngilizce sözcükleri duyduğumda tüylerim diken diken oluyor.

“Ok, by, merci” ve buna benzer yüzlerce yabancı kökenli sözcükle, Türkçemizin kimliği değişiyor ve içinden çıkılamayan bir karmaşaya dönüşüyor.

Geçtiğimiz senelerde Denizlimizde yapılan kampanyalarla, bir ara Paris’te bir cadde mi yoksa ilimizde bir sokak ve caddemi bilinmez hale gelen mağazalar, yabancı sözcüklerden arındırıldığı için sevinmiştim.

Fakat yemek kültürümüzü bile etkisi altına alan farklı büfe ve lokantalarda hot dog, cizburger, hamburger v.b sağlıksız ve aşırı şişmanlığa neden olan yiyecek maddelerinin de isimleri ve cisimleriyle Türkçemizi katlettiğini görmek beni kahretmeye devam ediyor.

Bu nedenle toplum olarak silkinip kendimize gelmemiz ve güzel Türkçemize sahip çıkmamız konusunda bir kez daha herkesi bilinçli davranmaya çağırıyorum.

Sağlıcakla kalın.